Taşımalı Eğitim: Geleceğimizi Taşımak mı, Yok Etmek mi?
Ünal TAYFUR
Milli Eğitim Bakanlığı yıllardır eğitim politikalarını sahada deneme-yanılma yöntemiyle yürütüyor. Yapboz tahtasına dönmüş bir sistemin en acı örneklerinden biri de taşımalı eğitim. İlk bakışta “çocukları okula ulaştırmak” gibi masum bir gerekçeyle sunulan bu uygulama, aslında köylerin boşalmasına, üretimin azalmasına ve çocuklarımızın geleceğinin kararmasına yol açıyor.
Kayseri’de bugün 7 bini aşkın öğrenci taşımalı eğitim kapsamında öğrenim görüyor. Bu çocukların yaklaşık 3.300’ü kız, 3.700’ü erkek. Yani binlerce aile, köyünde okul kapatıldığı için çocuklarını her gün kilometrelerce uzağa göndermek zorunda bırakılıyor. Pınarbaşı ve İncesu gibi ilçelerde taşımalı eğitim için ihaleler yapılıyor, onlarca araç yüzlerce gün boyunca öğrencileri taşımak için çalışıyor. Bu rakamlar, köylerdeki eğitim hayatının nasıl yok edildiğinin somut göstergesi.
Oysa köylerde kapatılan okullar sadece birer bina değil; kültürün, üretimin ve toplumsal bağların merkezleriydi. 1990’lı yıllarda köylerde ilkokul ve ortaokul sınıfları dolup taşarken, bugün aynı köylerde eğitim tamamen yok edilmiş durumda. Çocuklarını okutmak isteyen çiftçi, esnaf, üretici mecburen şehre göç ediyor. Köyünde doyup üretimini sürdürmek isteyen bu insanlar, yanlış politikalar yüzünden şehirlerin yükünü artıran birer tüketiciye dönüşüyor. Yumurtasını, peynirini, sütünü üreten köylü artık tüketen bir şehirli haline geliyor.
Taşımalı eğitim sadece ekonomik ve kültürel bir kayıp değil, aynı zamanda çocuklarımız için ciddi bir güvenlik ve sağlık riski. Araştırmalar, taşımalı eğitim öğrencilerinde beslenme düzensizliği, kötü alışkanlık riski, başıboşluk ve sorumsuzluk gibi sorunların sıkça görüldüğünü ortaya koyuyor. Sabahın köründe yola çıkan, akşam eve dönene kadar ebeveyn kontrolünden uzak kalan çocuklar her türlü tehlikeye açık hale geliyor. Çocuklarımızın akademik başarısı düşüyor, aidiyet duygusu zayıflıyor, köy kültürü yok oluyor.
Oysa çözüm basit:
- İlkokullar köylerde yeniden açılmalı. Her çocuk ailesinin yanında, köyünde güvenli bir ortamda eğitim görmeli.
- Ortaokul ve lise için bölge yatılı okulları kurulmalı. Öğrenciler güvenli barınma, düzenli beslenme ve sosyal gelişim imkânına kavuşmalı.
- Köyde yaşamı destekleyen politikalar uygulanmalı. Eğitimle birlikte tarım ve üretim desteklenmeli, ailelerin göç etmesi engellenmeli.
- Çocuk güvenliği odaklı eğitim politikası benimsenmeli. Taşımalı eğitim yerine yerinde eğitim ve yatılı okul modeliyle hem akademik hem sosyal gelişim korunmalı.
Taşımalı eğitim, kısa vadede erişim sorununu çözüyor gibi görünse de uzun vadede köyleri boşaltan, şehirleri yük altında bırakan ve çocuklarımızı risklere açık hale getiren bir politika. Bir ülkenin geleceğini taşımak değil, yok etmek anlamına geliyor.
Bugün Kayseri’de binlerce öğrencinin her gün taşındığı gerçeği, bu politikanın ne kadar sürdürülemez olduğunu gözler önüne seriyor. Çocuklarımızı köylerinde okutmak, aileleri yerinde tutmak ve üretimi yeniden canlandırmak, hem eğitimde hem ekonomide hem de kültürde yeniden ayağa kalkmanın tek yoludur.
Taşımalı eğitim ve gençlerin istikbaline mani olan 4+4+4 uygulaması acilen kaldırılmalı; açıkça bu ülkeye ve millete tahribatı gözüküyor, bu derhal terk edilmeli.
---
Kaynaklar
- e-Uluslararası Eğitim Araştırmaları Dergisi, Taşımalı Eğitim Uygulamasına İlişkin Paydaş Görüşleri (2023).
- Çankırı Karatekin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Okul Yöneticilerinin Görüşlerine Göre Taşımalı Eğitimde Yaşanan Sorunlar (2025).
- Academic Social Resources Journal, Taşımalı Eğitimde Karşılaşılan Sorunlar (2021).
- Kayserim.net, Kayseri’de kaç öğrenci taşımalı eğitimle öğrenim görüyor? (2025).