Körlük
Ensar ŞAHİN
Andolsun ki, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık; onların kalpleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha sapıktırlar. İşte bunlar gafillerdir. (Araf Suresi, 179)
Bu ayeti kerimede Allah Teala, “hakikatı” gör(e)meyen insanların kör olduğunu, görmek istemediklerini konumuz gereği “göz” organına hitaben gözleri vardır ama görmezler buyuruyor.
Dünyanın neresinde olursa olsun, yaşadığımız hayatta körlük yaşayarak hakikate kapalı insanların durumunu anlatan bir kitaptan bahsetmek istiyorum.
Körlük, Jose Saramago isimli bir yazara ait roman tarzında yazılmış ve 1998’de “Nobel Edebiyat Ödülü” almış bir eserdir.
Jose Saramago, 1922-2010 yılları arasında yaşamış Portekizli yazar, oyun yazarı, gazeteci.
Kitapları sadece Portekiz’de iki milyonu geçmiş ve eserleri 25 dile çevrilmiştir. Jose Saramago, Portekiz’in neredeyse tüm ödüllerini kazanmış usta bir kaleme sahip. Üç tane kitabı, üç önemli yönetmen tarafından film olarak çekilmiş.
Bizim Nobel ödüllü Orhan Pamuk ile de yakın bir dostluk kurmuş.
Din konusundaki görüşleri nedeniyle kitapları Portekiz hükümeti tarafından sansürlenmiş ve Kanarya Adalarına yerleşerek ölene kadar orada yaşamıştır.
1969 yılından ölümüne kadar Portekiz Komünist Partisi’nin bir üyesi olmuştur.
Marksist yapısı ve dini sorgulaması onun başını belaya sokmuş. “İsa’ya göre İncil” kitabından dolayı cezalar almış ve kilise tarafından veto edilmiştir.
Körlük ve sonrasında yazdığı kitaplar onun popüler olmasını sağlamıştır. Körlük, 2008 yılında Fernando Meirelles tarafından filme çekilmiştir. Yazar Saramago bu filmi izlemiş ve beğenmiştir.
Jose Saramago, Filistin konusunda Siyonistleri ve İsrail hükümetini sert bir dille eleştirmiştir. Yahudiler de buna çek sert karşılık vererek Saramago’nun cahil olduğunu ileri sürmüşler.
Kendisi de Yahudiler ile ilgili değil, İsrail hükümeti ve yönetim politikalarını eleştirdiğini söylemiştir.
Yazar Saramago 2010 yılında, 88 yaşında ölünce cesedinin külleri çok sevdiği ve emek verdiği çevreye, bir zeytin ağacının altına atılmıştır.
Körlük, ürkütücü bir roman. Beklenmedik bir anda “körlük” felaketi yaşayan bir toplumun nasıl çöktüğünün, nasıl bencilleştiğinin, nasıl insani değerlerini yitirdiğinin hikayesi…
Bu bilgilerden sonra gelelim “Körlük” kitabına.
Kitabın konusu şöyle: Adı bilinmeyen bir ülkenin adı bilinmeyen bir kentinde, trafikte kırmızı ışıkta arabalar beklerken yeşil ışık yanınca bir araba gitmez ve herkes ona tepki gösterir. Sürücü göremediğini ve kör olduğunu söyler. Ancak karanlıklara değil, bembeyaz bir boşluğa gömülür. Herkes bu duruma bir yorum yaparken bir adam onu arabasıyla evine götürür.
Akşam eşi onu göz doktoruna götürmek için dışarı çıkar ama arabayı bulamazlar. Çünkü yardım eden adam arabasını çalmıştır.
Doktor muayene sonrasında hiçbir hastalık belirtisine rastlamaz. Evde sebebini düşünürken kendisi de göremez ve kör olur. Bu körlük karanlık bir görememe hali değil, beyaz bir ışık gibidir.
Ülkede herkes kör olmaya başlar ve sayı artınca devlet körleri bir akıl hastanesinde toplayarak karantinaya alır. Körlük salgını bütün kente, hatta bütün ülkeye yayılır. Ne yönetim kalır ülkede, ne de düzen… Hayal bile edilemeyecek bir kaos, pislik, açlık, taciz ve zorbalık hüküm sürmektedir artık. Yaşam durmuştur, insanların tek çabası, ne pahasına olursa olsun hayatta kalmaktır.
İçerde yemek dağıtım işini erkekler ele geçirir ve başka koğuştakilere vermezler. İnsanlar günlerdir aç kalır ve kadınlar, zorba erkeklerin cinsel tacizlerine maruz kalırlar. Dışarı çıkanları görevli askerler vurup öldürürler.
Aralarında, bütün kentte gözleri gören tek kişi olan ve gruptakilere rehberlik eden bir kadın da vardır: Doktorun karısı. Bu kadın yaşadıklarına dayanamaz ve erkek zorbalığına isyan ederek ağlamaya başlar. Hastanede başta yedi kişi, sonra yüzlerce kişi cehenneme dönen bu kentte, hayatta kalabilmek için inanılmaz bir mücadele verirler.
Körlük’ten çıkarılan mesajlar ve yorumlar:
Saramago’nun müthiş bir gözlem gücüyle betimlediği bu kaotik dünya, insanın karanlık yüzünün bir simgesidir.
Toplum, görmeyen gözlerle cinayetlere, zorbalıklara, tecavüzlere tanık olur. Ayakta kalabilenlerin ancak güçlüler olduğu.
Allah’ın insanlara bedavadan verdiği gözün ne kadar güzel ve önemli bir nimet olduğu.
Böylesi zor durumlarda, hayatının devam etmesi için İnsanların yardımlaşması ve birlikteliğin şart olduğu.
Dünyadaki zulümlere, haksızlıklara, adaletsizliklere insanların nasıl kör olduğu.
Pislik, kokuşmuş, çöplerle ve cesetlerle dolu olan şehrin, gökten yağmurun yağmasıyla nasıl ilahi bir rahmetle temizlendiği.
Eşyaları göremeyenlerin (madden) kör değil, hakikatleri göremeyenlerin (manen) kör olduğu.
Rabbim bizleri böylesi felaketlerle imtihan etmesin. Yoksa kalpleri olup da anlamayan, kulakları olup da duymayan, gözleri olup da görmeyen “erdemsiz bir toplumun” geleceği yer burasıdır.