Aşk kelimesine
şehvet gömleği
çok transparan kaçıyor...
Yanılgılar hep buradan...
Dokunulan,
algılanan şehvet;
ama görülen
ve arzulanan aşk...
Bunu gidermenin yolu,
bir ayraç...
Şehveti aşk sanmanın bedeli...
Gözyaşı;
dışa akan cinsinden...
Aşkı şehvetten arındırmak ise
içe akan gözyaşı ile mümkün...
O akıntı,
gönül havuzunu doldurunca
fıskiye çalışır
ve ruh sulanır...
Ruhu, gözünden sulanan aşık,
canlanır,
can olur,
can verir...
Aşkı bendeniz,
kafaya/kalbe takmak ile
şerh ediyorum...
Meşgul olmak ya da...
Düşünmek,
planlamak,
kurmak,
arzulamak,
erememek,
ermek,
onun yerine hatta
zaman zaman
ve çok zaman
empativari bir yer değiştirme.
Bu araba aşkı oluyor,
ev,
tatil,
patron,
iş,
kitap,
arkadaş,
evlad,
kadın,
erkek,
dost,
masa,
yasa v.s
Emel dürtüsünün kuvvetine göre
cazibesi endamı
boyu posu
makyajı farklı imgelerde
bir kavram
aşk...
Şehvet onun kemeri...
Sıktıkça daraltır,
açtıkça ferahlatır.
Arzu, şampuanı
beklenti, küveti
tatmin, tıkacı...
Tıkacını açtın mı
ne var ne yoksa
temiz kirli boşalıp gidiyor...
Geride kalan rahat ferah
dingin bir insan...
Rahatsızlık aşık olmak...
Kafaya takmak,
kurmak,
düşünmek...
Acabaların çoğalması,
nedenleri azaltan.
Saçmalamak,
uymaz dışa mihenkleri,
yargıları...
Sorunun özüne dönersek aşk,
şehvetle sımsıkıdır aslında
ve asla ondan ayrılmaz; ama
aşk asla şehvet değildir.
Yani bütün o söylenenler
sakındırma perspektifli
özel dizayn melodiler...
Hımm hımmlar...
Şehvet sadece
cinsellik değildir..
Tûl i emeldir,
beklentidir,
ermektir,
tatmindir,
erişmek,
almak,
vermektir,
dürtüler girdabıdır...
Tabiî bir yaşam levazımıdır
daha özgün ifadeyle...
Hangi aşık, vermek/almak istememiş?
İsteyende,
beklenti sahibinde
şehvet olmaz mı?
Kelimeyi sıfatlamakta eziyet çekenler
ikisini ayırmışlar,
aşk ile şehveti ayrıştırmışlar;
ama çok iyi bilirim ki,
aslında sakındırılan ile sakınılan
aynı şey değil...
Bize kafamız bassın diye
hadiseyi sadece
cinsellik boyutlu idrak edelim maksatlı
bazı endamlı büyüklerimiz,
şehvet kelimesinin içini boşaltıp,
bin parça farklı kavram ile
çeşitli dekorlarda sofra süslemişler..
Bunu yapmışlar;
ama o sofranın
o bin lezzetinin
topunun birden adı
şehvet sofra bezli aşk işte...
Kırıntılar beze,
malzeme mideye,
tokluk zihne,
lezzet kalbe...
Aşk, esası
’dert ne keder bana
bilmem daha nimet’ deyicilerin
gıdası...
Katırların anırmaları
bu zamanda alamadığını
kepaze eden sözde aşıkların
böğürmelerinden hoştur...
Özde ise
şehvet de lazımdır.
Tamam lazımdır da
onu aşk gömleğinde sunumlamak
münafıklıktır.
Karışık mı oldu?
Evet; ama takılmayın
Olay hem metabolik
ve hem de ruh boyutlu olunca
Böyle oluyor, yanlış anlamayın.