Çiftçiye Destek mi, Çiftçiyi Topraktan Koparmak mı?
Ünal TAYFUR
Türkiye’de tarım politikaları, sosyal devletin en somut göstergelerinden biridir. Mazot, gübre, yem, veteriner hizmetleri, doğum yapan ineklere verilen teşvikler, tarla parası ve daha niceleri… Kâğıt üzerinde bakıldığında çiftçiye sahip çıkan bir devlet tablosu vardır. Ancak sahada görülen manzara çoğu zaman farklıdır: destekler amacına ulaşmadan ya da yanlış kullanılarak çiftçiyi borç batağına sürüklemektedir.
2025 yılı tarım raporlarına göre, Türkiye tarım sektörü son yirmi yılın en kötü dönemini geçirdi. İstihdamda 2,6 milyon kayıp yaşanırken, tarımın GSYİH içindeki payı %10,2’den %5,6’ya düştü. Tarımsal girdi fiyat endeksi yıllık %45 artış gösterdi. Üretimde %15 kayıp yaşandı, ithalat alışkanlığı ise artarak devam etti. Bu tablo, verilen desteklerin üretime dönüşmediğini açıkça ortaya koyuyor.
Anadolu Ajansı’nın 2025 değerlendirmesinde ise tarımsal desteklerin yanında dijital tarım uygulamaları ve sulama modernizasyonu öne çıkıyor. Ancak don ve kuraklık gibi riskler karşısında bu desteklerin sahada yeterince etkili olmadığı vurgulanıyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin sürdürülebilirlik raporu da aynı noktaya işaret ediyor: desteklerin yenilikçi ve çevre dostu üretim modellerine dönüşmesi gerekiyor.
Köylerde gözlenen tablo ise daha çarpıcıdır. Devlet kredisiyle alınan dev traktörler, çoğu zaman çiftçinin sahip olduğu birkaç yüz dönümlük araziye uygun değildir. Gösteriş ve rekabet unsuru haline gelen bu makineler, çiftçiyi borçlandırmakta, üretim kapasitesini aşan yükler yaratmaktadır. Oysa devlet, kredi verirken çiftçinin gerçek arazi büyüklüğünü ve üretim kapasitesini dikkate alarak planlama yapabilir.
Sorun sadece desteklerin denetimsizliğinde değil, aynı zamanda üretim planlaması eksikliğinde yatıyor. Çiftçi çoğu zaman hangi ürünü ekeceğine kendi alışkanlığıyla karar veriyor. Bu da arz-talep dengesizliği yaratıyor: bir yıl patates fazlası, ertesi yıl buğday açığı… Ürün elinde kalan çiftçi borçlarını ödeyemiyor; bu zincirleme etkiyle iflasa sürükleniyor. Krediler, gübre ve tohum borçları ödenemediğinde çiftçi bir sezonda üretimden kopabiliyor.
Çözüm Önerileri
- Arazi bazlı kredi sistemi: Traktör ve ekipman kredileri çiftçinin sahip olduğu dekar üzerinden sınırlandırılmalı.
- Ulusal üretim planlaması: Türkiye’nin yıllık patates, buğday, şeker pancarı gibi temel ürünlere ne kadar ihtiyacı olduğu hesaplanmalı.
- Tarım teknisyenleri ve kooperatifler: Çiftçiye hangi ürünü, ne kadar ekmesi gerektiği bilgisi sahada verilmelidir.
- Şeffaf kayıt: Tapu sahipliği değil, fiili üretim yapan çiftçi esas alınmalı.
- Pazar garantisi: Çiftçi ürettiğini satabileceğini bilirse, bir sonraki yıl daha planlı çalışır.
- Kooperatif modeli: Desteklerin bireysel değil, kooperatifler üzerinden verilmesi hem denetimi kolaylaştırır hem de köylü arasında dayanışmayı artırır.
Devletin niyeti çiftçiyi desteklemek olsa da, yanlış planlama ve denetimsizlik çiftçiyi toprağından koparma riskini doğuruyor. Sosyal devletin gücü, verdiği desteğin sahada üretime dönüşmesini sağlamasında yatıyor. Çiftçiye gerçekten sahip çıkmak, sadece destek vermek değil, desteklerin yerine ulaşıp ulaşmadığını ve üretim planlamasının doğru yapıldığını takip etmekle mümkündür.
---
Dipnotlar:
Tarımcı, 2025 Türkiye Tarım Raporu, Tarımdan Haber, 18 Aralık 2025.
Anadolu Ajansı, Türkiye’de Tarım Alanında 2025 Böyle Geçti, 28 Aralık 2025.
Türkiye İhracatçılar Meclisi, Tarım ve Hayvancılık Sürdürülebilirlik Raporu 2025.
---