Dönüşen Dünyada öğretmenin rolü
Ensar ŞAHİN
Öğretmen; “öğretme” işini yapan kişi demektir.
Öğretmenlik mesleği, insan yetiştiren, toplumu eğiten, medeniyet kuran yüce bir meslektir.
Çocuklar, şu hayat bahçesinde anne ve babalarının toprağa diktiği birer güller; öğretmenler ise o güllere ilk can suyunu veren bahçıvanlardır.
Her çocuk, okul öncesi eğitiminden başlayarak her kademede bir öğretmen ile tanışır. O öğretmenin vereceği can/hayat suyu ile büyür, serpilir, meyveler verir.
İnsan kaç yaşında olursa olsun ve hangi mesleği yaparsa yapsın hayatında iz bırakan, unut(a)madığı öğretmen(ler)i vardır.
Öğretmenler öğrencileri için yalnızca eğitim-öğretim işini yapan kişiler değil, aynı zamanda yeri geldiğinde onların ablası, abisi, annesi ve babasıdır.
İlkokulda, minik öğrenciler daha kalem tutmayı bilmezken onlara okumayı yazmayı öğreten, fasulyelerle sayı saymayı öğreten, ayakkabılarının bağcığını bağlayan, burnu akanın burunlarını silen, altına kaçıranların iç çamaşırını değiştiren “ikinci anne/baba” rolünde eli öpülesi, vefakâr öğretmenler unutulur mu!
Ortaokulda, öğrencilerini birer fidan gibi yetiştirmek için çalışan, ders dışında onların kişiliğinin oluşması için gayret gösteren, güzel ahlaklı olmaları için kitaplar okutan, değerler eğitimi kazanması için etkinlikler düzenleyen, aç olanların karnını doyuran, sıkıntısı olanın ailesi ile görüşen vb. fedakâr öğretmenlerin sayısı az değildir.
Lisede bir öğretmen, öğrencilerine meslekî anlamda yaptığı eğitim-öğretim faaliyetlerinin yanında “hocalık” rolündedir. Yeri gelir onlara hayat yolunda rehberlik eder, yeri gelir öğrencilerinin arkadaşı olur, yeri gelir sıkıntılarını dinleyen sırdaşı olur, yeri gelir çayını, simidini paylaştığı abisi/ablası olur.
Öğretmen tüm bunları inançlı, vatanını milletini seven, dürüst, iyi bir genç; temiz bir toplum yetiştirmek için sevgiyle, sabırla, azimle yapar.
Öğretmenin öğrencileri üzerindeki etkisi ‘kelebek etkisi’ gibidir. Bir kelebek bir ırmakta kanat çırpsa, okyanusta fırtınalar koparır. Öğretmen de kelebek gibidir.
Küçük gördüğü bir davranış, bir dokunuş, o küçücük yüreklerde fırtınalar koparıp onların hayatlarına yön verir ve bir ömrünü etkiler.
Öğrencileri hayatta başarılı olan bir öğretmene sormuşlar: ”Sen bu çocuklara ne yaptın?” diye. O da cevap vermiş: “Sadece sevdim. Ben onları çok sevdim.”
Öğretmenlik mesleğinin sırrı da bu olsa gerek.
Öğretmenlik mesleği para, pul, maddiyat, makam, mevki için yapılacak bir meslek değildir.
“Özgüven” adı altında çocukların şımartıldığı, eğitim programımızda öğrencinin merkeze alındığı, anne baba tarafından “sen özelsin, değerlisin, biriciksin” diye yüceltildiği günümüzde öğretmenlik yapmak hiç de kolay değildir. Bu durumdaki bir eğitim-öğretim faaliyeti bazı okullarda olduğu gibi bakıcılıktan ileri gitmez.
İbni Sina öğretmenin, nefsinin isteklerine uymayan, aşırı öfkeden, tamah ve hırstan kaçınan, korkmayan bir yapıya sahip olması gerektiğini belirtir. Bütün eğitimcilerin birleştiği bir özelliği de “iyi ahlâk ve kişilik sahibi” olmasıdır.
Öğretmen bir milletin ruh ve karakterine şekil veren rol model ve üretici bir insandır.
Avukatı, doktoru, mühendisi, esnafı, valisi, kaymakamı, milletvekili vb. bütün bir toplum öğretmenin eseridir denilebilir.
Kendini yetiştirmiş, kaliteli öğretmenlerin gücü, toplumun geleceğine yön verir.
Nitelikli öğretmenlere sahip olmak temel eğitim sorunumuz haline gelmedikçe, eğitimin toplumsal gelişmemize gerçek bir katkısı olacağını düşünmek hayal olur.
Çünkü bir ülkede, öğretmenler ve öğretmenlik mesleği yeterli niteliğe ulaşmadıkça, o ülkede en iyi eğitim sistemi de bulunsa, hedefe ulaşılamaz.
Ülkemizde öğretmenlerin ekonomik/malî durumunu söylemiyorum, toplumda saygınlığının / itibarının yeterli düzeyde olmadığına inanıyorum.
Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne özel bir program yapıldı. Hayati İnanç’ın konuk olarak çağrıldığı programda ERVA (Erdemlerimizle Varız) projesinin değerlerinden EDEB anlatıldı.
Programda Hayati İnanç, “Kendini öğretmen olarak görmekten, böyle anılmaktan onur/şeref duyduğunu” söyledi.
Melikgazi İlçe Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, “30 sene önceki sınıf öğretmenini hala unutmadığını ve Ankara’da yaşayan öğretmenine çiçek gönderdiğini” söyledi.
Melikgazi İlçe Kaymakamı Bülent Karacan ise “30 yıl öncesinde görev yapan doktor, hakim avukat, mühendis vb. kişilerin unutulduğunu, ancak öğretmenlerin unutulmadığını” söyledi.
Allah’ın gönderdiği her bir peygamber öğretmendir. Gönderildiği kavmini inanç, ahlak, hak, adalet, doğruluk üzerine hidayete erdirirler.
“Ben muallim (öğretmen) olarak gönderildim.” diyen Peygamber Efendimiz (sav) de cahiliye toplumunu değiştirerek, Asrı Saadete (Mutluluk Asrına) dönüştürmüştür.
Allah’ın elçilerini kendine örnek alarak, bugün de huzurlu, mutlu, inançlı, ahlaklı bir toplum oluşturmak için çalışan fedakâr, vefakâr öğretmenlerimize selam olsun.
Görevi başında vefat eden, şehit edilen öğretmenlerimize de Allah’tan rahmet diliyorum.
24 Kasım Öğretmenler Günü’nün hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.