Ünal TAYFUR

Haksızlık Karşısında Susmak

Ünal TAYFUR

Haksızlık Karşısında Susmak: Toplumsal Sorumluluk

Rahmet Peygamberi’nin “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” hadis-i şerifi, bireyin yalnızca kendi vicdanı için değil, toplumun ahlaki düzeni için de aktif bir sorumluluk taşıdığını hatırlatır. Kur’an-ı Kerim’de “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir” (Âl-i İmrân, 104) buyurulurken, kötülük karşısında pasif kalmamanın imanın bir gereği olduğu açıkça ortaya konmuştur. Yine Peygamber Efendimiz “Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir” (Müslim, İman, 78) buyurarak kötülüğe karşı tavır almanın derecelerini göstermiştir.  

Toplumda haksızlığa karşı duran, haklıyı savunan insanların desteklenmesi büyük önem taşır. Eğer bu insanlar yalnız bırakılırsa, toplumun oto-kontrol mekanizması zayıflar ve kültürel değerlerin çöküşü hızlanır. İnsan eğitilen bir varlıktır; uyarılarla ve eğitimle değişebilir. Bir kişinin yanlışını nezaketle hatırlatmak tek başına etkili olmayabilir, fakat birkaç kişinin aynı uyarıyı yapması güçlü bir toplumsal baskı oluşturur. Küçük bir örnek olarak, bir kişinin sigara izmaritini yere atması basit bir olumsuzluk gibi görünse de, nezaketle yapılan uyarılar ve toplumsal destek bu davranışı değiştirebilir. Buna karşılık “Sana ne, bu dünyayı sen mi düzelteceksin?” gibi sözler, toplumsal çöküşe kapı aralar.  

İmam Nevevî, kötülüğü eliyle düzeltmenin devlet otoritesi ve güç sahibi kimseler için öncelikli olduğunu, diliyle uyarmanın ise âlimler ve halk için geçerli olduğunu belirtir. Kalben buğz etmek ise imanın en zayıf derecesidir. İbn Hacer el-Askalânî, kötülüğe müdahalenin toplum düzenini bozmadan ve daha büyük bir fitneye yol açmadan yapılması gerektiğini vurgular. Gazâlî ise kötülüğü engellemenin farz-ı kifâye olduğunu, yani toplumdan bir kısmı bu görevi yerine getirdiğinde diğerlerinin sorumluluktan kurtulacağını, ancak hiç kimse müdahale etmezse bütün toplumun mesul olacağını ifade eder.  

Sonuç olarak haksızlık karşısında susmak, yalnızca bireysel bir zaaf değil, toplumsal bir çöküşün başlangıcıdır. Kötülüğe karşı durmak bir iman ölçüsüdür, haklıyı savunanları desteklemek toplumsal oto-kontrolün şartıdır, nezaketle uyarı ve birlikte tavır koyma ise kültürel değerlerin korunmasının en etkili yoludur.  

---

Kaynaklar  
1. Kur’an-ı Kerim, Âl-i İmrân Suresi, 104. Ayet.  
2. Müslim, Sahih-i Müslim, Kitâbü’l-İman, Hadis No: 78.  
3. Ebû Dâvûd, Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbü’l-Edeb, Hadis No: 23; Tirmizî, Sünen-i Tirmizî, Kitâbü’l-Fiten, Hadis No: 9.  
4. Nevevî, Şerhu Sahih-i Müslim, Dârü’l-Ma’rifet, Beyrut.  
5. İbn Hacer el-Askalânî, Fethu’l-Bârî Şerhu Sahih-i Buhârî, Dârü’l-Ma’rifet, Beyrut.  
6. Gazâlî, İhyâ-u Ulûmiddîn, Dârü’l-Kütübü’l-İlmiyye, Beyrut.

Yazarın Diğer Yazıları