Değerli dostlar; Fatih Karagümrük, Sulukule semtindeyiz. Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Başkanı Şükrü Pündük Bey’le söyleşimize devam ediyoruz.
2012’den sonra Fatih bölgesine özellikle de Sulukule civarına yerleşen Suriyelilerden dolayı burası Küçük Suriye diye anılmıştır. Suriyelilerin işgücü ihtiyacından dolayı düşük ücrette çalışmaları Romanları ve Sulukule ve civarındaki Romanları nasıl etkilemiştir?
Tabii, bu durum bizi etkiledi. Suriyeliler de çalışkan ve fedakâr insanlardı. Ama 2012 sonrası gelen kardeşlerimiz, hayatta kalma mücadelesi verdiği için çok daha düşük ücretlere, hatta bazen sadece yemek ve yatacak yer karşılığında çalışmak zorunda kaldı. Suriyelilerin düşük ücretlerle çalışmaları mahallemizdeki Romanları iş bulma konusunda zorladı. Bizim gençlerimiz, özellikle geçimini sağlamak için geleneksel işlerimizde rekabet etmek zorunda kaldı. Ama biz Romanlar dayanışmayı biliyoruz; birbirimize destek olarak bu zorlukların üstesinden gelmeye çalıştık. Yine de iş bulmak eskisi kadar kolay olmadı, bazı aileler daha çok sıkıntı yaşadı. Sulukule dediğimiz yer ruhunu kaybediyor. Eskiden davulun, zurnanın sesi yankılanırdı sokaklarında. Şimdi ise bir ekonomik çaresizlik ve derin bir hüzün sardı. Bu yüzden diyorum ki artık Roman gençlerinin istihdam edilmesi için somut adımlar atılması gerekiyor. Onlara sadece iş değil, gelecek umudu vermemiz lazım.
Şükrü abi, Romanlar daha çok büyükşehirlerde, kentsel dönüşümlerin olduğu muhitlerde ikamet ettikleri için mağdur olabilmektedirler ki bunu biraz önce ifade ettiniz. Birlikte yaşamayı seven bu insanların neden getto halinde yaşadıklarını ifade eder misiniz?
Şimdi şöyle söyleyeyim, getto derken bizler mahallemize 1480'de gelmişiz İstanbul'a. İsteyerek bir yere gelmemişiz. Osmanlı Dönemi’nde gelmişiz Sulukule'ye. Sulukule'de oturmuşuz ve bizler Konya'dan Karamanoğulları tarafından gelen bir topluluktanız. Trakya'dan gelen bir topluluk var, Selanik'ten gelen başka bir topluluk da var. 1400 yılında hepimiz bir yere gelmişiz, bir yere oturmuşuz. Bizden 200-300 sene önce başka yerlerden gelen Romanlar da var. Ben şimdi soruyorum, kentsel dönüşümünü yapanlar mı önce geldi buraya yoksa biz mi geldik önce buraya? Biz geldik buraya. Onlar kendi kafalarına göre kentsel dönüşümü yaptılar. Yani tabii ki Türkiye Cumhuriyeti'nde en zayıf halk Romanlar. Kentsel dönüşümü nereye yapabilirsiniz? Roman mahallesine yapabiliriz deyip de kentsel dönüşümü Roman mahallelerine yaptılar. Bu Roman mahallelerinde kentsel dönüşüm, kentsel dönüşüm olmadı. Bizde burada rantsal dönüşüm oldu. Çünkü Roman mahallesine gelin, bugün gazetecisiniz, yazarsınız, geleceksin TOKİ'ye, bir tane TOKİ'de oturan Roman yok.
Kimler oturuyor bu TOKi’de şimdi?
Suriye, İran, Irak’tan gelenler. Şimdi burada dernekler kurulmaya başlandı. Bilmem ne derneği, bilmem ne derneği, isim vermek istemiyorum. Bir sürü dernekler kurulmaya başladı. İnsanlar burada Romandan çok başkaları oturuyor zaten. Roman yok TOKİ’nin içinde.
Aslında Romanların dışında gacolar yaşıyor.
Aynen. Şimdi bu kentsel dönüşüm kime oldu? Kime yapıldı burası? Yani gelsinler, kim gelirse gelsin. Cumhurbaşkanımız da gelsin. Bakanlarımız da gelsin. Kim varsa hepsi gelsin, baksın bir tane Roman var mı mahallenin içinde? Yani nasıl kentsel dönüşüm bu? Yani kentsel dönüşüm bizlere yapılması gerekiyor. Kentsel dönüşüm ne demek? Nasıl yapılabilir? Kentsel dönüşümden önce burada yaşayan insanların sosyoekonomik yönden araştırılması gerekir. Bu insanlar ne yer, ne içer, ne giyer, nasıl yaşar? Bize göre evler yapılması lazım. Kentsel dönüşüm diye neden bizi böyle mağdur ettiler? Getto gibi yaşıyorlar. Nasıl getto gibi yaşıyorlar? Bizler mahalle kültürüyle büyümüş delikanlılarız. Cumhurbaşkanımız da biliyor bizim mahallemizi.
Birlikte yaşamaktan kastım birlikte yaşama kültürünün olduğu komşuluğun, dayanışmanın ve paylaşmanın olduğu bir yaşam biçimi.
Bizim Cumhurbaşkanımız da biliyor nasıl yaşadığımızı. Gelsinler, görsünler ne yapmışlar, nasıl olmuşlar. Bir baksınlar ya kentsel dönüşümde kimler oturuyor burada. Allah rızası için diyorum.
Peki, bu barınma sorununun çözümüne yönelik kentsel dönüşümden sonra farklı adımlar atıldı mı?
Hiçbir adım atılmadı. Çok kötü hâle düştük yani. Benim o zaman yaşadığım mahallenin hâli ne, bugünkü hâli ne? Bugünkü hâli çok kötü.
Devletten ve belediyelerden bu anlamda beklentileriniz nelerdir?
Tabii ki mahallemize geri dönmek. Yeniden mahallemizin yaratılması. Yeniden aynı yere, aynı şekilde konmak isteriz belediyeden. Yani arsalarımız, evlerimiz kendi tapularımızdı. Tapusuz arsalarımız yoktu bizim. Hepsi tapuluydu elimizde. Yani belediye başkanımızdan onu isteriz. Bizi aynı mahallemize geri versinler. İnsanlarımız tekrardan bir araya gelsin. Mahalle kültürünü yaşatalım. Biz bunu isteriz şu anda. Ama bu nasıl olacak?
Buna yönelik çalışmalar yok, diyorsunuz.
Yok, şu an imkanı bile yok. Görünen manzara bunu gösteriyor. İlerde şartlar değişir, belediye veya devlet bir adım atarsa bilemem tabii.
12. bölümün sonu