Halil SEVERCAN

Sohbet

Halil SEVERCAN

GÖNÜLDEN SESLENİŞ
                                    Halil Severcan
           Saygıdeğer gönül dostlarım.  Bugün sizlerle sohbet etmeye , sizlere gönlümdekilerin bir kısmını  açmaya gayret edeceğim. Kolay değil bu şehirde doğmak, seksenlerce  yıl yaşamın  akışına ayak uydurup hayatta kalabilmek, kolay değil köklerine bağlı kalıp, her türlü zararlı akımlardan korunup geleneklerini, göreneklerini muhafaza edebilmek, kolay değil bin bir türlü entrikanın cirit attığı ortamlarda temiz kalabilmek hiç de kolay değil haramla helali ayırt edebilmek.
                Yazılacak çok şey var ama sizleri fazlaca meşgül etmemek adına kısadan gideceğim. Evet dostlarım hiçbir şey kolay değil ama çalışıp, mücadele ettikten sonra hiçbir engelde aşılmaz değil; hangisinden başlasam , hangi yaşadıklarımı anlatsam eminim bir çoğunuzda aynı şeyleri yaşamışınızdır. 
          Çocukluk denilince akla oyun gelir ama ben çocukluğumu çokça yaşayamadım. Oyun oynama çağında simit sattım, gazete sattım, kalenin kapısında çakmak taşı, gaz ocağı iğnesi, yakalara balina sattım. Çarşı içinde askılı terazi ile domates, fasulye, patlıcan gibi sebze sattım. 
          Kayseri’mizde gelenekti çocuklara ticarete ısınsınlar, alış veriş öğrensinler diye bu işler yaptırılırdı ama ben aile bütçesine katkıda bulunabilmek için bu işlere sarıldım.  Sanırım az da olsa faydalı oldum , en çok da kendi harçlığımı çıkarır arkadaşlarımın yanın da mahcup olmazdım.
            Genellikle akşam dışarı çıkınca Zümrüt Pastanesinde arkadaşlarla buluşur ; üst katta sohbet eder gazoz ya da limonata içer krema , piramit şambaba yerdik.
           Sonra babasının arabası ile gelen bir arkadaşımızın arabası ile şehir içinde bazende Talas da kanto yapar sözde gezerdik. Çoğu zamanda aramızda üçer, beşer para toplayıp aracın benzinini alırdık.  Vakit çokda geç olmadan evlerimize dağılırdık.
            Bu günlük bu kadar kalın sağlıcakla.

Yazarın Diğer Yazıları