'Deprem haberlerindeki ses ve görüntüler travmayı tetikleyebilir'
Psikolog Ahmet Özen, deprem gibi travmatize edici olayların ardından medyada yer alan bazı haberlerin, özellikle ses ve görüntü içeren içeriklerin, travma yaşayan kişiler için tetikleyici olabildiğini belirterek, 'Öncelikle deprem gibi travmatize edici olayların ardından sosyal medyada veya ana akım medyada karşılaşılan bazı haberler, kişiler için travma tetikleyici nitelikte olabilmektedir. Bu durumun temel sebebi haber içeriklerindeki görüntü ve seslerin, kişinin geçmişteki travmatik anılarını canlandırmasıdır. Bu süreçte yapılabilecek en önemli şeylerden biri, haberlerle olan ilişkimizi belirli bir ölçüde sınırlandırmaktır. Haberleri video veya ses odaklı mecralar yerine, internet sitelerinden 'blok metinler' şeklinde ve sadece bilgi alma amacıyla takip edebiliriz' dedi.
Psikolog Ahmet Özen, deprem gibi travmatize edici olayların ardından medyada yer alan bazı haberlerin, özellikle ses ve görüntü içeren içeriklerin, travma yaşayan kişiler için tetikleyici olabildiğine dikkat çekti. Travmanın zihinde işlenemeyen anılardan oluştuğunu vurgulayan Özen, bu süreçte haber tüketiminin sınırlandırılması ve sansasyonel dilden kaçınılmasının hem bireyler hem de medya kuruluşları açısından büyük önem taşıdığını ifade ederek, 'Öncelikle deprem gibi travmatize edici olayların ardından sosyal medyada veya ana akım medyada karşılaşılan bazı haberler, kişiler için travma tetikleyici nitelikte olabilmektedir. Bu durumun temel sebebi; haber içeriklerindeki görüntü ve seslerin, kişinin geçmişteki travmatik anılarını canlandırmasıdır. Bu süreçte yapılabilecek en önemli şeylerden biri, haberlerle olan ilişkimizi belirli bir ölçüde sınırlandırmaktır. Haberleri video veya ses odaklı mecralar yerine, internet sitelerinden 'blok metinler' şeklinde ve sadece bilgi alma amacıyla takip edebiliriz. Ses ve görüntü, travmaları tetikleyen en güçlü unsurlar olduğu için bu tür içeriklerden uzak durmak faydalı olacaktır. Travmaların normal anılardan en büyük farkı, zihnimizde anlamlandırılamayan ve işlenemeyen olaylar olmalarıdır. Bir olay zihinde işlenemediği takdirde travma haline gelir. Kişiler; deprem anı veya enkaz altında kalma gibi acı veren olayları zihinsel olarak anlamlandıramadıklarında, bu anılar kişide ağır bir yük ve travma olarak kalır. Haber yapan kişi ve kurumlara yönelik önerilerimiz ise şunlardır. Haberler, temel amacın sadece bilgi vermek olduğu bir zeminde sunulmalıdır. Olaylar olabildiğince sansasyonel bir üsluptan uzak durularak aktarılmalıdır. Sansasyonel dilden uzaklaşılması, travma yaşayan kişilerin bu haberlerden çok daha az etkilenmesini sağlayacaktır' ifadelerinde bulundu.