Hakan TOPUZOĞLU

Bilginin Hamalı mı, Efendisi mi?

Hakan TOPUZOĞLU


Gelin bugün şu meşhur "ezber" meselesini biraz deşelim. Ama öyle okul sıralarındaki "çarpım tablosu" masumiyetinden bahsetmiyorum. Çok daha sinsi, çok daha yıkıcı bir virüsten; zihinsel ezbercilikten söz ediyorum.

Hani şu "profesyonellik" kılıfına uydurduğumuz, "gelenek böyle" diye kutsadığımız, aslında düşünce sistemlerimizi donduran o görünmez zincirden…

Bakın, bir cerrahın protokolü bilmesi uzmanlıktır; ama o protokolü bir dogma haline getirip hastayı bir vaka numarasına indirgemesi zihinsel ezberciliktir. Aradaki o ince çizgi, aslında medeniyet ile durgunluk arasındaki çizgidir.

"Atalarımızdan Böyle Gördük" Konforu
Bizim en büyük sığınağımız bu: “Biz bunu hep böyle yaptık.” Mühendisimiz "eski proje böyleydi" diyor, çiftçimiz "dedem böyle ekerdi" diyor, din görevlimiz "şu kitapta böyle yazar" deyip kestirip atıyor. Kimse "Neden?" diye sormuyor. Oysa Kur’an, Bakara Suresi’nde "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız" diyenleri, akıllarını kullanmadıkları için şiddetle eleştirmiyor mu?
Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım: İslam düşünce tarihindeki o "taklit" ve "tahkik" ayrımını ne zaman unuttuk biz?

Araştırmadan, delile bakmadan birinin sözünü kutsallaştırmak (taklit), bizi bilginin efendisi değil, ancak hamalı yapar. Hamal yükü taşır ama içindekinden haberi yoktur.

Yapay Zeka Kapıyı Çaldı!
Devir değişti. Eskiden binlerce içtihat ezberleyen avukat, on binlerce kod bilen muhasebeci makbuldü. Artık değil! Sizin yıllarca ezberleyip "hazine" sandığınız o bilgiyi, yapay zeka saniyeler içinde tarayıp önümüze koyuyor.

Eğer siz de bir "kara kutu" (black box) gibi çalışıyorsanız, yani bir bilgiyi neden kullandığınızı bilmeden sadece uyguluyorsanız, üzgünüm ama yerinizi çok yakında bir algoritmaya bırakacaksınız.

Çünkü makine hesaplar, ama insan düşünür. Makine işlevi optimize eder, ama insan amaç sorar. Etik sorgulama yapamayan, sezgilerini kullanamayan, "Neden?" sorusunun peşinden gidemeyen her zihin, bu çağda fuzuli işgaldir.
Seçim Sizin

Zihinsel ezbercilik rahattır; düşünce yükünü azaltır, sosyal kabul sağlar, "uslu çocuk" olmanızı garanti eder. Ama bedeli ağırdır: Durgunluk. Rönesans’ı başlatan şey, "böyle emredildi" yanıtının yerine "neden?" sorusunun konulmasıydı. Bugün de inovasyonun, sanatın ve gerçek eğitimin yolu buradan geçiyor.
Şimdi aynaya bakıp kendimize şu soruyu sorma vaktidir: Biz bu dünyada bilginin hamallığını mı yapacağız, yoksa o bilgiyi işleyip, sorgulayıp yeni dünyalar kuran efendileri mi olacağız?
Unutmayın; medeniyetler cesaretli zihinler üzerine inşa edilir, ezberci kalıplar üzerine değil.
Düşünmek cesaret ister. Ve bu cesaret, bugün her zamankinden daha kıymetli.
 

Yazarın Diğer Yazıları