2000'li yıllardan günümüze suç örgütleri
Ünal TAYFUR
Türkiye’de organize suç örgütlerinin serüveni, 2000’li
yıllardan bugüne uzanan bir çizgide hem çeşitlenmiş hem de derinleşmiştir. Bu süreç, yalnızca ulusal ölçekte değil, yerel düzeyde de toplumun gündelik hayatına dokunan bir mesele haline gelmiştir.
2000’lerin başında devletin refleksi daha çok “çete operasyonları” üzerinden şekillendi. Kumarhane mafyaları, uyuşturucu kaçakçılığı ve tehdit şebekeleri üzerine yapılan baskınlar, kamuoyunda “devletin sert eli” olarak algılandı. Ancak bu operasyonların ardından yeni suç alanları doğdu; özellikle 2010’lu yıllarda Türkiye, Afganistan İran, Balkan rotası üzerinden Avrupa’ya giden eroin ticaretinde kilit bir ülke haline geldi. İnsan kaçakçılığı, yasa dışı bahis ve kara para aklama gibi faaliyetler de bu dönemde öne çıktı.
2020’lere gelindiğinde ise Sedat Peker’in videoları, mafya-siyaset ilişkisi tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Küresel Organize Suç Endeksi’nde Türkiye’nin puanı 2020’de 6.9 iken 2025’te 7.2’ye yükseldi; bu artış, suç örgütlerinin devlet ve ekonomi içine daha fazla sızdığını gösteriyor. Devletin refleksi ise sürekli operasyonlar, yasal düzenlemeler ve uluslararası işbirliğiyle kendini gösterdi. Narkotik ve KOM birimleri her yıl binlerce operasyon düzenledi; kara para aklamaya karşı cezalar artırıldı; Europol ve Interpol ile ortak çalışmalar yürütüldü. Ancak buna dair tartışmalar ve siyasi bağlantılar, bu mücadelenin etkinliğini zaman zaman gölgelemektedir.
Bu büyük resmin içinde Kayseri gibi şehirlerde de küçük ama anlamlı anekdotlar yaşandı. Yerel esnaf odalarında zaman zaman “kaçak sigara” veya “yasa dışı bahis” meseleleri gündeme geldi; tüketici haklarını korumak için yapılan denetimler, halkın günlük hayatında doğrudan hissedildi. Kayseri’nin ticaret kültürü, dürüst esnaf ile fırsatçı gruplar arasındaki gerilimi hep göz önünde tuttu. Bir yandan devletin yerel kolluk kuvvetleri kaçakçılıkla mücadele ederken, diğer yandan halk arasında “bizim mahallede şu kahvehanede yasa dışı bahis oynatılıyor” gibi söylentiler dolaştı. Bu küçük örnekler, ulusal ölçekteki suç örgütü tartışmalarının yerelde nasıl somutlaştığını gösteriyor.
Sonuçta Türkiye’de organize suç örgütleri, 2000’lerden bugüne sürekli evrilerek toplumun farklı damarlarına nüfuz etti. Devletin refleksi ise dalgalı ama kararlı bir mücadele çizgisi sergililiyor ve sergilemeye devam ediyor