Mustafa İLHAN

LİBYA GERÇEĞİ

Mustafa İLHAN

Son günlerde Türkiye’de en çok tartışılan konuların başında Libya geliyor. Benim eşim bile bizim Libya’da ne işimiz var diye soruyor. Bu konuda yazı yazmadan önce biraz kendimi dinledim. Artılarını ve eksilerini düşününce epeyce bir süre karar veremedim. Tam bir karar veremeden bu yazıyı kaleme almaya karar verdim.
Önce konunun eksileri üzerinde duralım. Libya bize 2186 km uzaklıkta. Libya Kıbrıs arası ise 1270 km. Bizim askeri bilgilerimiz basında çıkan haberlerle sınırlı F 16 larımızın menzili 4200 km. tabii bir de bunun bombala için manevralarını da düşünürsek Türkiye’den kalkıp Libyayı bombalaması imkansız ancak  Kıbrıs’tan kalkarak bombalayabilir. Bu da şu anda  altyapı olarak hazır değil. Sihalarımız 30 saat havada kalabiliyor ancak Sihanın hareket halinde de 30 saat kalıp kalamadığını veya 2000 km uzaklıkta kontrol edilip edilemediği, ya da gemiden bir kontrolün mümkün olup olmadığını da bilmiyoruz. Bu nedenle hava desteği olmadan askerimizin orada olması çok çok mahsurlu.
Halife Hafter denilen kişinin bizdeki DHKP_C liler gibi kullanılmaya müsait bir piyon olduğunda şüphe yok. Arap ülkelerinde her zaman bir Sisi , Maktum bulunuyor ne yazık ki. Rusya, AB, Amerika, BAE, ve Mısır tarafından bu hain destekleniyor. Birleşmiş Milletlerin taraflara silah verilmesini yasaklayan kararı olmasına rağmen Hafter’e silah yağdığı gibi komşu ülkeler bizzat uçaklarla da bombalıyorlar.  Bunca desteğe rağmen niye hala alamıyorsunuz sorusu sorulan Hafter sözcüsü “ Türk topları engelliyor” diye cevap veriyor. Şu anda bölgede Türk İHA larının da var olduğunu duyuyoruz.
İşte tam bu sırada Türkiye ile Libya’nın meşru hükümeti arasında Akdeniz’de Münhasır ekonomik bölge anlaşması yapıldı. Bu anlaşma ile Akdeniz ortadan iki ülke arasında paylaşılarak Münhasır Ekonomik Alan  ilan edildi. Peşinden de Askeri ve Savunma işbirliği anlaşması yapıldı. Bu anlaşma ile doğrudan Türk askerinin Libya’ya gitmesi söz konusu olmasa da nihayetinde Katar’daki gibi bir birliğin bulunacağı , silah desteği , eğitim ,istihbarat desteği olacağı anlaşılıyor.
Kaybeden ata oynamak diye bir terim var. Şu anda dünyanın süper güçlerince de desteklenen güçler karşısında Libya merkezi güçlerinin sonucu sağlayacağına inanmamakla beraber bizim bu desteğimizin amacı ne diye düşünmeden de edemiyorum.  Demek ki bu iş çok kolay olmayacak. Hafter güçlerinin de şu anda yeterli güçleri yok. İkinci olarak bizim Kurtuluş savaşımızdaki gibi bir durum orada var ise biz nasıl yedi düvele karşı gelebildi isek Libyalılarda aynı şeyi sağlayabilirler.
Ortaokulda milli güvenlik dersimize gelen bir albay bize şöyle demişti. “Bizim ülkemizin arazisi öyle dağlık ki her dağın arkası bir savunma cephesi olacağı için bizim ülkemize düşmanın girebilmesi çok zor “ demişti. Bolu beyine Köroğlu “ silah icad oldu mertlik bozuldu “ demiş ya İHA lar , Fırtına obüsleri bu savunma düşüncesini yok etti. Hem de bizim lehimize olarak. Suriye’de , Kuzey Irak’ta bunu gördük. Şimdi Libya’da da aynı şey olabilir. Dünya’nın en modern ordularını durdurabilirler.
Bugün Grenada bandıralı bir gemi çevrilip içindeki üç mürettebat ve gemi limana çekilmiş. Bu bizim donanmamız açısından Libya sularında birkaç gemi ile korsanlık yapmaya kalkan Hafter güçlerini yok etmesi için sebep olabilir.  Denizde ağırlığı kalmayan Hafter’in karada paralı askerlerle gidebileceği fazla bir yol olmamalı. Bizim donanmamız Hafter uçaklarının kalkamayacağı şekilde hava alanlarını da bombalayabilecek güce sahip.
Bütün bunlar olurken komşu ülkeler ve AB  nasıl bir pozisyon alır onu da hesap etmek gerekir. Zaten ekonomik yaptırımlarla tehdit ediyorlar.
Ekonomi deyince olayın bir de 300 milyar doların üzerinde yurt dışında bulunan Libya parası konusu var. Libya’nın yurt dışındaki 300 milyar dolar parasını kullanması yasaklanmış. Ülkeye götürülmesi de yasak. Ancak bir ülkeden başka bir ülkeye transferi mümkün. Bu paranın bir bölümünün dahi Türkiye’ye gelmesi bizim ekonomimizi çok rahatlatır.  Belki anlaşmanın görülmeyen yönü de bu.
Özetle bizzat askerimiz cephe savaşına girmeden silah göndermemiz, Akdeniz’de bayrak göstererek güvenliği sağlamanın, İHA veya SİHA desteği vermenin bizim ülkemizin Akdeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölge açılımının devamı için bize bir şey kaybettirmez. Olayı bir de şöyle düşünün küçücük bir ülke olan Birleşik Arap Emirliklerinin Ortadoğu’ya ayar vermeye çalışmasında en büyük gücü parası. Akdeniz’de ülkemizi dünyada sayılı ülkeler arasına sokacak kadar doğalgaz olduğu da anlaşıldı. Bırakın bu kadarcık risk ile Akdeniz’deki servetin sahibi olalım.  
Allah yar ve yardımcımız olsun.

 

Yazarın Diğer Yazıları