Ünal TAYFUR

Kibir Bir Hastalıktır

Ünal TAYFUR

Kibir, insanlığın en eski zaaflarından biridir. İnsan var olduğundan beri kişilik problemleri de onunla birlikte var olmuştur. Hayat bize birçok şeyi zıttı ile öğretir; iyiyi kötünün, güzeli çirkinin, doğruyu yanlışın karşısında tanırız. Bu bağlamda kibir, insanın kendini olduğundan büyük gösterme hastalığıdır.

Kibir, bireyin kendisini diğerlerinden üstün görmesi, farklı bir yerde konumlandırmasıdır. Bu hal, sadece kişisel bir kusur değil, toplumsal bir yaradır. Çünkü kibirli insan, kendi yükselişi için başkalarını feda etmekten çekinmez. Günümüzde bu tavrı sıkça görmekteyiz: insanlar bir yerlere ulaşabilmek için çevresindekileri tepelemekte, onları basamak olarak kullanmaktadır.

Kibir, hafızalara çanak tutan bir hastalık gibidir. Özellikle siyasette bu durum çok belirgin şekilde karşımıza çıkar. Geçmişte farklı ideolojiler uğruna omuzlarımızda taşıdığımız siyasetçiler, aslında kendi konumlarını korumak için halkın duygularını istismar etmişlerdir. Ne komünizmin gelmesi, ne kapitalizmin yerleşmesi, ne de başka bir rejimin kurulması onların gerçek derdi olmamıştır. Asıl amaçları, bulundukları yeri muhafaza etmek ve güçlerini sürdürmek olmuştur.

Bugün de benzer tabloları görmek mümkündür. Yeni nesil siyasetçilerden ziyade popüler kültürün figürleri –popçular, topçular– toplumun gözünde rol model haline gelmektedir. Ancak bu kişilerin ne kendilerine ne de topluma faydası olmayan davranışları, gençler tarafından benimsenmekte ve insanlığa sığmayan halleri normalleştirilmektedir. Bu durum, toplumun değerler sistemini zedelemekte ve genç kuşakların ahlaki pusulasını şaşırtmaktadır.

Kibir, bireysel bir kusur olmanın ötesinde, toplumsal bir yozlaşmanın da habercisidir. İnsanların birbirini ezerek yükselme çabası, kurumların içini boşaltmakta, siyaseti ve kültürü yozlaştırmaktadır. Oysa gerçek büyüklük, tevazu ile mümkündür. Tevazu, insanı insan yapan en temel erdemlerden biridir. Kibir ise insanı yalnızlaştırır, toplumdan koparır ve nihayetinde çöküşe sürükler.

Bugün yapılması gereken, kibirli tavırlara karşı bilinçli bir duruş sergilemektir. Gençlere, rol model olarak tevazu sahibi, topluma fayda sağlayan, değer üreten kişilerin gösterilmesi gerekir. Kibirle mücadele, sadece bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur. Çünkü kibir, bir kişinin değil, bir toplumun geleceğini karartır.

Yazarın Diğer Yazıları