Yeşilay: Geçmişten Günümüze Bir Gönüllülük Kurumu
Ünal TAYFUR
Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan itibaren toplumun karşılaştığı dert ve sıkıntılara çözüm üretmek amacıyla çeşitli kurumlar oluşturmuştur. Bu kurumların en köklülerinden biri, 5 Mart 1920’de Mazhar Osman ve arkadaşları tarafından İstanbul’da “Hilal-i Ahdar” adıyla kurulan Yeşilay’dır. 1929’da “Yeşil Hilal” adını alan bu teşkilat, 1936’dan itibaren “Yeşilay” olarak anılmaya başlamış ve bağımlılıkla mücadelenin simgesi haline gelmiştir. Bugün her yıl 1-7 Mart tarihleri arasında kutlanan Yeşilay Haftası, bu köklü mücadelenin hatırlanması ve gönüllülük ruhunun yeniden canlanması için önemli bir vesiledir.
Yeşilay, günümüzde bağımlılıklarla mücadelede ülkenin tek temsilcisi konumundadır. Elbette bazı sivil toplum kuruluşları da destek vermektedir; ancak devletin desteğiyle, gönüllülük esasına dayalı olarak yürütülen bu mücadelede Yeşilay’ın rolü benzersizdir. Burada görev alan gönüllüler ve çalışanlar, herhangi bir maddi çıkar gözetmeden, yalnızca toplumun iyiliği için çaba göstermektedir. Bu yönüyle Yeşilay, hem bir kurum hem de bir vicdan hareketidir.
Yeşilay’ın prensipleri, milletimizin inancından, değerlerinden ve kültürel birikiminden beslenmektedir. Modern psikoloji ve davranış bilimlerinin sunduğu yöntemlerle birlikte, inanç ve değerlerimizin sağladığı motivasyon, bağımlılıkla mücadelede güçlü bir zemin oluşturmaktadır. Bu nedenle Yeşilay’ın çalışmaları yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda manevi bir derinliğe sahiptir.
Bugün bizlere düşen görev, Yeşilay’ın gönüllülük esasına dayalı mücadelesine destek vermek, bağımlılıklardan uzak bir toplum için çaba göstermektir. Çünkü bağımlılıkla mücadele yalnızca bir kurumun değil, bütün milletin ortak sorumluluğudur. Yeşilay Haftası, bu sorumluluğu hatırlatan bir çağrıdır: Sağlıklı nesiller, güçlü bir toplum ve bağımlılıklardan arınmış bir gelecek için hep birlikte gayret göstermeliyiz.
---