Hakan TOPUZOĞLU

Yapay Zekânın Gizli Fiziği

Hakan TOPUZOĞLU

Yapay zekâ modelleri büyüdükçe genelde aynı hikâyeyi duyarız:
Daha fazla veri, daha fazla parametre, daha güçlü sonuçlar.
Ama bu anlatının arka planında, daha az konuşulan bir gerçek var: büyümenin de bir fiziği var.

Yeni yılın ilk günlerinde yayımlanan bir araştırma, bu gerçeği yeniden gündeme taşıdı. Konu, modern yapay zekâ modellerinin en temel ama en kırılgan yapı taşlarından biri olan artık (residual) bağlantılar.

Neden “Artık” Bağlantılar Bu Kadar Önemli?

Bugün kullandığımız büyük dil modellerinin neredeyse tamamı, çok derin sinir ağları üzerine inşa ediliyor. Bu derinlik, geçmişte büyük bir problemdi: Ağlar derinleştikçe öğrenme bozuluyor, gradyanlar ya kayboluyor ya da patlıyordu.

Artık bağlantılar bu sorunu çözen kritik bir fikir oldu. Basitçe söylemek gerekirse, ağın bazı katmanlarının “kenara çekilip” girdiyi doğrudan ileri taşımasına izin verirler. Bu sayede model derinleşirken bile öğrenme stabil kalır.

Ancak bu çözümün de bir sınırı var.

Daha Büyük Her Zaman Daha İyi Değil

Araştırmacılar yıllardır artık bağlantıları “genişletmenin” yollarını arıyor. Daha fazla etkileşim, daha fazla kapasite, daha karmaşık temsil gücü… Teoride kulağa harika geliyor.

Pratikte ise sorunlar başlıyor:

  • Eğitim sırasında sayılar kontrolden çıkıyor
  • Bellek kullanımı hızla artıyor
  • Model öğrenmeyi tamamen bırakabiliyor

Sorun şu: Artık bağlantılar, dikkatli kullanılmadığında kimlik eşlemesini bozuyor. Yani model, kendisini dengede tutan iç pusulayı kaybediyor.

Matematik Devreye Giriyor

Son dönemde ortaya çıkan yeni yaklaşımlar, bu sorunu daha fazla donanım ya da daha karmaşık hilelerle çözmeye çalışmıyor. Bunun yerine daha temel bir soru soruyor:

“Bu ağlar nasıl davranabilir ve nasıl davranmamalı?”

Bu bakış açısı, mimarinin bazı bölümlerini matematiksel olarak kısıtlamayı öneriyor. Yani modele “özgürlük” vermek yerine, onu belirli bir davranış alanı içinde tutmak.

Örneğin, artık bağlantılarda kullanılan bazı karıştırma işlemleri, özel matematiksel yüzeyler (manifoldlar) üzerine zorlanıyor. Bunun sonucu oldukça sezgisel:
Model derinleştikçe veya genişledikçe, iç sinyaller şişmiyor, çökmüyor, dengede kalıyor.

Bu Neden Gerçek Hayatta Önemli?

Bu tür mimari kısıtlamalar sayesinde:

  • Daha büyük modeller eğitilebilir kalıyor
  • Aynı kapasite için daha az hesaplama gerekiyor
  • Eğitim süreci daha öngörülebilir hale geliyor

Bu, yapay zekâ dünyasında sessiz ama derin bir değişime işaret ediyor. Çünkü bugüne kadar ilerleme çoğunlukla “daha fazlası” üzerinden tanımlandı. Şimdi ise “daha kontrollüsü” ön plana çıkıyor.

Yapay Zekâ Fiziksel Dünyaya Çıkarken

Bu mesele yalnızca büyük veri merkezlerini ilgilendirmiyor. Yapay zekâ artık:

  • Cihazların içinde
  • Giyilebilir teknolojilerde
  • Otonom sistemlerde
  • Fiziksel çevreyle etkileşen makinelerde

çalışıyor.

Bu dünyada istikrarsızlık kabul edilebilir değil. Isınan bir çip, taşan bir bellek ya da kontrolsüz bir öğrenme süreci, sadece performans değil güvenlik meselesi.

Büyük Resim

Giderek daha net görünen bir gerçek var:

Geleceğin yapay zekâ modelleri yalnızca veriyle değil, geometri, topoloji ve fizik kurallarıyla inşa edilecek.

Mimari tasarım, optimizasyonun sessiz arka planı olmaktan çıkıyor; doğrudan rekabet alanına dönüşüyor.

Yapay zekâ büyümeye devam ediyor. Ama bu kez sadece yukarı doğru değil—
daha sağlam, daha dengeli ve daha fiziksel bir zemine doğru.

 

Yazarın Diğer Yazıları