'Zayıf karne tembellikten değil, depresyondan olabilir'
Ülkemizdeki eğitim sistemi, sınav sistemi ve gelecekle ilgili kaygılar çocuklarda büyük bir zorlanmaya neden olabileceğini belirten Psikiyatrist Psikoterapist Doç. Dr. Yunus Hacımusalar, 'Burada çocuklara gösterilen aşırı tepkiler, kötü bir söz, suçlayıcı bir ifade onların umutlarını daha çok kırmakta, öz güvenlerini kaybetmelerine neden olmakta ve ileriye yönelik eğitim süreçlerinde daha başarısız olmalarına neden olabilmektedir. Bu dönemde aileler suçlayıcı bir dilden mutlaka uzak durmalı. Çocukları başka bir çocukla kıyaslamak onların sıkıntılarını daha çok artırabilir. Ayrıca karnedeki kötü notların nedenleri her zaman tembellik ya da çalışmamak değildir. Çocuklarda ortaya çıkabilen dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, özgül öğrenme güçlüğü, sınav kaygısı, performans anksiyetesi, hatta depresyon gibi belirtiler çocukların başarısız olmalarının en önemli nedenleri olabilir' dedi.
16 Ocak tarihinde milyonlarca öğrenci ara tatile girdi. Bazı çocuklar takdir ve teşekkür belgeleriyle sevinç yaşarken, bazıları ise karnelerindeki zayıf notlarla tatili karşıladı. Ancak karnedeki başarısızlığın aileler tarafından sert tepkilerle karşılanması, çocuklarda telafisi mümkün olmayan psikolojik sorunlara ve trajik olaylara zemin hazırlayabiliyor. Konuyla ilgili uzmanlar, ebeveynleri çocukların ruh sağlığını korumaları konusunda ve hayati sonuçlara sebep olabileceği konusunda uyarıyor.
Karnenin zayıf gelmesiyle bazen ailelerin çocuklarına aşırı tepkiler gösterebildiğini belirten Psikiyatrist Psikoterapist Doç. Dr. Yunus Hacımusalar, 'Birinci yarıyıl bitti, eğitim dönemi tamamlandı ve bir sömestr tatili başladı. Bu dönemde tabii ki karnelerde olumlu ya da olumsuz notlar da geldi. Maalesef ki zayıf notların geldiği karnelerde bazen evde kriz durumları ortaya çıktı. Karnenin zayıf gelmesiyle birlikte aileler bazen çocuklarına aşırı tepki gösterebiliyorlar. Burada birkaç neden var. Öncelikle aileler bu karnedeki kötü notları kendilerinin bir başarısızlığı olarak algılayabiliyorlar. İkincisi, tabii ki çocukların geleceği için kaygılanmaları onlara bazen aşırı tepkiler vermelerine neden oluyor. Ancak bu olumsuz tepkilerin sonuçlarında, her yıl olduğu gibi hepimiz bazen üzücü haberler, çocuklarımızın kendine zarar verdiği olaylara tanık olabiliyoruz. Burada aileler ve çocuklar üzerinde ciddi bir yüklenme olduğunun farkındayız. Ülkemizdeki eğitim sistemi, sınav sistemi ve gelecekle ilgili kaygılar onlarda büyük bir zorlanmaya neden olabilir. Ancak burada çocuklara gösterilen aşırı tepkiler, kötü bir söz, suçlayıcı bir ifade; onların umutlarını daha çok kırmakta, öz güvenlerini kaybetmelerine neden olmakta ve ileriye yönelik eğitim süreçlerinde daha başarısız olmalarına neden olabilmektedir. Bu dönemde aileler suçlayıcı bir dilden mutlaka uzak durmalı. Çocukları başka bir çocukla kıyaslamak onların sıkıntılarını daha çok artırabilir. Destekleyici bir tutum içerisinde olmalılar ve onlara karşı koşulsuz bir sevgi sunmalılar. Karnenin iyi ya da kötü olması bir çocuğun karakterini, kişilik özelliklerini ya da geleceğini belirleyen tek bir faktör değildir. Karne aslında o dönem gösterilen çalışmanın bir ürünüdür. Ayrıca karnedeki kötü notların nedenleri her zaman tembellik ya da çalışmamak değildir. Çocuklarda ortaya çıkabilen; dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, özgül öğrenme güçlüğü, sınav kaygısı, performans anksiyetesi, hatta depresyon gibi belirtiler çocukların başarısız olmalarının en önemli nedenleri olabilir.Öncelikle ailelerin geçmişe yönelik bir şeyi değiştiremeyeceklerini kabul etmeleri ve çocuklarının geleceğine yönelik somut bir planlama yapmaları gerekir. Bu planlama içerisinde çocukla iş birliği ve doğru bir iletişim kurmak; onun yanında eğitim sistemi içerisindeki okul yönetimi, aile ve rehber öğretmenlerle iletişim içerisinde olmak ve sorunun nedenlerini saptayarak çözüm odaklı yaklaşmak en önemlisidir' diye konuştu.
'KENDİNE ZARAR VERME DÜŞÜNCESİ VARSA MUTLAKA YARDIM ALIN'
Öğrencilere ve gençlere de bazı önerilerde bulunan Psikiyatrist Psikoterapist Hacımusalar, 'Onlar bir kere zamanlarını çok iyi yönetmeleri gerekiyor. Sınav çalışma sistemleri ya da ders programlarına yönelik uyguladıkları yöntemleri, çalışma tekniklerini gözden geçirmeleri çok önemli. Kırık notlar ya da zayıf notlar geleceği belirleyen tek bir faktör değildir ama burada kendilerine yönelik bir çalışma sistemi belirleyip ona uygun hareket etmeleri uzun vadeli bir problemi çözmeye yardımcı olacaktır. Notlar geçicidir ama oluşturduğunuz çalışma sistemi kalıcıdır. Sonuçta önümüzde bir tatil dönemi var ve ailelerin çocuklarıyla birlikte bu dönemi verimli geçirmeleri çok önemli. Hobilerde bulunmaları, kitap okumaları, spor yapmaları, gezmeleri ve bu dönemin sonunda geleceğe yönelik yeniden bir planlama yaparak çocukların umudunu kırmadan onlarla iş birliği içerisinde davranmaları gerekiyor. Eğer bu dönemde çocuklarımız büyük bir umutsuzluğa kapılırsa, kendilerini mutsuz, gergin hissederlerse ve özellikle kendine zarar verme gibi düşünceleri oluşursa mutlaka güvendikleri bir büyüklerinden yardım almaları önemli. Bu bir aile bireyi olabilir, rehber öğretmenleri olabilir, okul yönetimi olabilir. Aileler de çocukların ruhsal belirtileri konusunda çok dikkatli olmaları gerekiyor. Uyku ve iştah düzeyindeki bozukluklar, huzursuz olma, gergin olma, aşırı tepkiler ve bazı ruhsal tepkiler bir ruhsal durumun, hastalığın belirtisi olabilir; bu durumda da mutlaka bir uzmandan yardım almaları önerilir' şeklinde konuştu.