Ünal TAYFUR

İmam-Öğretmen-Muhtar

Ünal TAYFUR

Çocukluk yıllarımızda köy hayatı üç temel figürün etrafında şekillenirdi: öğretmen, imam ve muhtar. Bu üçlü, köyün hem idari düzenini hem manevi rehberliğini hem de eğitimini üstlenirdi. Öğretmen, birden beşe kadar bütün sınıfları aynı odada okuturdu; imam, köyün manevi huzurunu sağlar, muhtar ise köyün idari işlerini yürütürdü. İhtiyar heyetiyle birlikte bu üçlü, sınır anlaşmazlıklarından alacak verecek meselelerine kadar pek çok sorunu mahkemeye taşımadan çözerdi. Kararlarına herkes saygı duyar, köyde barış ve düzen böyle sağlanırdı.  

Bugün ise köyler boşaldı. Göç nedeniyle cemaat kalmadığı için imam atanamıyor, öğrenci olmadığı için öğretmen gönderilmiyor. Muhtar tek başına kaldı; birkaç aza ile istişare etse de eski saygınlığını yitirdi. Köyün kendi kendini yönetme gücü zayıfladı, yerel barış mekanizmaları ortadan kalktı.  

Sosyolojik veriler de bu tabloyu destekliyor. TÜİK’in son raporlarına göre Türkiye’de köy nüfusu 1980’lerde toplam nüfusun yarısından fazlasını oluştururken bugün %7’nin altına düştü. 2024 yılında iller arasında göç edenlerin sayısı 2 milyon 682 bin kişiye ulaşt. Bu göç, köylerde eğitim ve ibadet kurumlarının kapanmasına, muhtarın yalnızlaşmasına yol açtı.  

Sonuç olarak, köyün üç direği olan öğretmen–imam–muhtar birlikteliği artık yok. Bu kayıp sadece nostaljik bir hatıra değil; aynı zamanda toplumsal barışın ve yerel adaletin zayıflaması anlamına geliyor. Köylerin boşalmasıyla birlikte ülke, kendi içinde ürettiği dayanışma ve adalet kültürünü de kaybetti. Bu nedenle geçmişin hatıralarını yazıya dökmek, hem kültürel hafızayı canlı tutmak hem de bugünün sorunlarını anlamak için büyük önem taşıyor.

Yazarın Diğer Yazıları