Vedat ÖNAL

Kayseri'nin 'Lanetli İçki' ile İmtihanı

Vedat ÖNAL

SPORUN, FUTBOLUN VE KAYSERİ’NİN “LANETLİK İÇKİ” İLE İMTİHANI

Geçtiğimiz günlerde okul maçları için uğradığım bir sahada gördüğüm manzara beni üzdü ve düşündürdü. Gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunması için spor yapmaları teşvik ediliyor fakat içi boş ve hiçbir ilke, kural ve felsefeye dayanmayan bu çabaların nelere sebep olduğunu bizzat görerek açıkçası gelecek için endişe duydum. 

Spor müsabakalarının sırf bir kazanma hırsına dönüştüğü ve kazanmak dışında hiçbir değerin kabul edilmediği bir ortamda nasıl gerçek anlamda bir spor yapılabilir. Karşısındaki rakibini kışkırtmak için sahada yapılan olumsuz hareketlerin sonucunun trübünlerde nasıl yansıdığını bizzat gördüm. Trübünde takımlarını desteklemeye gelmiş ve en küçük bir hareket bekleyen daha doğrusu bir hareket olsa da ortalığı karıştırsam diye bekleyen bir seyirci kitlesinin olduğu bir ortamdı gördüğüm manzara. Kavganın, gerginliğin, hele hele küfürlerin havada uçuştuğu bu ortamlarda gençlerin ne gibi bir fayda elde edeceklerini doğrusu ciddi ciddi düşünmemiz gerekiyor. 

Sporun bir eğlence olduğunu, rekabette kazananın ve kaybedenin olacağını bunun da gayet doğal olduğunun anlatılması gerekiyor. Bu yüzden bunları yazarken düşündüm. Acaba sporun maneviyatı yok mudur. Spor dediğimiz şey tamamen inançlardan, maneviyattan uzak bir şey midir. 
Bir diğer dikkat ettiğim husus benim için önemliydi fakat maalesef organizasyon için herhalde önemli değildi. Düşünün Cuma günü Cuma namazı için camilere gidiyoruz değil mi. Fakat Cuma saatine denk gelen maçlar olduğunda nasıl olacak bu iş. Bir saat önceden orada bulunduğum için bazı kişilere söyledim bu durumu. Arkadaşlar bugün Cuma bu çocuklar cumaya gitmeyecek mi. Bu hakemler cumaya gitmeyecek mi. Bu görevliler cumaya gitmeyecek mi, diye gayet normal bir şekilde sordum. Fakat aldığım cevap düşündürücü bir o kadar da durumun vehametinin farkında olmadığımızı gösteriyor. Bugünün Cuma olduğunu ve Cuma namazı olduğunu hiç düşünmemişler. Yani namaz konusunda toplum olarak içinde bulunduğumuz ciddiyetsiz tavır burada da ortaya çıktı. 

Ayrıca trübün ortamlarında ortaya dökülen ve ağızlardan çıkan kelimelerin vehameti de ayrıca üzerinde durulması gereken bir durumdur. Okulunu bilmiyorum trübünün yan tarafında üç beş genç konuşuyor kulak misafiri oldum. Anlatıyor bir tanesi diğerleri de pür dikkat dinliyor. İşte akşam şöyle yaptık böyle yaptık, şu sofrayı kurduk şunu içtik bunu içtik. İçtik derken anlaşılıyordur herhalde nelerden bahsettikleri. Bütün bunların içerisinde biz de kız öğrencilerin durumları ayrıca dikkat çekiciydi. Artık adeta bir furya haline gelen kızların sigara içmesi alışkanlığı ilerleyen zamanlarda başka alışkanlıklara evrilirse hiç şaşmam. Çünkü bu ortamların getireceği veya götüreceği yeri tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok. 

“İÇKİ BÜTÜN KÖTÜLÜKLERİN ANASIDIR” SÖZÜ KAYSERİ’DE TAM YERİNE OTURUYOR

Burada tam da Kayseri özelinde birkaç kelam edeceğim. Kayseri’de şiddet olaylarından, asayiş olaylarının artmasından şikayet ediliyor çünkü ilgililer de bu yönde tedbirler alınması yönünde okullara yazılar gönderilmiş. Özellikle öğrencilere üst araması yapılması ile ilgili talimatlar gidiyor. Fakat öğrencilerin bu kadar alkolle, içkiyle iç içe olduğu bir ortamda onları şiddetten de, olumsuz davranışlardan da uzak tutamazsınız.

Okulların elli bilemedin yüz metre uzağına ve mantar biter gibi alkol satan yerlere izin verilmesi devam ettiği sürece bu sürecin önüne kimse geçemez. Bu asayiş önlemi almakla çözülecek bir mesele değil. Bataklığı yani bu içki satılan mekanları türlü türlü mazeretlerle artırırsanız olacağı asayişsizliğin tavan yapmasıdır.

Efendim içkili mekanlar şunun bunun etkisiyle, etkili yetkili kişilerin etkisiyle ruhsatlar alınıyormuş, bu etkili yetkili kimseler artık kimse devletten ruhsatları alıyormuş. Millet bahçesinin karşısına, Kayseri mahallesine, şehrin en gözde yerlerine içkili mekanları kondurursanız ondan olacaklar konusunda şikayet etme hakkınızı kaybediyorsunuz. Hoş şehri yönetenlerin artık içkinin zararları ile ilgili herhangi bir kaygıları olduğunu açık söylemek gerekirse düşünmüyorum. Bir mahallede son beş yılda tekel bayisi sayısı 4’ten 8’e çıkıyor ve şehrin hiçbir yöneticisi bundan rahatsız olmuyor ve bu şehirde bir gündem oluşturmuyorsa yapacak bir şey yok demektir. Hangi önlemi alırsanız alın, asayiş olaylarının önüne geçemezsiniz. Bataklık orada duruyor. Bataklığı kurutmadan sineklerle mücadele etmek ne kadar akıllıca ise bizim şehrimizde yapılan da odur. 
Futbol sahaları ve trübünler işte bu anlattığım şeylerden payını alıyor yani bu şekilde. Diğer mekanlardaki durumun ne olduğunu üç aşağı beş yukarı tahmin edebiliyorum.

Çocuklarımızı spora yönlendirirken, izlemeye teşvik ederken, başıboş bir alana terk ediyoruz. Hiçbir kontrolün, hiçbir değerin olmadığı bir alana bırakıyoruz. Bu yüzden toplum olarak, eğitim kurumları olarak, spor takımları ve sporla ilgilenen şahsiyetler olarak, sporun hiçbir maneviyatı, hiçbir kutsalı olmamasına nasıl göz yumacağız. 

Sahalardan, trübünlerden ve çeşitli spor dallarında ortaya çıkan sporun ruhuna ve ahlaki değerlere aykırı durumlara sessiz mi kalacağız. Spor özellikle de futbol akla geldiğinde, aklımıza küfür, dövüş, kavga ve seviyesizliğin her türlüsünün, ahlakın, edebin bir kenara atıldığı bir düzeni görmeye devam mı edeceğiz. Spor camiasında ortaya çıkan skandalların ardı arkası kesilmiyor. Kumarın ve zararlı alışkanlıkların adeta spor mekanlarını doldurduğu bir zamanda hangi sporun faydasından bahsedeceğiz. Çocuklarımızı spora yönlendirerek daha fazla kaybediyoruz. Üstelik bu olumsuzluklar sürekli ve değişmez hale geliyor. Siz bir şey söylediğinizde sanki anormal siz oluyorsunuz. Bu yüzden gelecek nesillere sporla ilgili bırakacağımız en önemli şey, sporun da bir ahlakının olduğu gerçeğidir. Bu ahlak gözardı edilirse sporla elde edilecek faydadan daha çok zararın ortaya çıkacağının farkına varmamız gerekiyor. Bunun yolu da spor yapan fakat edebiyle, adabıyla, ahlakıyla ve ibadetlerine gösterdiği hassasiyetle Müslüman şahsiyetlerin de sporun içinde olmasıdır. Bu konuda biran önce harekete geçilmesi gerekiyor. Kaybettiğimiz her an aleyhimize işliyor ve nesillerimizi spor özellikle de futbolla adım adım kaybediyoruz. Vesselam.

Yazarın Diğer Yazıları