Musa ve Yusuf Aleyhisselam'in Hayatlarindaki Hikmetler
Hüseyin TAŞ
Kur’an-ı Kerim’de kıssaları anlatılan Musa ve Yusuf aleyhisselam, insan hayatının akışına dair çok derin mesajlar taşır. Her ikisi de Allah’ın seçtiği peygamberlerdir; fakat yaşadıkları imtihanlar, başlangıçları ve yolları birbirinden tamamen farklıdır. Bu zıtlıklar, insanın hayattaki her olayın sonucuna odaklanması gerektiğini gösteren büyük bir hikmete işaret eder.
Musa aleyhisselam, daha bebekken ölümle yüz yüze gelir. Firavun’un İsrailoğulları erkek çocuklarını öldürme emri üzerine annesi onu gizler ve sonunda onu nehre bırakmak zorunda kalır. Bu olay, bir annenin çaresizliğini, teslimiyetini ve Allah’a olan güvenini temsil eder. Nehirde yol alan bebek Musa, hiçbir insan gücünün ulaşamayacağı bir koruma ile Firavun’un sarayına kadar gelir. İlginç olan şudur ki, katliam emrini veren Firavun’un hanımı, Musa’yı kendi evladı gibi sahiplenir. Musa, öldürülmekten sarayın içine alınarak kurtulur; bu, Allah’ın kudretinin açık bir tecellisidir.
Yusuf aleyhisselam’ın başlangıcı ise tamamen farklıdır. O, babası Yakup aleyhisselam tarafından çok sevilir ve korunur. Ancak onu öldürmek isteyenler yabancılar değil, öz kardeşleridir. Yusuf, kuyuya atılır, köle olarak satılır ve saraya köle olarak girer. Musa saraydan dışarı çıkmak zorunda kalırken Yusuf, dışarıdan saraya girmiştir. Musa için saray bir çıkış, Yusuf için başlangıçtır.
Her iki peygamberin hayatı zıtlıklarla doludur:
– Musa, bebekken annesinden ayrılır; Yusuf, çocukken babasından koparılır.
– Musa’yı annesi ve kız kardeşi korumaya çalışır; Yusuf’u babası korur ama kardeşleri ona düşmanlık eder.
– Musa sarayda büyür, sonra kaçmak zorunda kalır; Yusuf köle olur ama saraya çıkar ve en güçlü kişilerden biri hâline gelir.
– Yusuf zindana düşer; Musa çölde yıllarca yolculuk yapar.
– Musa çölden peygamberlik ile döner; Yusuf zindandan çıkıp Mısır’ın yönetiminde söz sahibi olur.
Bu karşıtlıklar bize şunu öğretir: Hayatta önemli olan bir olayın nerede başladığı değil, Allah’ın dilemesiyle nerede sonuçlandığıdır. İnsan bir şeyin başlangıcını görebilir ama sonucunu asla bilemez. Bir kötülük, bir ayrılık, bir zorluk — insan için felaket gibi görünse bile Allah için bir imtihanın kapısıdır.
Yusuf’un kuyudan saraya çıktığı gibi, Musa’nın nehirden peygamberlik yoluna yürüdüğü gibi her insanın hayatı Allah’ın ilminde saklı bir kaderle akar. Bu nedenle insan, yaşadığı olaylara bakıp hemen hüküm vermemelidir. Çünkü başlangıçlar dağınık, çelişkili, zor ve acı olabilir; ama sonuçlar ilahi planın bir parçasıdır.
Bu kıssalar bize şunu anlatır:
Bir insan bir ilişkiye başlarken, bir iş kurarken, bir arkadaşlık kurarken sonucunu bilmez. Sadece Allah bilir. Bu nedenle insan sabırla yürümeli, teslimiyetle yaşamalı ve nihayetinde iman üzere ölmek için gayret etmelidir.
Musa’nın hayatı da, Yusuf’un hayatı da şunu söyler:
Başlangıç değil, sonuç önemlidir.
İnsan Allah’a bağlı kalırsa, hangi yollardan geçerse geçsin sonunda kazanan olur.