Ünal TAYFUR

Dilimizin Maymuncuğu: 'Pardon' ve Türkçe'nin İnceliği

Ünal TAYFUR

Toplumların kimliği, en çok dillerinde saklıdır. Dil, sadece iletişim aracı değil; aynı zamanda kültürün, nezaketin, hafızanın ve kimliğin taşıyıcısıdır. Bugün çarşıda, pazarda, sokakta dolaşırken kulağımıza çarpan bazı kelimeler, bu kimliğin nasıl aşındığını gösteriyor. Türkçenin fevkalade anlaşılır, zarif ve köklü kelimeleri varken, toplumun bir kısmı ısrarla kendi kültürüne ait olmayan sözcükleri tercih ediyor.  

“Pardon” kelimesi bunun en çarpıcı örneği. Bir tür maymuncuk gibi her kapıyı açmaya çalışıyor: özür dilemek için, izin istemek için, hatta bazen hakaret etmek için… Oysa Türkçede her bir durum için ayrı ayrı, anlamı berrak ve nezaketi taşıyan kelimelerimiz var: “Affedersiniz”, “Özür dilerim”, “Müsaadenizle”… Bu kelimeler sadece birer sözcük değil, aynı zamanda kültürümüzün inceliğini ve toplumsal nezaketimizi yansıtan birer tavırdır.  

Kalabalık bir mekânda yol açmak isteyen birinin “Pardon, pardon!” diye bağırması, hem kulağa yabancı hem de nezaketten uzak bir davranış olarak sırıtıyor. Oysa “İzin verir misiniz?” demek, hem Türkçenin güzelliğini korur hem de karşıdakine saygıyı hissettirir. Dilin zenginliği yerine birkaç yabancı kelimeye sıkışmak, iletişimi fakirleştiriyor ve toplumun kültürel kimliğini zedeliyor.  

Bugün gençler sevinçlerini “Oley!” diyerek,
öfkelerini de yabancı küfürlerle dile getiriyor. Oysa Türkçe, sevinci de hüznü de öfkeyi de ifade edecek kadar güçlü bir dil. “Yaşasın!” demek, “Yazıklar olsun!” demek, “Affedersiniz” demek… Bunların her biri hem duyguyu hem de kültürü taşıyor.  

Dil, bir toplumun hafızasıdır. Hafızasını kaybeden toplum, kimliğini de kaybeder. Yabancı kelimelerle konuşmak, sadece bir dil meselesi değil; aynı zamanda kültürel bir yabancılaşmadır. Türkçe kelimelerimizi yaşatmak, onları günlük hayatta bilinçle kullanmak, kimliğimizi ve nezaketimizi korumak demektir.  

Bugün çarşıda pazarda, sokakta ve evde Türkçe kelimelerle konuşmak, sadece bir tercih değil; aynı zamanda bir sorumluluk. Çünkü dilini koruyan toplum, kimliğini de korur.  

Son söz: Türkçe sevinecek, Türkçe üzülecek, Türkçe selam verecek bir toplum olmak, kendi değerlerimize sahip çıkmak demektir. Dilimizi korumak, kültürümüzü korumaktır.  

---

Yorumlar 3
Mithat KAYGUSUZ 29 Ocak 2026 08:01

Bahsettiğiniz gibi bu konu çok çok önemli . Fakat bu bataklığı kurutmak için en tepeden tedbirler almak daha etkili olur kanaatindeyim . Mesela Türkçe tabela isimleri vergi indirimleri ile teşvik edilmeli. Türkçe yi güzel kullanan programlar , diziler, basın yayın vb . faaliyetler ödüllendirilmeli

Musa Ebil 27 Ocak 2026 13:23

Çok güzel ifade etmişsiniz gardasim, zaman zaman biz de bu hatayı yapıyoruz, bu terimleri kullanıyoruz, dilimize sahip çıkmamız gerekiyor, daha duyarlı olmamız lazım

Kadir Dinçel 26 Ocak 2026 20:38

Ünal hocam toplumumuzu ilgilendiren o kadar önemli konulara dokunuyorsun ki, Allah senden razı olsun.

Yazarın Diğer Yazıları