Müslümanlarda Eksen Kayması
Ünal TAYFUR
Camiler, Müslümanların birlik ve kardeşlik mekânlarıdır. Orada edep, haya ve iman hâkim olmalıdır. Ancak son zamanlarda gördüğümüz manzaralar, Müslümanlık adına ciddi bir eksen kaymasına işaret ediyor. Hutbe sırasında zekâtı küçümseyen, “Zıkkım olsun” diye bağıran, imamı siyasi kimliği üzerinden yargılayan insanlar, aslında Müslümanlığın özünden uzaklaşmışlardır.
Bir tecrübeli hoca efendi şöyle derdi: “Cahilin dini olmaz, dine benzer hareketleri olur.” İşte bu söz, camide edepsizce konuşan, ayeti ve hadisi inkâr eden, dini değerleri küçümseyen kişilerin hâlini en iyi şekilde anlatıyor. Onların yaptıkları, dine benzeyen ama din olmayan hareketlerdir.
Ne yazık ki bu eksen kayması sadece cami içindeki sözlerle sınırlı değil. Bir üniversite profesörü, Diyanet İşleri Başkanı’na kızdığı için “O ayet okusa da inanmam” diyebiliyor. Oysa ayeti inkâr etmek, kişisel öfkenin ötesinde imanî bir meseledir. Bir başka kişi ise “Bu imamlar iktidarın adamı, onların arkasında namaz kılmam” diyerek camiden uzak duruyor. İslam’da imamın siyasi kimliği değil, namazın sahihliği esastır. Kişisel öfke ile dini ibadeti birbirine karıştırmak, Müslümanlığın özünü zedeleyen bir tavırdır.
Müslümanlık sadece şekil değildir. Namaz kılmak, zekât vermek, camiye gitmek tek başına yeterli değildir. Asıl Müslümanlık, edep ve şahsiyetle yaşanır. Bir cümle insanı dinden çıkarabilir. Bu yüzden Müslüman, ağzından çıkan her söze dikkat etmek zorundadır.
Bugün Müslümanlarda yaşanan eksen kayması, hepimize bir uyarıdır: İmanımızı yeniden gözden geçirmek, ahlakımızı yeniden inşa etmek ve edebimizi yeniden hatırlamak zorundayız. Çünkü Müslümanlık, sadece camiye gelmek değil, camiye yakışır bir şahsiyetle yaşamak demektir.
---