Sultan ÖZ

​Gençler mi Uzaklaşıyor, Biz mi Dilsizleştik?

Sultan ÖZ

​Gençler mi Uzaklaşıyor, Biz mi Dilsizleştik?

​Son yıllarda nerede iki muhafazakar bir araya gelse, söz dönüp dolaşıp aynı yere bağlanıyor: "Bu gençler neden böyle oldu?" Camiden uzaklaşanlar, değerlerine yabancılaşanlar, geleneksel kalıplara sığmayan Z ve Alfa kuşakları... Onları bazen hayretle, bazen de gizli bir öfkeyle izliyoruz. Ancak asıl sormamız gereken soruyu hep erteliyoruz: Gençler mi değerlerimizden uzaklaşıyor, yoksa biz mi o değerleri yaşayan ve yaşatan "dilimizi" kaybettik?
​Bizim medeniyetimiz bir "hâl" medeniyetidir. Yani sözden önce davranışın, iddiadan önce ahlakın konuştuğu bir iklimdir. Eskiler "lisan-ı münasip" derlerdi; yani gönle dokunan, kırmadan onaran o zarif üslup... Bugün gençlerimize sunduğumuz dindarlık tasavvuru ne yazık ki çoğu zaman sadece yasaklar listesinden, soğuk kurallardan ve şekilci bir kalıptan ibaret kalıyor. Onlara "yapma" dediğimiz şeylerin yerini dolduracak bir "estetik" ve "anlam" sunabiliyor muyuz?

​Genç zihinler, samimiyetin en keskin dedektörleridir. Bizler adaleti savunurken iltimas geçiyorsak, kanaati anlatırken lüks içinde yaşıyorsak, tevazudan bahsedip kibrin kalelerinde oturuyorsak; gencin o değerden soğuması bir "isyan" değil, bir "tutarlılık" arayışıdır. Gençlerin camiden, cemaatten veya gelenekten uzaklaşması bir sebep değil, bir sonuçtur. Biz hikmetin dilini bırakıp, sadece nasihatin parmağını sallamaya başladığımızda aradaki bağı kopardık.

​Bugün ihtiyacımız olan şey, gençleri yargılayan bir yargıç edası değil; onları anlamaya çalışan bir dert ortağı nezaketidir. Dijital dünyanın hızı ve kaosu içinde yönünü bulmaya çalışan bir gencin ihtiyacı olan tek şey, "eskiden biz böyleydik" masalları değil, "bugün biz nasıl daha iyi oluruz" sorusuna verilmiş sahih bir cevaptır.

​Unutmayalım ki; Hz. Peygamber’in etrafındaki o ilk halka, çoğunlukla yirmili yaşlarındaki gençlerden oluşuyordu. O (sav), gençlere sadece emirler yağdırmadı; onlara güven verdi, sorumluluk yükledi ve hepsinden önemlisi onları gerçekten dinledi.

​Eğer bugün bir kopuştan bahsediyorsak, suçlu aramak yerine aynaya bakma vaktidir. Gençlerin kalbine giden yol, cebimizdeki anahtarlarla değil, ruhumuzdaki samimiyetle açılacaktır. Biz "hâl"imizi düzelttiğimizde, onların "yol"unun da düzeleceğine şüphe yoktur.

Yazarın Diğer Yazıları