Aldığınız üründe şişme varsa dikkat: Ölümcül olabilir
Market raflarındaki şişmiş ürünlerin hayati tehlike oluşturabileceğini belirten Gıda Mühendisi Kevser Muştu, ' Ev yapımı konserveler, havası alınmış kavanozlar, uzun süre kapalı kalan ürünler bu yüzden risklidir. Bir kavanozun kapağı şişmişse, o kapak aslında size bir şey anlatıyordur. Gıdanın içinde mikroplar çoğalmış, besini parçalamış ve gaz üretmiştir. Gaz dışarı çıkamayınca kapak bombe yapar, ambalaj şişer. Bu durum 'bozulma yeni başlıyor' anlamına gelmez artık risk oluştu demektir. Böyle bir üründe yapılacak şey çok nettir: Açılmaz, koklanmaz, tadına bakılmaz, 'kaynatırım düzelir' denmez' dedi.
Vatandaşların alışveriş yaparken genellikle gözünden kaçan bir nokta, paketi veya ambalajı şişmiş konserveler ve ürünler oluyor. Şişmiş bir konserve aslında içinde çok güçlü zehirler barındırır. Kokusuz, tatsız ve renksiz olması nedeniyle fark edilmesi oldukça zor olan bu bakterilerden korunmak için ambalajı şişmiş ürünleri tercih etmemek büyük önem taşıyor. Uzmanlar ise şişmiş ambalajların kesinlikle açılmaması, tadına bakılmaması ve koklanmaması gerektiği konusunda hayati uyarılarda bulunuyor.
Ambalajı şişmiş ürünlerin tadına bakılmaması, koklanmaması ve ambalajının açılmaması gerektiğini belirten Gıda Mühendisi Kevser Muştu, 'Botulinum denildiğinde çoğu kişi bunun tek başına bir madde olduğunu sanır. Oysa işin aslı şudur: Doğada bulunan Clostridium botulinum adlı bir bakteri vardır ve asıl tehlike bu bakterinin ürettiği çok güçlü bir zehirdir. Bu zehir, bugün bilinen en etkili toksinlerden biridir. Botulinum toksini tat, koku ya da görüntüyle fark edilebilen bir toksin değildir. Ürün kötü kokmayabilir, tadı normal gelebilir ama toksin orada olabilir. Bu yüzden şişmiş bir ürünle ilgili kural nettir: Açılmaz. Tadına bakılmaz. Kurtarılmaya çalışılmaz. Bu zehir vücuda girdiğinde sinirlerle kaslar arasındaki iletişimi keser. Yani beyin kaslara 'hareket et' komutunu gönderir ama bu komut yerine ulaşamaz. Sonuç önce kaslarda güçsüzlük, sonra felçtir. Süreç ilerlerse solunum kasları da etkilenir ve kişi nefes alamaz hale gelir. Bu yüzden botulizm hafife alınacak bir durum değildir. Hastalığın başlangıcı genelde masum görünür. Kişi kendini halsiz hisseder, mide bulantısı, kusma, ishal ve baş dönmesi yaşayabilir. Birçok kişi bu aşamada 'bir şey dokundu herhalde' diye düşünür. Ama tablo ilerledikçe iş ciddileşir. Görme bulanıklaşır, göz kapakları düşer, ağız kurur, konuşmak ve yutkunmak zorlaşır. Kaslardaki güç kaybı artar ve tedavi edilmezse solunum felcine kadar gidebilir. Bu bakterinin bir özelliği daha vardır: özellikle oksijensiz ortamları sever. Yani hava almayan, kapalı ortamlarda çok rahat çoğalır. Ev yapımı konserveler, havası alınmış kavanozlar, uzun süre kapalı kalan ürünler bu yüzden risklidir. Bir kavanozun kapağı şişmişse, o kapak aslında size bir şey anlatıyordur. Gıdanın içinde mikroplar çoğalmış, besini parçalamış ve gaz üretmiştir. Gaz dışarı çıkamayınca kapak bombe yapar, ambalaj şişer. Bu durum 'bozulma yeni başlıyor' anlamına gelmez; artık risk oluştu demektir. Böyle bir üründe yapılacak şey çok nettir: Açılmaz, koklanmaz, tadına bakılmaz, 'kaynatırım düzelir' denmez' diye konuştu.
'HER DOĞAL OLAN GÜVENLİ DEĞİLDİR. HER EV YAPIMI MASUM DEĞİLDİR'
Gıda Mühendisi Muştu, ' Burada sık yapılan büyük bir hata vardır. İnsanlar ekşimiş bir ürünü kaynatınca güvenli hale geldiğini sanır. Oysa gerçek şu: Bu bakteri asidik ortamda çoğalamaz ama daha önce oluşmuş zehir ekşi ortamda yok olmaz. Yani ürün ekşi olabilir, kaynatılmış olabilir ama tehlike hl orada olabilir. Bir diğer önemli nokta da ısı meselesidir. Zehir yüksek ısıda etkisiz hale gelir ama bakterinin kendisi değil, dayanıklı tohumları çok daha zor yok edilir. Evde yapılan kaynatmalar çoğu zaman bu tohumları öldürmeye yetmez. Bu yüzden ev yapımı konserveler, özellikle sebze konserveleri her zaman potansiyel risk taşır. Riskin yüksek olduğu gıdalar genelde benzerdir: Evde yapılan fasulye, ıspanak, mantar, pancar konserveleri; balık konserveleri, füme ve fermente balıklar; jambon ve sosis gibi et ürünleri. Sorun tek başına gıdanın kendisi değildir. Nasıl yapıldığı, nasıl saklandığı ve ne kadar süre beklediği asıl belirleyici faktördür. Bir de bebekler konusu vardır. Bu bakteriyi taşıyabilen ballar, bir yaşın altındaki bebeklere verildiğinde bebek botulizmine yol açabilir. Çünkü bebeklerin sindirim sistemi bu bakterilerle baş edecek kadargelişmiş değildir. Bu yüzden 'bir çay kaşığından bir şey olmaz' düşüncesi burada çok tehlikelidir. Sonuç net: Her doğal olan güvenli değildir. Her ev yapımı masum değildir. Bir ürün şişmişse, 'bir şey olmaz' demek alınacak bir risk değildir. Botulizm nadir görülür ama görüldüğünde bedeli çok ağırdır. Bu yüzden mutfakta sezgilerle değil, bilgiyle hareket etmek hayat kurtarır' şeklinde konuştu.