Kayseri kamuoyu, son günlerde siyasette kendisini yeterince temsil edemeyen milletvekilleri ve yerel siyasetçileriyle yüzleşmeye başladı. Yıllardır iktidar partisine güçlü destek veren bir şehir olmasına rağmen, bu desteğin Ankara’da Kayseri adına yeterince karşılık bulmadığı düşüncesi artık yüksek sesle dillendiriliyor.
Halkın nabzı tutulmadan, oldu bittiye getirilerek Elitaş adının bir bulvara verilmesi ve ardından vatandaşın gösterdiği tepki bu açıdan oldukça anlamlıdır. Tepki, sadece bir isimlendirmeye değil; halktan kopuk, yukarıdan bakan ve performans üretmeyen siyaset anlayışınadır.
Devlet adamı olarak, askeri ve siyasi yönü halkın gönlünde yer tutmuş Hulusi Paşa’yı istisna tutarak söyleyebilirim ki, adı bir caddeye ya da semte verilmiş aktif yerel siyasetçilerin Kayseri kamuoyunda sevilmediği açıkça anlaşılmıştır. Bunun temel nedeni, bu isimlerin Kayseri’ye yıllardır beklenen büyük projeleri kazandıramamış olmalarıdır. Hızlı tren, güçlü sanayi teşvikleri, gençlere yönelik istihdam ve teknoloji yatırımları gibi başlıklar hâlâ vaat düzeyinde kalmıştır.
Bana göre gösterilen bu tepkiler, Bağevi siyasetinin ve dar çevreler arasında dönen ilişki ağlarının çöküşünün ilanıdır. Siyasetin belli isimler ve meclisler arasında sıkışması, sahaya inilmemesi ve eleştiriye kapalı bir duruş sergilenmesi, özellikle genç seçmende ciddi bir rahatsızlık oluşturmuştur.
Kayseri, son seçimde iktidar partisinin en çok oy kaybettiği illerden biri olmuştur. Bu tablo tesadüf değildir. “Körler sağırlar birbirini ağırlar” anlayışı; vıcık vıcık yağ kokan ilişkiler ağı ve samimiyetten uzak, kodamanımsı tavırlar başta Cumhur İttifakı tabanı olmak üzere Kayseri kamuoyunda artık açık bir tepkiye dönüşmüştür.
Buradan hareketle, semt ve caddelere isimleri verilen diğer siyasetçilerin adlarının kaldırılması kaçınılmaz hâle gelmiştir. Çünkü bu şehir, tabelalarda isim görmekten çok, hayatına dokunan icraatlar görmek istemektedir.
Peki neden Hulusi Paşa’yı istisna tuttum? Çünkü görüyorum ki istisnasız herkes seviyor. Halkla ilişkileri güçlü, samimi ve sahici bulunuyor. 15 Temmuz’un önemli kahramanlarından biri olarak toplumda karşılığı var. Bu nedenle adının yeni açılan ve en popüler kullanımı olan bulvara verilmesine itiraz eden hiç kimse çıkmadı. Toplum tarafından kabul gören bu isim elbette yaşatılmalıdır.
Kimin adının ilelebet yaşatılacağına, kimin adının kozmik âlemin sessizliğine postalanacağına çıkar ilişkileri değil, halk karar verir. İsimler masa başında değil, milletin vicdanında kalıcı olur.