Dalkavukluk Meslek mi Oldu?
Ünal TAYFUR
Toplumların en büyük yaralarından biri dalkavukluktur. Yanlışa yanlış diyemeyen, yöneticilerin her sözünü “harika” diye tasdik eden, menfaat uğruna gerçekleri gizleyen bu tavır, artık neredeyse bir meslek haline gelmiş gibi görünüyor. Bugün vali bir yere gittiğinde, belediye başkanı bir açılış yaptığında ya da bir STK toplantısı düzenlendiğinde, onların önünde koşan, sandalyesini hazırlayan, sözlerini alkışlayan insanlar var. Bu kişiler, halkın çıkarını değil, kendi çıkarlarını gözetiyor.
Dalkavukluk, yalnızca bireysel bir zafiyet değil, toplumsal düzeni bozan bir davranıştır. Çünkü yanlışların düzeltilmesini engeller, yöneticiyi gerçeklerden uzaklaştırır, halkın sesini bastırır. Tarih boyunca basiretli yöneticiler bu tür insanlara mesafeli durmuş, onların şakşakçılığına prim vermemiştir. Ne yazık ki günümüzde bazı yöneticiler, bu dalkavuklardan hoşnut görünmekte, hatta onları teşvik etmektedir.
Kayseri’den Güncel Bir Örnek
Kayseri’deki STK’ların aylık toplantıları bu durumun en canlı örneklerinden biridir. Televizyon ekranlarına da yansıyan bu toplantılarda, bazı katılımcılar idarecilere karşı abartılı bir saygı gösterisi sergilemekte, her sözü alkışlamakta, her icraatı “çok güzel oldu” diyerek tasdik etmektedir. Oysa bu toplantıların amacı, şehrin sorunlarını dile getirmek, çözüm önerileri sunmak ve gerektiğinde yanlışlara yanlış diyebilmektir.
Ne yazık ki çıkar ilişkileri ve “ileride lazım olur” düşüncesiyle hareket eden bazı kişiler, bu toplantıları bir yağcılık sahnesine dönüştürüyor. Böylece STK’ların asli görevi olan toplumsal denetim ve eleştiri işlevi zayıflıyor.
Dalkavukluk, bireysel çıkar uğruna toplumsal düzeni feda etmektir. Yanlışa yanlış diyemeyenler, aslında ülkeye kötülük etmektedir. Herkesin menfaatini düşündüğü bir düzende, adalet ve liyakat geri plana itilir. Bu nedenle dalkavukluk yalnızca bir davranış biçimi değil, aynı zamanda ahlaki bir sorun olarak görülmelidir.
Bugün dalkavukluk, bir meslek gibi icra ediliyor. Ancak toplumun ilerlemesi için bu tavırların sahneden çekilmesi gerekiyor. Yöneticiler dalkavuklardan değil, eleştirel akıldan beslenmeli. STK’lar ise çıkar uğruna dalkavukluk yapanlara değil, doğruyu söyleyenlere kulak vermeli. Çünkü nihayetinde herkesin hesap vereceği bir hakikat vardır: çıkar uğruna dalkavukluk yapanlar, yalnızca kendilerini değil, toplumu da zarara uğratırlar.