Hakan TOPUZOĞLU

Deprem Yıkmaz: Kontrolsüz Sistemler Yıkar

Hakan TOPUZOĞLU

“Deprem değil, panik öldürür. Sakinliğimizi koruyalım.”

6 Şubat’ta bu cümleyi söyledik çünkü başka çaremiz yoktu. Çünkü biliyorduk:
Kontrolsüz bir sistem, en sağlam yapıyı bile çökertir. Bu ister betonarme olsun, ister insan zihni.

Teknolojiyle uğraşanların çok iyi bildiği bir gerçek var.
Sistemler kurulur, riskler hesaplanır, arıza senaryoları önceden düşünülür. Ve şunu net biçimde söylemek gerekir:
Bir sistem, hata yaptığı için değil; hata anında doğru tepki veremediği için çöker.

Deprem de böyledir.
İnsan da.

Fiziksel depremler saniyeler sürer. Ama panik, saniyeler içinde aklı devre dışı bırakır. O andan sonra kararlar rastgeledir. Rastgele kararların olduğu yerde kader değil, ihmal vardır.

Bugün aynı hatayı duygusal hayatta da görüyoruz.

Hayatta beklenmedik bir kırılma yaşanıyor…
Bir kayıp, bir hayal kırıklığı, bir belirsizlik ortaya çıkıyor…
Ve insan zihni farkında olmadan “acil durum modu”na geçiyor.

Ama sorun şu: Bu mod, çözüm üretmez.
Sadece hayatta kalmaya çalışır.
Ve çoğu zaman yanlış kararların kapısını aralar.

Teknolojide buna kernel panic deriz.
Sistem kilitlenir. Her şey durur.
Veri kaybı kaçınılmazdır.

İnsanlarda da aynısı oluyor.

Duygusal bir sarsıntı yaşandığında, sakinlik kaybolursa;
– mantık kapanır
– muhakeme bozulur
– gelecek silinir

İnsan, kendi hayatının yöneticisi olmaktan çıkar; reflekslerinin esiri olur.

Felsefe bize şunu söyler:
Olaylar değil, olaylara verdiğimiz tepkiler bizi tanımlar.

Teknoloji ise şunu ekler:
Tepkiler önceden tasarlanmamışsa, sistem çöker.

Ama burada çoğu zaman gözden kaçırdığımız bir gerçek var.

Gerçek ilaç bazen reçetede yazmaz.
Gerçek ilaç, insanın dostlarıdır.

Birlikte susabildiğin, birlikte gülebildiğin, yargılanmadan konuşabildiğin insanlar…
Zihin kilitlendiğinde sistemi yeniden başlatan şey çoğu zaman bir sohbet olur.
Bir çay, bir kahve, samimi bir “nasılsın?” sorusu…

Ne algoritmalar ne yapay zekâ ne de hız…
İnsanı insan yapan şey hâlâ insandır.

Biz ne yaptık?
Hayatlarımızı yedeklemeden yaşadık.
Duygusal firewall kurmadık.
Kriz senaryosu yazmadık.
Ve çoğu zaman, dayanışmanın gücünü geç fark ettik.

Oysa mesele ne depremdir ne acı.
Mesele yönetimdir.

Sakinlik romantik bir erdem değildir.
Sakinlik, en rasyonel hayatta kalma stratejisidir.
Ve dostluk, bu stratejinin en güçlü destek sistemidir.

Bir teknoloji uzmanı olarak şunu açıkça söylüyorum:
Kontrolsüz panik, en gelişmiş sistemi bile çökertir.
İster sunucu olsun, ister insan.

Ve şimdi gençlere birkaç sözüm var:

Hayatınız hızlı akıyor. Bildirimler, beklentiler, başarı baskısı…
Ama unutmayın:
Her sarsıntı bir son değildir.
Her hata bir çöküş değildir.

Durmayı öğrenin.
Konuşmayı ihmal etmeyin.
Yalnız başına güçlü olma fikrini sorgulayın.

Deprem yıkmaz.
Panik öldürür.
Dostluk ise insanı hayata bağlar.

Ve sakinlik; hayatta kalmak için değil,
insan kalabilmek için şarttır.

 

Yazarın Diğer Yazıları