Ahmet Taş Hoca, 1989 yılında devlet memuru bir öğretmen olarak Kayseri'ye tayin olur. Eşi Zehra Hanım'ın Kayseri'de görev yapmış olan dayısı Eflatun Saygılı, Ahmet Hoca'nın Kayseri'de görüşmesi için bir kısım isimler önerir.
Eflatun Saygılı, kendi ifadesiyle hayatının en verimli yıllarını geçirdiği Kayseri'de, Erkilet 12. Hava Ulaştırma Komutanlığı´nda astsubay olarak görev yapmış, Kayseri'de kaldığı 5 yıllık süreçte (1976-1981) dindar muhafazakar bir sosyal çevre edinmiş, Kayseri´de 50 civarında insanla güven, kardeşlik, eğitim ve dostluğa dayalı kalıcı bir beraberlik kurmuş, onların Kur´an´la tanışmalarına ve tevhidi anlamalarına vesile olmuş. Bu kişiler arasında tıp doktorları Prof. Dr. Nihat Bengisu ve Prof. Dr. Mustafa Şenol, İlahiyatçılar Prof. Dr. Şefaattin Severcan, Hüseyin Bülbül ve Abdülhamit Bayırbaş gibi tanınmış isimler de var.
Şu anda İzmir'de yaşayan işadamı emekli astsubay Eflatun Saygılı'nın dostlarından birçok ismi Kayseri'ye tayini çıkan Ahmet Hoca'ya vermiş, bunlarla mutlaka görüşmesini tembih etmişti.
Bu isimlerden birisi de Sahabiye Medresesi içinde kitapçılık yapan İslami çevre tarafından tanınmış bir isim olan Mustafa Zeyrek'ti. Mustafa Zeyrek daha ilk tanışmalarında kendisine şehir hakkında mihmandarlık ederek bir kısım arkadaşlarıyla tanıştırmış, kendisini mahalle sohbetlerine davet ederek yakın bir dostluk tesis etmiştir.
O güne kadar İslami çevre içinde devlet memuru ve öğretmen olan pek kimse yoktur. Ahmet Hoca'nın tertibi, düzeni, İslami konulara olan duyarlılığı, İslam'ı okuma ve öğrenmeye olan aşkı, kısa süre içinde mahalle sohbet halkalarında ve İslami çevrelerde kendisini hep bir adım öne çıkarır. Kısa süre içinde öğretmenliği dışında mahalle sohbet halkalarında da hocalık yapmaya başlar.
1994 yılına kadar, Bilgi Kitap Kulübü ve Bilgi Kültür Merkezi çerçevesinde İslami çalışma etkinliği oluşturan İslami camia, bu tarihten sonra gazete, radyo ve vakıf gibi kurumsal dışa açılım faaliyet alanları üzerine çalışmalar yapmaktadır. İlk önce 3 Kasım 1994 yılında içlerinde Ahmet Taş Hoca'nın da olduğu 14 kişi tarafından Kayseri merkezli İlim Hikmet Vakfı kurulur. Ahmet Taş hoca, oybirliliği ile vakfın Kurucu Başkanı olarak seçilir. Bu vakıf mensuplarının organizasyonu ve Oğuz Memiş'in öncül gayretleri ve ilave bir kısım işadamının katkısıyla altı ay içinde günlük yerel yayın yapacak Kayseri Gündem Gazetesi ve Birlik FM radyo kurulur ve yayına başlar.
Vakıf, gazete ve radyo açılımlarıyla beraber İslami çalışma mecrası daha geniş kitlelere ulaştırılacaktır.
Nitekim, yeni kurulan bu vakıf etkinlikleri, kent genelinde yardım organizasyonları, konferanslar, seminerler, kütüphanecilik faaliyetleri, ders ve oturma halkaları, kültürel yarışma etkinlikleri çerçevesinde yaygın faaliyetler içine girişmiştir. Faaliyet ve yardım eksenli çalışmalarıyla Ahmet Taş Hoca Kayseri'de geniş bir kitle ile irtbatını ve tanınırlığını genişletmiştir. Bu faaliyetlerin başında ve merkezinde, aynı zamanda bir Tarih Öğretmeni olan ve Ali Rıza Özderici Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde görev yapan Ahmet Taş Hoca vardır. O güne kadar bir devlet memurunun bir vakıf başkanı olarak, hayır, hasenat ve İslami faaliyet alanında görev alması pek rastlanan bir uygulama değildir.
Özellikle 28 Şubat sürecinde Ahmet Taş Hoca yaptığı bu görev dolayısıyla bir çok kez soruşturma geçirmiş, takibata ve baskıya uğramış ama gayretlerinden ve istikametinden hiçbir zaman geri durmak aklının ucundan geçmemiştir. Hatta aynı dönemde 14 Vakıf mensubu arkadaşıyla beraber 2000 yılında gözaltına alınmış, sorgulanmış ve 19 gün tutukluluk sonrasında DGM'de yargılanmış ve bir arkadaşı hariç salıverilmişlerdir.
28 Şubat sürecinin etkisi ve ticari çok ortaklı Mesken yapılanmasının sıkıntıya girmesiyle beraber, vakıf mensuplarının bu tutukluluk ve takibata uğramasından sonra vakfın etkinlikleri ciddi şekilde kesintiye uğramış, vakfa gelen giden insan sayısında önemli bir azalma olmuştur. Hatta bu dönemde tüm sohbet halkaları lağvedilmiş, Ahmet Hoca kendisini sadece vakıf hizmetlerine hasretmiştir. Bu zorlu dönemde bile Ahmet Taş Hoca'nın gayretleriyle vakıf bir gün dahi kapalı kalmamış, her türlü ekonomik zorluğa rağmen ayakta kalmayı, düşük seviyelerde olsa da faaliyet üretmeyi başarmıştır.
2006 Yılı Ocak ayında Ahmet Taş Hocamla beraber gittiğimiz Hac buluşmamızdan sonra kendisiyle olan diyaloğumuz daha da artmıştır. Aynı yılın Ağustos ayında Türkiye'den aynı tarz İslami vakıf ve derneklerin üst çatısı olarak faaliyet yürüten ve kurucuları arasında Ahmet Taş hocamın da bulunduğu Anadolu Federasyonu’nun Kuzuluk Anadolu Buluşmalarına onun davetlisi olarak beraberce gittik.
Aynı yıl içinde prosedür gereği vakıf yönetimine ismimi yazmak istediğinde hemen kabul ettim. Karar defteri ve karar onayları için zaman zaman işyerime imzalamam gereken yerler için uğrar, ne yapmamız gerektiği konusunda uzun uzun görüşürdük. Vakfı yönetiminin bile bir araya gelmediği bir kesiklik döneminde bunun böyle gitmemesi gerektiği konusunda bir kısım ısrarlarım vardı. Kendisi, yönetimde olan arkadaşların ilgisizliğinden bahsederek, hatta karar defterini imzalatmak için gittiğinde bile kapılarında zaman zaman beklediğinden yakınırdı. Bense kendisine mutlaka ve mutlaka en az onbeş günde bir araya gelebilecek yönetimle bu işi yürütmemiz gerektiğini, şartları uymadığı için gelemeyecek arkadaşlarımız varsa, onların yerine gelebilecek arkadaşları yönetime almak gerektiği konusunda ısrarcıydım. Günlerden pazartesiydi galiba. 'Hocam Çarşamba günü akşam saat 18'de vakıfda buluşmak üzere müsait misiniz' dedim. Müsait olduğunu söyleyince, 'Ben de müsaitim gelirim. Şu an iki kişi olduk. Müsaade ederseniz aynı gün diğer arkadaşları da ben davet edeyim' dedim. Tamam onayını aldıktan sonra, yaklaşık beş-altı yıldır sistemli ve periyodik olarak sürdürülemeyen yönetim toplantısında beş kişi olarak bir araya geldik. Aynı duygu ve arzuyla bu toplantıların haftalık olarak devam ettirilmesi konusunda anlaştık. Gelecek haftaki toplantıya Ahmet Hocam ilave yedi kişiyi daha çağırdı ve vakıf yönetim toplantımızı 12 kişiyle yapmaya başladık.
Bu birliktelik, azim ve kararlılık bir müddet sonra bereketini göstermeye başladı. Aynı dönemde eşimle beraber yürüttüğümüz 'Ev Okulu' çalışmasının temellerini atarak başlatmış, bir grup öğretmen arkadaşlarımızla beraber 40 kadar liseli öğrenciye yönelik Termalya Kampı düzenlemiştik. Bu etkinlikler yavaş yavaş vakıf etrafında bir enerji oluşturmaya başlamıştı.
28 Şubat sonrası bu ekinliklerin yoğunlaşmasıyla beraber kent genlinde daha büyük faaliyet alanları oluşturmak, ses getirici bir etkinlik düzenlemek için 2006 yılının Nisan'ında Kayseri Şehir Stadyumunda 'Kur'an Ziyafeti' programı üzerine çalışmalara başlanıldı. Kırk kişiye yakın bir ekiple büyük bir azim ve şevkle, dünyaca ünlü Abdurrahman Sadien'in katılacağı geniş bir organizasyon için defalarca bir aya gelindi. Ve sonunda 33 bin kişinin katıldığı büyük bir organizasyon tereyağından kıl çeker gibi, hiçbir aksilik olmadan Sivas Caddesi üzerindeki eski Şehir Stadyumunda gerçekleştirildi.
Aynı dönemlerde vakıf hizmetlerinin genişletilmesi ve daha çok insanın katılımını sağlamak için mütevelli sayısı artırılması planlanmıştı. Süreç içerisinde mütevelli sayısına 2008 yılında 8 kişi daha ilave edilerek toplamda 22 kişiye çıkarılmış, mütevellilerden birinin istifasıyla bu sayı 21’e düşmüştür. 2012 Yılında mütevelli sayısı 40’a tamamlanacak şekilde bir çalışma yapılmış, bir arkadaşın kabul etmemesiyle sayı 39 olarak sabitlenmiştir.
2006 yılından sonra Vakıf hizmetleri Gökdelen İşhanı’nın 5.katına sığmaz bir hal alınca vakıf için müstakil bir yer arayışına girişilmiştir. Ahmet Taş Hocanın 13 yıl süren İlim Hikmet Vakfı Başkanlığının son döneminde Sahabiye Mahallesi’ndeki 2 katlı müstakil bir bina satın alınma işlemine girişilmiştir. Bir mütevellinin babasının cami yaptırmak üzere uhdesinde bulunan Belsin Kooperatifinden geçme arsa satılarak, yapılacak olan binanın bodrumuna mescid yaptırmak şartıyla vakfa bağışlanmış, bir iş adamının Kur’an Ziyafeti giderleri için taahhüt ettiği para da gelince arsa alınarak yapım aşamasına geçilmiştir.
Yeni vakıf binasının yapım ve finansman işleri, Ahmet Hoca’nın başkanı olduğu yönetim içindeki işadamları tarafından koordine edilmiş ve bina 2008 yılında tamamlanarak hizmete geçmiştir. Bu süreçte Ahmet Taş Hoca’nın Mazlumder ve Gönüllü Kuruluşlar Başkanlığı ile beraber yürüttüğü İlim Hikmet Vakfı Başkanlığında insiyatifi azalmış, ‘vakıf şirket gibi yönetilemez’, ‘vakıf içine kapatılıyor’ gibi temel eleştirilerle vakıfla irtibatını bir müddet azaltmıştır.
Ahmet Taş Hoca’nın 2005 yılında başlayan Gönüllü Kuruluşlar başkanlığı ve Mazlumder başkanlığı paralelinde yürüttüğü İlim Hikmet Vakfı başkanlığı 2008 yılında sona ermiştir.
1987 Yılında Kayseri’deki İslami hizmeti esas alan vakıflar ve dernekler tarafından oluşturulan Bekir Yıldız, Nihat Bengisu, Fikri Tekellioğlu'nun içinde olduğu bir grup insan birlikte hareket etme eksenli faaliyetler ortaya koymuş, bu zemin 1994 yılında Gönüllü Kuruluşlar alt yapısını oluşturmuştu. 1994 yılında kurulan Kayseri Gönüllü Kuruluşlarının 1994-99 arasında ilk başkanı Prof. Dr. Nihat Bengisu, 2000-2002 arasında Avukat Kadir Hikmet Beyazıt, 2003-2004 yılları arasında Ahmet İlhan’dan sonra 2005 yılından itibaren de 21 yıldır Ahmet Taş Hoca tarafından yürütülmüştür.
Ahmet Taş Hocayı bu şehirde ‘köşe taşı’ haline getiren, kendi memleketi olmamasına rağmen, Kayseri kenti için değer üreten, bu şehrin geleceği konusunda kafa yoran, bu şehrin insanlarının derdini kendi derdi gibi çözmeye çalışan birisi olarak ortaya koyduğu işte bu yirmi yılı aşan süreçtir.
Hiçbir ekonomik ve ticari amacı kendine amaç edinmeyen, bulunduğu konumu, siyasette sıçrama tahtası görmeden ve aklından geçirmeyen birisi olarak, kendisinin bu kente olan hizmeti ve bu kentin sosyal dokusunda doldurduğu boşluk inkâr edilemez bir gerçektir.
Programlı, tertipli ve düzenli çalışma prensibi, sözüne olan sadakati, çalışma azmi ve empati yeteneği ile saygın, saygılı ve söyleyeceği sözü eğmeden bükmeden söyleyen kişiliği ile bu şehirde yeri zor doldurulacak insanlardan birisidir.
Bulunduğu ve yönettiği her ortamda, en çok çalışan, gayret sarfeden, fedakarlıkta bulunan yapısıyla her zaman bir adım öndedir.
İslam Ümmetinin hangi coğrafyasında olursa olsun, Müslümanların derdiyle dertlenen, onların problemlerini gündeme getirmek için çabalayan, toplumumuzda yaşanan haksızlık ve hukuksuzluklar karşısında mutlaka söyleyeceği bir sözü olan, yapacağı bir basın açıklaması olan bir birikime sahiptir.
Gönüllü Kuruluşlar kapsamında bulunan 120’yi aşan vakıf ve derneklere karşı eşit mesafeyi koruyan, hiçbirisini önemsememezlik yapmayan, hiçbirisine karşı tahrik ve tahkir tavrı içine girmeyen itidalli bir fikir ve aksiyon adamıdır.
Gazetelerde yayınlanan makalelerinden oluşan ‘gönül Gözüyle’ ve ‘Dertli Yazılar’ kitaplarıyla toplumun her katmanının envai çeşit problemlerine parmak basmış, çözümü konusunda çalmadık kapı bırakmamıştır.
İller arasında grup olarak organize ettiği gezi programlarıyla, gittiği bölgenin insanlarıyla olan ilişkisi ve iletişimi sosyal sermayesinin genişliğinin en önemli delilidir.
Çevresinde gördüğü her haksızlık karşısında duran, mağdur ve mazlumların sorunlarına çözüm üreten yapısıyla, mağduriyet yaşayan birçok insanın derdine çare olmak için çabalamış, Sivas mağdurlarının uğradığı haksızlığı dile getirerek onların ailelerini yardım konusunda Kayseri’den bir gönül köprüsü kurmuştur.
Birçok faaliyetinde adeta ‘tek kişilik bir ordu’ dirayetiyle, yanında birileri olsun veya olmasın, destek olsun veya olmasın, her ortamda sağına soluna bakınmadan ‘ben varım’ dercesine kişisel sorumluluklarını yerine getirmeye çalışmıştır.
Son anına ve son nefesine kadar, yük almış ama kimseye yük olmadan yaşamış, doktorunun daha sakin ve dingin bir yaşam konusunda ısrarına rağmen, temposunda hiçbir eksikliği içine sindirememiş, 5 Ocak 2026 sabahının 04’ünde kendi aracıyla gittiği hastane acilinde tüm müdahalelere rağmen, rahmeti Rahman’a kavuşmuştur. Allah rahmet eylesin, mekanı Cennet olsun.
