Bir kısım insan bir kısım insanı rahat bırakmadı. Köle etti yüke sürdü, av bildi alnının çatından vurdu. Kimi beş kuruş etmezi başının üstünde taşıdı; kimi izzet ve irfan sahiplerini yerlerde süründürdü.
Bir kısım insan hep çalıştı, diğer kısım insan ise sırt üstü yattı. Biri, bir lokma için on lokmalık iş yapıp yarım lokma zor bela kaparken, diğer biri dokuz buçuk lokmayı karın çevresine yağ olarak istifledi.
Bir kısım insanı bir kısım insan öne sürdü. Sürü bildi, güttü. Koyun otun peşinden uçurumdan yuvarlanırken ardından tüm sürünün onu takip etmesi gibi, insan sürüleri de sürücülerinin talimatı ile zaman oldu tepeleme gömüldüler.
Bir kısım insanın meziyetlerine bir kısım insanın aklı ermedi. Ermedikçe yüceltti, elini eteğini öptü, gelince ayağa dikildi, başını eğdi. Konuşunca ağzının içine girdi. O, gram verdiğinde kendini tonların sahibi bildi; o istediğinde ise tüm varını verdi.
Bir kısım insan, diğer kısım insan var oldukça hep var oldu ve olacak... Şahsiyetini, kurtarıcısı ve var oluş kaynağı inandığına hediye edenin şahsiyet davası da bir kısım insanın doyumsuz iştahına taam olmaya devam edecek.
Azizim, halbuki hepimiz anamızdan doğarken gerisine şaplak yiyenleriz. Yok birimizin diğerinden doğarken farkı. Uyanık olmalıyız... Dünyaya ağlayarak geldik evet; fakat ağlayarak yaşamak zorunda değiliz.
Bir kısım insan bir kısım insanı varına sermaye etti. Canı eğlence çekince şaklaban, öfkesini boşaltmak için kum torbası bildi. Yeri geldi okşadığı saçları kökünden kopardı. Dokunmaya kıyamadığının boğazını kesti, ortalığı temizlemeyi de diğer bir kısım insana bıraktı.
Falanda olup, filanda olmayan falanı filana sahip kılmaz. Falanın da filanın da malzemesi bir avuç topraktan ibarettir ve mezarlıklar nice sahip ve köleyi yan yana misafir eder.
Biri ki sanrısına tav olmuş, onun yaşamını kanırtarak emeline kullanan çok olur. Tarih, sırf bir kısım insanın bir kısım insana sahibi olmadığı meziyetleri yüklemesinin neticesi, bir baltaya sap olamayacak nicelerin saplara balta olup insanlığı doğradığının şahididir.
Söze bir öz lazım ise;
Zenginlik, makam, fakirlik, bela, şöhret, riyaset hepsi imtihandır. Kimi insan elinde olan ya da olmayan ile bir kısım insan olur... Bize insan doğduktan sonra ise insan kalabilmek yakışır, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in şu buyruğunca:
'Mü'minler bir bedenin azaları gibidirler… Nasıl ki, bedenin bir azası arızalandığında, bütün beden arıza verir, acı çekerse; aynı şekilde, bir müminin rahatsızlanması, acısı da diğer müminler de yankısını bulur.'