Maaş Artışlarında Adalet
Ünal TAYFUR
Devletin 2026 için açıkladığı emekli ve memur maaşları toplumda ciddi huzursuzluk yarattı. Zor şartlarda geçinen milyonlarca insan beklenti içindeydi; ancak açıklanan rakamlar beklentileri karşılamaktan uzak kaldı. Burada mesele sadece rakamların büyüklüğü değil, adalet duygusunun zedelenmesidir. Çünkü aynı dönemde yüksek maaşlı kesimlere –milletvekilleri ve üst düzey bürokratlar dahil– daha yüksek oranlı artışlar yapılması, toplumun vicdanında derin yaralar açıyor.
Adaletin Ölçüsü
Emekliye %18 zam, asgari ücretliye %20 zam verildiğinde fark birkaç bin lirayı geçmiyor. Oysa milletvekili veya üst düzey bürokrat maaşına %30 zam yapıldığında, bir anda asgari ücretin katları kadar ek gelir sağlanıyor. Bu tablo, az kazananın daha da zorlanmasına, çok kazananın ise daha da rahatlamasına yol açıyor. Adaletin ölçüsü, az kazanana çok; çok kazanana ise dengeyi bozmayacak şekilde az artış sağlamaktır.
Uluslararası Uygulamalar
OECD ülkelerinde maaş artış politikaları incelendiğinde şu dikkat çekiyor:
- Almanya: 2024’te asgari ücret saatlik 12 €’dan 12,41 €’ya çıkarıldı (%3,4). Üst düzey kamu görevlilerinde artış oranı daha sınırlı kaldı.
- Fransa: 2023’te asgari ücret (SMIC) %2,2 artırıldı. Bu artış düşük gelirli çalışanların alım gücünü korumak için yapıldı.
- Güney Kore: 2025 için asgari ücret %3,5 artırılarak saatlik 10.030 won’a yükseltildi. Üst düzey bürokrat maaşları aynı oranda artırılmadı.
- Birleşik Krallık: 2024’te “National Living Wage” %9,8 artırılarak saatlik 11,44 £ oldu. Kamu sektöründe yüksek maaşlı pozisyonlarda artışlar daha sınırlı kaldı.
Bu örnekler gösteriyor ki, dünyada yüksek maaşlara aynı oranlı zam yapılmaz; düşük maaşlı kesimlere daha yüksek oranlı artış sağlanarak alım gücü dengelenir. Bu, sadece ekonomik bir tercih değil, adaletin ve insanlığın gereğidir.
Sosyal Etkiler
Adalet sağlanmadığında insanlar kendilerini dışlanmış hisseder. Bu da toplumsal huzursuzluğu artırır, manipülasyona açık bir zemin oluşturur. Devletin görevi, kara delikleri kapatıp kaynakları öncelikle emekli ve memur gibi dar gelirli kesimlere aktarmaktır. Böylece insanca yaşam koşulları inşa edilir.
Adalet, rakamlardan ibaret değildir. Az kazanana çok, çok kazanana az artış yapmak; toplumun huzurunu, refahını ve güvenini korumanın en basit yoludur. Eğer bu ilke göz ardı edilirse, ekonomik kararlar sadece cebimizi değil, vicdanımızı da yaralar.