Ünal TAYFUR

'Sessiz Çığlık: Doğu Türkistan'da Unutulan Soykırım ---

Ünal TAYFUR

Türkistan, tarihin derinliklerinden bugüne Türk milletinin ana yurdu, medeniyetin beşiği, adaletin sesi olmuştur. Bu topraklar, sadece coğrafi bir alan değil; hakka karşı eğilmeyen, zalime boyun eğmeyen, Allah’ın adını yüceltmek için asırlardır mücadele eden Necip Türk milletinin vicdanıdır. Ancak bu vicdan, son yüzyılda Çin’in sistematik zulmüyle kanatılmış, insanlık onuru ayaklar altına alınmıştır.

Doğu Türkistan olarak adlandırılan bu bölge, aslında Türkistan’ın ayrılmaz bir parçasıdır. Çin’in emperyalist politikaları, bölgeyi hem isimsel hem kültürel olarak parçalamayı hedeflemiştir. 1882 yılında Çin İmparatorluğu, bölgenin adını “Xinjiang” yani “Yeni Toprak” olarak değiştirerek Türk kimliğini silmeye yönelik ilk resmi adımı atmıştır.

Osmanlı arşivlerinde yer alan belgeler, Doğu Türkistan ile Osmanlı arasındaki kadim bağları gözler önüne sermektedir. 1870’li yıllarda Osmanlı Devleti’nin Çin’e karşı savaşan Doğu Türkistanlılara bir vapur dolusu silah ve top gönderdiği belgelenmiştir. Bu belgeler, Türk milletinin tarih boyunca kardeşlik hukukunu gözettiğini ve zulme karşı durduğunu göstermektedir.

Bugün ise Çin’in uyguladığı zulüm, sadece bireysel hak ihlalleriyle sınırlı kalmamış; toplu gözaltı kampları, zorla çalıştırma, çocukların ailelerinden koparılması, camilerin yıkılması ve Kur’an eğitiminin yasaklanması gibi uygulamalarla soykırım boyutuna ulaşmıştır. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin 2024 tarihli raporuna göre, 2016’dan bu yana binlerce Uygur, Kazak ve Kırgız Türkü keyfi şekilde tutuklanmış, yeniden eğitim kamplarında işkenceye maruz kalmıştır.

Doğu Türkistan İnsan Haklarını İzleme Derneği’nin 2024 raporunda, Çin’in her ay yeni işkence teknikleri geliştirdiği, kadınların zorla kısırlaştırıldığı, çocukların Çinli ailelere verildiği ve Uygur kültürünün sistematik olarak yok edilmeye çalışıldığı belgelenmiştir. Raporda ayrıca, Çin’in Han Çinlilerini bölgeye göç ettirerek demografik yapıyı değiştirdiği, Uygur nüfusunun oranını azaltarak kültürel erozyonu hızlandırdığı vurgulanmaktadır.

Bölgenin stratejik önemi de bu zulmün ekonomik gerekçelerini ortaya koymaktadır. Çin petrolünün %40’ı bu bölgeden çıkarılmakta, Kuşak ve Yol Projesi kapsamında Doğu Türkistan, Çin’in Batı’ya açılan kapısı olarak görülmektedir. Bu nedenle Çin, bölgedeki istikrarı sağlamak bahanesiyle sert güvenlik önlemleri uygulamakta; bu önlemler insan hakları ihlallerine dönüşmektedir.

Uluslararası toplum ise bu zulme karşı büyük bir sınav vermektedir. BM İnsan Hakları Komiseri Volker Türk, 2024’te yaptığı açıklamada Çin’in uygulamalarının insan hakları standartlarına tamamen aykırı olduğunu vurgulamış, uluslararası topluma güçlü bir tepki gösterme çağrısında bulunmuştur. Ancak Çin’in BM Güvenlik Konseyi’ndeki veto gücü, bu tepkileri etkisiz hale getirmektedir.

Bu makale, sadece bir anlatı değil; bir çağrıdır. Türkistan’ın sesi olmak, kardeşlerimizin acısını duyurmak, insanlık onurunu savunmak için yazılmıştır. Çünkü hak neredeyse biz oradayız diyen bir milletin evladı, zulme sessiz kalamaz.

---

Dipnotlar:

1. Gül Seda Acet İnce, “Çin’in Vahşi Yüzü: Doğu Türkistan Zulmü”, ASEAD Dergisi, 2019. Kaynak
2. Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği, 2024 Yıllık Raporu. ETHR Raporlar Arşivi
3. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, 2024 Doğu Türkistan Raporu. QHA Haberi
4. Osmanlı Belgelerinde Doğu Türkistan, TDBB Yayını. Siyer Dergisi
5. Muzaffer Başkaya, “Cumhuriyetin İlk Yıllarında Doğu Türkistan’ın Genel Durumu”, Bilig Dergisi, 2019. DergiPark Makalesi

Yazarın Diğer Yazıları