Hüseyin TAŞ

Türkiye'nin Kırılma Yılları: 1993-2003

Hüseyin TAŞ

TESADÜF MÜ? — TÜRKİYE’NİN KIRILMA YILLARI (1993–2003)
Türkiye ne zaman kendi rotasını çizmek istese, saat neden hep aynı dakikada durdu?


1993: BİR YILDA BU KADAR ÇOK ŞEY OLUR MU?
1993…
Bir takvim yılı değil, bir kırılma hattı.

- Cumhurbaşkanı hayatını kaybetti
- Bakanlar susturuldu
- Gazeteciler susturuldu
- Paşalar görev dışı kaldı
- Masum insanlar yakılarak öldürüldü
- Askerler pusuya düşürüldü

Bu kadar olay aynı ülkeye, aynı yıla, aynı hedefe denk gelir mi?

1993 yılı, Türkiye Cumhuriyeti tarihine sıradan bir takvim yılı olarak değil, olağanüstü olayların art arda yaşandığı bir kırılma dönemi olarak geçmiştir. Aynı yıl içinde devletin zirvesindeki isimlerin ölümü, güvenlik bürokrasisinde kritik kayıplar, toplumsal infial yaratan katliamlar ve terör saldırıları yaşanmıştır.

Bu olayların her biri tek başına değerlendirildiğinde farklı gerekçelerle açıklanabilir. Ancak tamamı birlikte ele alındığında, “tesadüf” kavramı kamu vicdanında ciddi şekilde sorgulanmaktadır.

Devlet yönetimi, güvenlik, basın ve siyaset aynı yıl içerisinde ağır darbeler almıştır. Bu tablo, Türkiye’nin iç ve dış politikasında bağımsız karar alma iradesinin tartışıldığı bir döneme denk gelmektedir.

TURGUT ÖZAL: BAĞIMSIZLIK DİLİ ÖLÜMCÜL MÜYDÜ?
Merhum Turgut Özal:
- Körfez sonrası çok kutuplu Türkiye fikrini savunuyordu
- Orta Asya, Türk dünyası ve ekonomik bağımsızlık diyordu
- Devlet içi statükoyla çatışıyordu

17 Nisan 1993’te ani vefatı…
Yıllar sonra gündeme gelen zehir bulguları, kapatılan dosyalar ve açılmayan kasalar.

Soru:
Türkiye’yi zincirlerinden kurtarmaya çalışan liderler neden hep ani gider?


ADNAN KAHVECİ: DOSYALAR NEDEN YARIM KALDI?
Merhum Adnan Kahveci:
- Yolsuzluk dosyaları
- Bankalar, ihaleler ve gizli ilişkiler
- Devlet içindeki karanlık yapılar

Bir trafik kazası…
Ama dosyalar da onunla birlikte yarım kaldı.

Soru:
Bu bir kaza mıydı, yoksa sistemin refleksi miydi?

UĞUR MUMCU: KALEMİN UCUNDAKİ GERÇEKLER
24 Ocak 1993.
Aracına yerleştirilen bombayla öldürüldü.

Uğur Mumcu:
- Silah kaçakçılığı
- Terör, devlet ve uluslararası bağlantılar
- “Bu ülke temizlenmeden demokrasi gelmez” diyen bir kalem

Gerçek soru:
Uğur Mumcu kimi rahatsız etti?

EŞREF BİTLİS PAŞA: UÇAK MI DÜŞTÜ, YÖN MÜ DEĞİŞTİ?
Orgeneral Eşref Bitlis:
- PKK ile mücadelede farklı bir yol öneriyordu
- Dış müdahalelere karşıydı
- Bölgeyi bilen, sahayı tanıyan bir komutandı

17 Şubat 1993’te uçağı düştü.
ABD yapımı uçakta buzlanma iddiası gündeme geldi.

Soru:
Bu uçak gerçekten düştü mü, yoksa düşürüldü mü?

33 ASKER, 33 insan, 33 CAN: RAKAMLAR MI TESADÜF?
- 24 Mayıs 1993 – Bingöl: 33 silahsız asker şehit edildi
- 2 Temmuz 1993 – Sivas: 33 kişi Madımak Oteli’nde hayatını kaybetti
- 5 Temmuz 1993 – Başbağlar: 33 masum sivil vatandaş katledildi

Aynı yıl, aynı rakam, farklı yöntemler.

Soru:
Bu bir mesaj mıydı?

DEMİREL CUMHURBAŞKANI, ÇİLLER BAŞBAKAN: İKLİM DEĞİŞTİ Mİ?
1993’te:
- Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı oldu
- Tansu Çiller Başbakan oldu

Ama devletin görünmeyen yüzü değişti mi?

Faili meçhul cinayetler arttı.
Susurluk sürecine giden yol bu dönemde açıldı.

ALİ GAFFAR OKAN: DEVLET TEMİZLENİRSE NE OLUR?
Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okan:
- Halkla devlet arasındaki duvarı kaldırdı
- Hukuku esas alan güvenlik anlayışını savundu
- Teröre karşı sert ama adil bir duruş sergiledi

24 Ocak 2001’de düzenlenen silahlı saldırıda şehit edildi.

Soru:
Devleti halka yaklaştıran bir emniyet müdürü neden hedef alındı?

TÜRKİYE NE ZAMAN ÖZGÜRLEŞMEK İSTEDİYSE NE OLDU?
- Çok seslilik → Kaos
- Bağımsız ekonomi → Kriz
- Temiz siyaset → Suikast
- Milli duruş → Baskı

Yorumlar 6
Süleyman Sak 28 Ocak 2026 07:31

Elinize sağlık

Hüseyin B. 25 Ocak 2026 15:58

Kaleminize sağlık önemli noktaların altını çizmişsiniz.

İmran Öcsoy 25 Ocak 2026 15:02

28 Şubat eksik kalmış.Rahmetli Erbakan hoca agır sanayi milli savunma dedi darbe yaptılar

Mehmet K Talaslı 25 Ocak 2026 14:37

Türkiye ne zaman kendi rotasını çizmek istese, saat neden hep aynı dakikada durdu?" cümlesi harika bir metafor olmuş. Çok güçlü çok beğendim Ayrıca O yılları yaşayanlar bilir ki 1993 yılı asla sıradan bir takvim yılı değildi. Özal'dan Eşref Paşa'ya, Uğur Mumcu'dan Gaffar Okan'a kadar bu ülkenin bağımsızlığı için ter döken kim varsa hedef alındı. Güzel Yazınızda sorduğunuz 'Bu uçak gerçekten düştü mü, düşürüldü mü?' sorusu hala hepimizin aklında. Hafızamızı tazelediğiniz ve bu karanlık noktaları tekrar gündeme getirdiğiniz için teşekkür ederim Yazınızda bahsi geçen olayların her biri Türkiye'nin kanayan yarasıdır. Özellikle 33 sayısındaki 'tesadüf' vurgusu ve arka arkaya gelen kayıplar gerçekten düşündürücü. Ancak ne yazık ki 'devletin görünmeyen yüzü' aydınlatılmadıkça, dosyalar şeffaf bir şekilde incelenip kapatılmadıkça bu hepimiz bir takım soruları sormayı devam ettirmeliyiz Bu ülke ne zaman kendi rotasını çizmek istese bir elin müdahale ettiği tespiti çok yerinde. 1993 yılı Türkiye tarihinin kara kutusudur. Yazınız o kutuyu aralamaya çalışmış. Tesadüf diyip geçiştirilemeyecek kadar organize bir kötülük zinciri olduğu çok açık çok net Bir şekilde ortaya koymuş . Türkiye'nin zincirlerini kırması için geçmişiyle yüzleşmesi şart. Okurken o karanlık günleri tekrar hatırladım ve üzüldüm. Adnan Kahveci, Gaffar Okan gibi değerler kolay yetişmiyor. Ne zaman birlik olsak, ne zaman başımızı kaldırsak bir yerlerden düğmeye basılmış. Umarım gençlerimiz bu tarihi iyi okur ve aynı oyunlara gelmez. Allah bir daha bu millete 1993 gibi yıllar yaşatmasın. KALEMİNİZE VE ELİNİZE SAĞLIK Selam ve saygıyla

Metehan Söğüt 25 Ocak 2026 12:04

Türkiye’nin 1993-2003 arası dönemi, yalnızca siyasi iktidar değişimleriyle değil; ekonomik kırılganlıklar, kurumsal zafiyetler ve toplumsal güven erozyonuyla da hatırlanması gereken bir süreçtir. Bu yıllar, devlet yönetiminde sürekliliğin ve öngörülebilirliğin ne kadar hayati olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur. Özellikle 1994 ve 2001 krizleri, ekonomik sorunların yalnızca finansal değil; aynı zamanda yönetişim, denetim ve karar alma kalitesiyle doğrudan ilişkili olduğunu göstermiştir. Yazıda bu dönemin neden bir “kırılma” olarak tanımlandığının altı yerinde tespitlerle çizilmiş. Bugün yaşanan birçok ekonomik ve siyasi tartışmanın köklerini bu yıllarda aramak gerektiğine inanıyorum. Geçmişi doğru okumak, geleceği daha sağlıklı inşa edebilmenin en önemli şartıdır. Bu açıdan kaleme alınan bu yazıyı, yakın tarihimize dair düşünmeye sevk eden değerli bir katkı olarak görüyorum. Kaleminize sağlık

Mecit 25 Ocak 2026 11:46

Türk gerçek kimliğini bulmaya başladığı andan itibaren baskıya maruz kalmaya başlıyor. Bu dönem tam o döneme denk geliyor

Yazarın Diğer Yazıları