Rehberlik, öğrencileri her açıdan yönlendirme, onlara amaç ve hedefler göstermektir. Başka bir tanımla kişinin kendisini gerçekleştirmesi için uzmandan aldığı yardım sürecidir.
Rehberliğin ilkelerine göre; rehberlik isteyene yapılmalı, bireye saygı duyulmalı, sürekli yararlanılacak bir hizmet olmalı, seçim yapmada özgür bırakmalı, gizlilik temeline dayanmalı, eğitimin bir parçası olmalı, örgütlü, planlı ve profesyonel bir hizmet olarak verilmelidir.
Eğitsel, mesleksel ve kişisel rehberlik ve psikolojik danışma alanları vardır. Rehberlik yaparken şunlara dikkat edilmelidir: Rehberlik zorla yapılmamalı, özendirilmeli, güven verilip yardımcı olunacağı hissettirilmeli, dost rolü oynanmalıdır.
OKULDA BAŞARIYI EN ÜST SEVİYEYE ÇIKARMAK İÇİN NE YAPMALI?
İlk önce okul personeli birbirini çok iyi tanımalı, sağlıklı bir iş ve insani ilişkiler içinde olmalıdır. Her öğretmen sadece kendi öğrencilerini değil, diğer öğrencilerle de güzel bir ilişki kurmalıdır. Çocuklar tek başına yaşamayıp aileleriyle yaşadığı bilinciyle sorunları aileleriyle birlikte konuşarak çözülmelidir. Gerek öğretmenler, gerekse öğrenciler birbirini tanır, birbiriyle konuşur, görüşür ve yardımlaşırsa o okulda başarı en üst düzeye çıkacaktır. Aynı bir aile gibi okulda çalışanların ikinci evi olmak zorundadır.
Örnek gösterilen okulların başarısı hep bu temele dayanmaktadır. Bu anlayış başarının hayat noktası ve can damarıdır. Acılı ve sevinçli günlerde çalışanların birbirine destek olması, dostlukların pekişmesine, yabancılık duygusunun ortadan kalkmasına yardımcı olur. Okuldaki tüm fertler birbirine sahip çıkar, aynı aile ocağında olduğu gibi tek yürek, tek bilek olurlarsa başarı kendiliğinden gelir.
ÖĞRETMENİ BAŞARIYA GÖTÜRECEK YOLLARI BİLİYOR MUYUZ?
İyi bir eğitimci bahçesinde rengârenk çiçekler yetiştiren bir bahçıvan değil midir? Gerçek öğretmen gülleri severken eline batan dikenden şikayet eder mi? Etmez, çünkü o dikenlere değil, çiçeklere hizmet ettiğini bilir. Öğretmenin gönlü dikensiz gül bahçesidir. Daha önce de belirttiğim gibi, öğrencisini rüyasında görmeyen öğretmen iyi bir eğitimci olamaz.
Öğretmen sadece okulda değil bulunduğu her yerde eğitimin içinde olmalı, eğitimi düşünmeli ve konuşmalıdır. Genelde meslektaşlarım okul dışında eğitim üzerinde konuşmayı pek sevmezler. Gerçi bazıları okulda da konuşmayı sevmezler. Öğretmen odasında eğitimden, öğrenciden daha çok spor, hangi markette hangi mal daha ucuz, döviz, ev ve araba fiyatları konuşulur. Evet, bunlar hayali şeyler değil yaşananlardır.
Öğretmen bulunduğu her yerde eğitim üzerine kafa yormalıdır. Problemlerin çözümü önce beyinlerde başlar. Atalarımız: “Dile gelmeyen ele gelmez.” demiyor mu?
İyi bir eğitimci tüm sevgisini öğrencisine verir, onlara yararlı olmak için elinden gelenin fazlasını yapar, dersini zevkli hale getirmek için güzel ve etkili konuşur. Mesleğin sırrı, başarının anahtarı sorusuna işte güzel bir cevap.
“Öğrenciye kendinizi sevdirin, kendinizi sevdiremezseniz, dersinizi de sevdiremezsiniz. Kalbine giremediğiniz öğrencinizin kafasına da giremezsiniz.”
Sevgi öyle bir sözcük ki, ölçülemeyen çok güzel bir duygudur. Sevgi insanlara inanılmaz fedakârlıklar yaptırır. Seven sevdiğine zaman ayırır, onunla ilgilenir, sevgi sihirli duygunun özüdür. Sevgi asla karşılıksız kalmaz. Siz öğrencinizi severseniz o da sizi sever, fedakârlıklar karşılıklıdır. İşini ve öğrencilerini seven bir öğretmenin başarısız olmasını düşünemiyorum. Başarı mutluluk getirir. İnsan sevdiği işten de mutluluk duyar, sevdiğiniz öğrencilerle birlikte olmak size büyük bir mutluluk verir.