Hüseyin TAŞ

'Aynadaki Müslüman' : Derin Bir Toplumsal Tasvir

Hüseyin TAŞ

Bir millet düşün…

Adı Müslüman, kimliği Müslüman, kimliği nüfus cüzdanında yazılı; ama ruhu Hucurât Suresi’nin kapısından bile geçmemiş. Ezan okununca başını kaldırır, ama Kur’an’ı açıp okumaya gelince elleri titrer. Çünkü Kur’an onun için; yaşayanların değil, ölülerin kitabıdır. Yasin’i mezarlıkta okur, ama Yasin 70. ayetin “Bu Kur’an, diri olanlar içindir” diye haykırdığını hiç duymaz. Çünkü ruhu öyle bir gürültü içindedir ki, hakikatin fısıltısı ona ulaşamaz.

Trafikte sabrı unutan Müslüman 

Arabaya binince kimliğini çıkarır, sabrını torpidoya bırakır. Direksiyon bir anda ona “kudret” verir sanır; sanki yolun sahibi olur, diğer herkes misafir. Bir selam vermez; ama camdan bağırmaya gelince sesi göklere ulaşır. Oysa selam, Allah’ın cennetteki kelimesidir… Biz ise “günaydın” deyip geçeriz, kendi selamımızı kendimiz icat ederiz.

Dile tatlılığın değil, yalanın ve dedikodunun yapışması

Birbirimizi çok severiz (!). Ama sevgimiz dildir; kalbe inemez, davranışa dönüşemez. Dostumuzu öperiz, arkasından kuyusunu kazarız. Komşuyu överiz, evine döner dönmez dedikodu kazanını kaynatırız. Halbuki Hucurât Suresi bağırır: “Zanların birçoğundan sakının! Birbirinizin kusurunu araştırmayın! Birbirinizin etini yemeyin!” Ama biz, kardeşimizin etini ızgarada çevirir gibi yeriz… Yeter ki konuşacak bir şey olsun.

Haram ile helali karıştıran Müslüman 

Faiz yer; “bankada kredi çektim, ne olacak ki?” der. Zinaya yaklaşır; “Allah affeder” diye kendini kandırır. Yalanı su gibi içer; “beyaz yalan” diye kategorisini bile çıkarır. On bir ay içki içer, bir ay Ramazan gelince “Müslüman oldum” diye sevinir. Tek ölçü domuz etidir; faiz haram değildir ama domuz eti haramdır (!). Oysa Allah’ın haram dediklerini seçme hakkımız yoktur.

Namazı unutan, ama cenaze namazında saf tutan toplum

Beş vakit namazı kılmayız; ama öldüğümüzde cenaze namazımız kılınsın isteriz. Bu nasıl bir çelişkidir? Rabbine secde etmeyen beden, öldüğünde insanlar onu kıbleye yöneltir. Yaşarken kulak vermediğimiz ezan, öldüğümüzde omuzlarda bize eşlik eder. Birde yasin kitabcığı helva kutu şeker dağıtılır nedense?!Ölü evi yemekle dolar… Kıymalı, pilav, helva, tatlı… Sünnet diye sandığımız, aslında unutulmuş bir bidattir. Sünnet olan; ölü evine yemek götürmektir, ölü evinden yemek yemek değil.

“Kalbim temiz” diyen ama kalbini hiç yıkamayan Müslüman 

Bizim dilimizde bir cümle vardır: “Benim kalbim temiz.” Ne güzel aldatıyoruz kendimizi. Kalbin temizliği, Allah’a teslimiyetle ölçülür; dille değil, niyetle. Kalbi temiz olan, yalan söylemez, faiz yemez, dedikodu etmez. Helal ile haram arasında duvarlar örer. Allah’ın rızasını arar. Takvayı elbise gibi giyer. Fetva vermek kolaydır; ama takvalı olmak ağırdır. O yüzden bugün fetva çoktur, takva azdır.

Bir milletin aynası 

Aslında bu yazı başkasına değil, bize ayna tutuyor. Çünkü en büyük problem, bireyin kendini eleştirmeyi bırakmasıdır. Herkesi yargılarız. Ama kendimizi hesaba çekmeyiz. Herkesi düzeltmek isteriz. Ama nefsimize dokunmayız. Allah’ın huzurunda kimse kimsenin yerine hesap vermeyecek. Herkes tek başına duracak. İşte biz buna hazırlıklı değiliz.

 Gerçek Müslümanlık nedir? 

Gerçek Müslümanlık; etiketle, kimlikle, sözle değil… ahlakla, sabırla, merhametle, kul hakkından sakınmakla belli olur.

Gerçek Müslüman;

• yolda selam verendir,

• trafikte sabredendir,

• kardeşinin kusurunu değil, iyiliğini arayandır,

• Kur’an’ı mezarlık kitabı değil, hayat kitabı olarak yaşam  kaynağı hayat nizamı olarak okuyandır,

• haramdan kaçandır,

• yalanı ateşten kaçar gibi terk edendir,

• dedikodudan sakınandır,

• namazda Allah’ın huzuruna durandır,

• Allah’tan korkup kuldan utanandır.

Son söz

Eğer Türkiye’de Müslümanlık yeniden dirilecekse, bu yeniden ezan okumakla değil, kalpleri diriltmekle olacaktır. Kur’an’ı mezarlıktan çıkarıp evlerimize, işimize, hayatımıza sokmakla olacaktır. Takvayı süs değil, nefes yapmakla olacaktır. Birbirimize merhameti geri getirmekle olacaktır. Selamı yeniden hak ettiği yere koymakla olacaktır.

Allah bizi kendine layık kul, Peygamberine layık ona uyan ümmet kılsın.

 

Yorumlar 12
Çağatay a 07 Aralık 2025 19:52

Özellikle aynadaki tasvir yazısı önemli noktalara değinmiştiR

Necdet 07 Aralık 2025 18:36

Bu yazım yazılar hakkında dönüşleriniz bana ışık yol gösteriyorlar çok teşekkürler okumak ve yazmak bunu yaşayıp hayata aksettirmek çok güzel iyiki varsınız

Hüseyin 07 Aralık 2025 18:28

Bu yazım yazılar hakkında dönüşleriniz bana ışık yol gösteriyorlar çok teşekkürler okumak ve yazmak bunu yaşayıp hayata aksettirmek çok güzel iyiki varsınız

Mehmet 07 Aralık 2025 10:33

"Kul hakkı yemeyi sol elle yeme kadar..." İsmet Özel, dert etmedikçe düzelmeyiz.

Zeki metin yalçın 07 Aralık 2025 05:22

Güzel bir köşe yazısı genel problem leri kısa ve öz nakşetmiş eline sağlik

Çiğdem 07 Aralık 2025 00:24

Eğer Türkiye’de Müslümanlık yeniden dirilecekse, bu yeniden ezan okumakla değil, kalpleri diriltmekle olacaktır. Özü tamamen bu

Um 06 Aralık 2025 22:21

Genel olarak hallerimiz..

Um 06 Aralık 2025 22:18

Genel olarak Müslümanların hali

İmran Öcsoy 06 Aralık 2025 19:59

BİR AYET "Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir." (Bakara, 215)

Yazar 06 Aralık 2025 19:51

Modern Türk toplumunun dindar kesimindeki pratik ikiyüzlülükleri, seçici dindarlığı ve ahlaki yozlaşmayı ele alma konusunda son derece cesur, tutarlı ve etkilidir. ​Güçlü Yönü: Bireysel sorumluluğa odaklanması, "Kalbim temiz" gibi popüler aldatmacaları yerle bir etmesi ve dinin ritüelden öte bir ahlak sistemi olduğu gerçeğini hatırlatmasıdır. ​Zayıf Yönü: Aşırı genelleme yapması ve eleştiriyi yer yer kışkırtıcı ve yargılayıcı bir tonda sunmasıdır.

Yaşar Yıldırım 06 Aralık 2025 16:11

Harika tespitler

Erkânî 06 Aralık 2025 14:26

Muhteşem teşhis ve çözümler, Emeğinize yüreğinize sağlık.

Yazarın Diğer Yazıları