Ünal TAYFUR

İslam'da Tesettürün Ruh ve Şekil Boyutu

Ünal TAYFUR

İslam kültüründe tesettür, yalnızca bir giyim biçimi değil, aynı zamanda iman, hayâ ve şahsiyetin dışa yansımasıdır. Günümüzde tesettürün şekil olarak uygulanmasına rağmen ruhunun zayıfladığına dair tartışmalar dikkat çekmektedir. Bu makalede Kur’an ayetleri, hadisler ve İslam hukuku kaynakları ışığında tesettürün anlamı, tarihî örnekler ve günümüzdeki çelişkiler incelenecektir.

Nur Suresi 31: Mümin kadınların ziynetlerini gizlemeleri ve başörtülerini yakalarının üzerine vurmaları emredilir. Bu ayet, tesettürün hem bedensel hem de ahlâkî bir boyut taşıdığını gösterir.

Ahzab Suresi 59: Mümin kadınların dış örtülerini üzerlerine almaları, onların tanınması ve incitilmemesi için bir koruma olarak zikredilir.

Ahzab Suresi 33: Kadınların vakar ile evlerinde oturmaları ve cahiliye dönemindeki gibi açılıp saçılmamaları öğütlenir.

Hz. Peygamber (sav) buyurmuştur: “Kadın avrettir. Dışarı çıktığında şeytan ona gözünü diker.” (Tirmizî, Radâ, 18)

“Hayâ imandandır.” (Buhârî, İman, 16)

“Allah’a ve ahiret gününe iman eden kadın, namazını kılarken başörtüsüz olamaz.” (Ebû Dâvûd, Salât, 85)

Bu hadisler, tesettürün yalnızca dış görünüş değil, iman ve ibadetle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyar.

Fıkıh literatürü: Kadının avret yerleri yüz ve eller dışında tüm bedenidir. Tesettür farz-ı ayn kabul edilmiştir.

Amaç: Kadını korumak, toplumda edep ve hayâyı tesis etmek, fitneden uzak durmak.
Başörtüsü takıp aynı anda aşırı makyaj yapmak, fıkıh âlimlerince “ziyneti teşhir” olarak değerlendirilmiştir.

Osmanlı döneminde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında tesettür, toplumun namus ve iman sembolü olarak görülmüştür.

Fransız askerinin bir Müslüman kadının peçesine dokunması üzerine kıyam eden toplum örneği, tesettürün tarihî hafızada bir onur ve iman meselesi olduğunu gösterir.

Geçmişte kadınların örtünme biçimleri bugünkü modern şekillerden farklı olsa da onların hayâ ve Allah korkusu çok daha güçlüydü

Başörtüsü takıp düğün salonunda erkeklerin önünde dans etmek, tesettürün ruhuna aykırıdır.

Tesettürün şekli korunurken ruhunun kaybolması, İslam’ın emirlerini görünüşte yerine getirmek ama özünü terk etmek anlamına gelir.

Bazı çevreler “zaman değişti” diyerek bu çelişkileri savunsa da İslam hukukunda emir ve yasaklar kıyamete kadar geçerlidir.

İslam’da şahsiyet, iman ile davranışın uyumudur.

Tesettür, yalnızca başı örtmek değil, Allah korkusu ve hayâ ile bütünleşmiş bir yaşam tarzıdır.

Çelişkiyi kaldırmak için ya emir ve yasaklara tam uyum gerekir ya da samimiyetle farklı bir yaşam tarzı seçilmelidir.

Tesettür, İslam’da iman, edep ve şahsiyetin sembolüdür. Kur’an ve hadislerde açıkça farz kılınmış, İslam hukukunda ayrıntıları belirlenmiştir. Günümüzde tesettürün şekil olarak uygulanıp ruhunun terk edilmesi, Müslüman toplum için ciddi bir çelişkidir. Müslüman bireyler, şahsiyetli ve tutarlı bir duruş sergileyerek Allah’ın emirlerini tam anlamıyla yerine getirmeli, aksi halde tarihî hafızamızla çelişiriz.D

 

Dipnotlar

Kur’an-ı Kerim, Nur Suresi, 31.

Kur’an-ı Kerim, Ahzab Suresi, 59.

Kur’an-ı Kerim, Ahzab Suresi, 33.

Tirmizî, Radâ, 18.

Buhârî, İman, 16.

Ebû Dâvûd, Salât, 85.

İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Cilt 6.

TDV İslam Ansiklopedisi, “Tesettür” maddesi.

Diyanet İşleri Başkanlığı, Tesettür Hakkında Vaaz Hizmetleri, Ankara, 2015.

Yazarın Diğer Yazıları