Ünal TAYFUR

Evliliğin Kıymetini Bilmek

Ünal TAYFUR

Bugün evliliğin en büyük problemi “evlilik sonrası” değil, “evliliğe adım” aşamasıdır. İnsanlar yuva kurmaktan değil, evliliğe giriş maliyetinden korkuyor.  

Nikâhtan önce başlayan süreç; söz, nişan, düğün, organizasyonlar, salonlar, elbiseler, markalar, takılar, ev eşyaları, konseptler, mekanlar… Hepsi birer “gelenek” gibi sunuluyor ama gerçekte ciddi bir ekonomik yük oluşturuyor.  

Artık bir genç için evlilik denklemi şöyle:  
- Nişan = yüz binler  
- Takı = yüz binler  
- Düğün = yüz binler  
- Ev eşyası = yüz binler  
- Salon, organizasyon, kıyafet, marka baskısı = yüz binler  

Toplam: Milyonlar.  

Bu yüzden gençlerin korkusu şudur:  
“Ben bu borcu nasıl ödeyeceğim?”  
“Bu maaşla bu yükün altına nasıl gireceğim?”  
“Ev sahibi olmayı nasıl düşüneceğim?”  

İnsanlar yuva kurmaktan değil, borç sarmalına girmekten korkuyor.  

Sorun sadece maddiyat da değil. Bir de talep doymazlığı var. İmkânına göre yaşamak yerine, vitrinde görülen hayata göre yaşama arzusu… Lüks standart oldu. Zorunlu olmayan ihtiyaçlar “olmazsa olmaz” gibi sunuluyor. Tatil feragat edilmeyen hak gibi görülüyor. Marka, gösteriş, sosyal onay, sosyal medya algısı hayatın merkezine yerleşiyor.  

Sonra da deniyor ki:  
“Geçinemiyoruz.”  
“Çocuk yapmayalım.”  
“Şartlar zor.”  

Hâlbuki çocuk bile artık bir “organizasyon projesi”ne dönüşmüş durumda: doğum partisi, isim partisi, konseptler, özel hastaneler, hediyeler, fotoğraf çekimleri, süslemeler, paylaşımlar… Artık yaşamıyoruz; sergiliyoruz. Artık inşa etmiyoruz; tüketiyoruz. Artık yuva kurmuyoruz; proje üretiyoruz.  

Evlilik bir “hayat ortaklığı” olmaktan çıkıp, bir “sosyal vitrin organizasyonu”na dönüşmüş durumda. Ve sonuç kaçınılmaz:  
Borç → stres → geçimsizlik → huzursuzluk → boşanmalar → yalnızlık → güvensizlik.  

Oysa evlilik; sadeliğin, bereketin, paylaşımın, sabrın ve birlikte büyümenin adıydı. Gösterinin değil, sükûnun; lüksün değil, huzurun; israfın değil, kanaatin yuvasıydı.  

Bugün evlilikler yıkılmıyor aslında. Evliliğe giden yollar kapatılıyor. Maliyetlerle, beklentilerle, vitrin kültürüyle, tüketim baskısıyla…  

Toplum olarak sormamız gereken soru şu:  
Biz evlilik mi istiyoruz, yoksa evlilik görüntüsü mü?  
Yuva mı kurmak istiyoruz, yoksa vitrin mi?  

Çünkü yuva; borçla değil, bilinçle kurulur. Nikâh; organizasyonla değil, niyetle anlam kazanır. Bereket; gösterişte değil, sadelikte doğar.  

Bugün gençler evliliği değil, evlenme kültürünü kaldıramıyor. İşte bu yüzden evlenmenin kıymetini bilmek, gösterişten uzak durmak, kanaatkâr olmak ve sadeliği yeniden değer haline getirmek zorundayız. Çünkü evlilik bir vitrin değil, bir yuva; bir proje değil, bir hayat ortaklığıdır.  

---

Yazarın Diğer Yazıları