Şekilcilikten Gerçekliğe
Ünal TAYFUR
Bir akşam namazında yaşadığım küçük bir olay, aslında günümüz Müslümanlarının karşılaştığı büyük bir imtihanı gözler önüne seriyor. Cemaatle namazımızı kıldıktan sonra, içimizden biri aynı namazı tekrar etti. Sebebini sorduğumda, “Hocam başınızda takke yoktu, içimde şüphe oluştu” dedi. İşte tam da burada mesele başlıyor: İbadeti şekle indirgemek, özünü unutturuyor. Oysa İslam, kolaylık dini; samimiyet ve gönül açıklığıyla Allah’a yönelmeyi öğütleyen bir din.
Kur’an-ı Kerîm’de “Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez” (Bakara, 2/185) buyuruluyor. Bir başka ayette ise “Allah sizin için dinde bir zorluk kılmadı” (Hac, 22/78) denilerek kulluğun özünde kolaylık ve samimiyet olduğu hatırlatılıyor. İbadetin ruhunu şekil değil, niyet belirler. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Ameller niyetlere göredir” (Buhârî, Bed’ü’l-Vahy, 1) buyurarak ibadetin özünü ortaya koymuştur.
Hz. Peygamber’in hayatında da bu kolaylık ve samimiyet görülür. O, ibadeti zorlaştırmamış, bilakis “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin” (Buhârî, İlim, 11) diyerek Müslümanlara yol göstermiştir. İbadet, takke veya sarıkla değil, gönül açıklığıyla Allah’a yönelmekle değer kazanır.
Mevlânâ’nın “Surete bakma, manaya bak; çünkü suret, mananın kabuğudur” sözü, ibadetin özünü hatırlatır. Yunus Emre ise “Dervişlik olsaydı tâc ile hırka, biz dahi alırdık otuza , kirka” diyerek şekilciliğin boşluğunu dile getirir. Hz. Ali (r.a.) “Din, şekil değil özdür; özünü kaybeden şekil sahibini kurtarmaz” diyerek aynı hakikati vurgular.
Bugün Müslüman’ın imtihanı, şekilcilikten sıyrılıp özüne dönmektir. Takke, sarık, hırka, cübbe… Bunlar ibadetin özü değil, kültürel kabuğudur. Sibirya’daki Müslüman kürk ile, Hac yapamaz aynı zamanda Mekke’deki Müslüman ince entariyle sibirya'da yaşayamazsın ibadet yapamaz , iklim ve şartlar farklıdır ama samimiyet birdir. Allah’a ulaşmak için aracıya gerek yoktur; dua doğrudan kul ile Rabbi arasındadır.
Tarikatlar, cemaatler, teşkilatlar… Eğer samimi bir mürşid ile insanı Allah’a yaklaştırıyorsa eyvallah; ama çıkar için örgütlenen, dini 6holdinglere dönüştüren yapılardan uzak durmak gerekir. Çünkü dinin özü, gönül açıklığıyla Rabbine yönelmektir.
şekilcilik dini zorlaştırır; samimiyet ise kolaylaştırır. İslam’ın özü, gönülden Allah’a yönelmektir. Ayetler, hadisler, Mevlânâ ve Yunus Emre’nin sözleri bize aynı hakikati hatırlatıyor: Kabukla uğraşma, özüne bak. Çünkü iman, şekil değil, kalple tasdiktir.