Ünal TAYFUR

Hayat Kısa, Ben Yorgunum, Yol Uzun

Ünal TAYFUR

Yol Uzun, MenziI Uzak: Bir Ömür Muhasebesi
​Abdurrahim Karakoç, "Hayat kısa, ben yorgunum, yol uzun..." derken aslında modern insanın içine düştüğü o büyük paradoksu üç cümleye sığdırır. Her şeyin hızla tüketildiği, zamanın bir kum saati gibi parmaklarımızın arasından akıp gittiği bu çağda; yetişmeye çalıştıklarımızla eldekiler arasındaki uçurum bizi kaçınılmaz bir "yorgunluğa" sürükler.

​Hayatın kısalığı, sadece takvim yapraklarının azalması değildir. Henüz dün gibi hatırladığımız çocukluk anılarının üzerine çöken onlarca yıl, biyolojik bir gerçekten ziyade ruhsal bir şok dalgasıdır. İnsan, hep "bir gün yapacağım" dediği şeylerin ertesi gün "geç kaldım" cümlesine dönüşmesini izlerken, Karakoç’un dizesindeki o haklı serzenişi daha iyi anlar.

​Peki, yol neden bu kadar uzun ve biz neden bu kadar yorgunuz? Eskiden yolculuklar mesafelerle ölçülürdü; şimdi ise beklentilerle, hırslarla ve toplumsal dayatmalarla ölçülüyor.
​Sürekli bir yere yetişme çabası,
​Mükemmel olma arzusu,
​Başkalarının hayatlarını izleyerek kendi eksiklerimize odaklanmak...
​Bu yükler, fiziksel bir yorgunluktan ziyade ruhsal bir tükenmişliği beraberinde getiriyor. Yolun uzunluğu, varmak istediğimiz yerin uzaklığından değil, sırtımızdaki heybenin gereksiz dünyalıklarla dolu olmasından kaynaklanıyor belki de.

​Yorgun olmak, pes etmek demek değildir; aksine, bu yolun hakkını vermeye çalışırken verilen bir moladır. Karakoç gibi şairlerin bu mısraları, bize insan olduğumuzu hatırlatır. Koşmak zorunda olduğumuz bir maratonda değil, her anı hissedilmesi gereken bir yürüyüşteyiz. Durup dinlenmek, bir çiçeğe bakmak veya sadece "yoruldum" diyebilmek, hayatın o amansız hızına karşı yapılabilecek en asil direniştir.
​Sonuç olarak;
Madem yol uzun ve vakit dar, o halde adımları daha nitelikli atmak gerekir. Hayatın kısalığını dert etmek yerine, o kısalığın içine sığdırılan anlamın derinliğine odaklanmak; belki de bu yorgunluğun en güzel ilacıdır.

Yazarın Diğer Yazıları