Umut…
Bu nasıl bir şey ki inandığında en olmaz şeyler gerçekleşiyor, kaybettiğinde yaşama sevincini de alıp götürüyor. Umut; dilektir, hedeftir, tutkudur, bekleyiştir, hayata bağlanmaktır. Geleceğe bağlayan güçtür. Hayatın sonrasında devam edecek bir başka hayatın varlığına inançla birlikte devam edebilme arzusudur.
Umut kaybedildiğinde bunların hepsi birbir yok olur. Ne hedef, ne amaç, ne bağlılık, ne de yaşama sevinci kalır.
Hayati önem taşıyan bu kavram hakkında o kadar çok şey söylenmiştir ki…
Her şeyden önce yüce yaratan bizi bizden daha iyi bilen, vaat ettiğini mutlak gerçekleştiren, umudu ve sabrı kesin bir dille kullarına tavsiye eder.
“…Asla umudunuzu kesmeyin.”
İnanç varsa kesmez! Lütuf ve merhamet sahibinin her an kendisiyle birlikte olduğuna inanır ‘acele’ etmez, ‘sabır’la bekler. Kişi umut ederek, ona yönelerek kalbi bir eyleme geçmiştir zaten.
Yaşam amacımız inanç temelli ise umudumuz baki kalacak, bir şeyler istediğimiz gibi gitmediğinde (çabamıza rağmen) ardındaki hikmete matuf, tevekkülümüz devreye girecektir.
Sevgi sevgiyi çağırır, şiddet şiddeti doğurur; mutluluk mutluluğu arttırır. Umutsuzluk korku, kaygı ve karamsarlığı…
Seçim bizde yani, irademizi kullandığımız yönde. Her şeyin zıddı ile kaim olduğu şu evrende bizi sürekli yöneten ve yönlendiren iç seslerimizde birçok şey bizim kimi dinlediğimiz, neyi dinlediğimiz, neyi kendimize yoldaş edindiğimizle alakalıdır. Kimlerle oturur kalkar, kimleri dost edinirsek öyle oluruz.
Davranışlar bulaşıcıdır çünkü.
Seçtiğimiz arkadaşlar mutlu, hayat dolu, yaşam amacı oluşmuş, hedefleri beklentileri olan birileriyse bizde de aynı duyguların yeşerdiğini, farkında olmadan onu modellediğimizi görürüz.
Seçtiğimiz arkadaşlar karamsar, bedbaht, çaresiz, kötümser ise bizde de çöküntü, bedbinlik, boşluk anlamsızlık kendini gösterecek. Bu durumda en ufak bir rüzgarda bile oraya buraya savrulmak kaçınılmaz olacaktır.
“Şunu unutmamalı ki hayatınıza değer katmayan biri gerçek dost, gerçek arkadaş olamaz.” Buda arkadaşlık ölçümüzün sağlaması olsun.
Nerden başlamalı, nasıl yapılmalı diyecek gücü kendimizde bulabiliyorsak umut hala var. “Aslında iyi bir hayatım var.” diyorsak umut hala var. “Biraz gayret etsem şunu yapabilirim” diyorsak, umut hala var.
“Her şeye yeniden başlasam” diyebiliyorsak hala umut var.
İç motivasyonumuzu oluşturacak tasavvurlarımızı yenileyecek, yaşam amacımızı destekleyecek tüm enstrümanlar zihnimizde, çevremizde var. Belki kendimiz belki ailemiz, belki bir öğretmen belki de bir kitapta… Ama var.
İşte onun peşinden gidelim. Zorlansak da yorulsak da tutalım bırakmayalım. Sımsıkı sarılalım bizi asla yarı yolda bırakmayacak değerlere…
Başarabileceğimize inandığımızda değişim gelecektir. Ruh halimiz, bakış açımız, hayata yüklediğimiz anlam değiştikçe; kendimize, çevreye yabancılaşmanın önü kesilmiş olacaktır.
Hadi artık… Tutun çıkarın inancınızı, çağırın umudu… ve eşlik etsin ona mutluluk…