Bugün sizinle zaman zaman aklıma düşen ve kaleme aldığım bazı kısa cümleler paylaşmak istiyorum:
Akıl ve algılar bir değildir ve dahası herkes Erciyes'e baktığında Erciyes'i görecektir; fakat Erciyes, Develi'den bakana farklı Hacılar'dan bakana farklı manzara sunacaktır.
*
Adaleti, saraylardan vicdanlara göç etmemiş toplumlarda, kim hakim ise kendinden olmayanı yasa ile susturup hükmünü icrası kaçınılmazdır.
*
Toplum, o kadar haber, analiz, öğüt, öneri manyağı oldu ki, birisi, annesinin babasından doğduğunu söylese ona inanıp sözünü savunanlar çıkacaktır.
*
Bir yerde ifade özgürlüğü varsa oradan kahraman çıkmaz. Birinin baskıdan dolayı sesi çıkmayanların sesi olduğu için kahraman olması sadece diktatörlüklere özgüdür.
*
Sosyalleşmek çok kişi ile iletişmek, her lafa girişmek değildir. Kuru kalabalıklar tiyatrosunun özne yıldızı olmakta değil, dostlar senfonisinin yüklem hamalı olmaktadır huzur...
*
Bir çocuk bir yerlerde fukara yaşamlarında babasının ona verdiği bir parça soğan cücüğü ile mutlu olurken başka bir yerlerde başka bir çocuk verilen harçlığa burun büker. Ayşe kadın mezrasında mutluyken, Fatma hanım metropolde mutsuzdur ya da... Neden?
*
Dünya yaşamının ciddi zarar görmesine neden olacak bir nükleer facia olasılığı, aynı hasara neden olacak bir meteor çarpma olasılığından büyüktür. Bir çılgının bir parmağına bağlı yaşamlar.
*
İnsanları putlaştıranları anlayabilmek mümkün, sonuçta ticaret; fakat puttan nefret edenlerin put koleksiyonu yapmaları ilginç…
*
Kişi, kendine yazdığınca samimi olabiliyor. Önce kendisi için olmalıöğüdü. Evet, her fikir işçiliği gerçekten değerli, fakat etkili degil…
*
Ne görüntü yakalanmışsa o, osun sen onun için. Aslında ne gördüğü sensin; ne de sen gördüğünden başkasısın... Herkes algısı kadar akleder.
*
Biri, biri hakkında konuşurken aslında kendi korku, zaaf ve özlemlerini de deşifre eder. Dikkat kesilin o, o anda kendini vasfetmededir.
*
Yazımızda kışımızı yaşamak bize özgüdür ve yaşayamadığımız yaşamların öcünü yaşayanları kanatarak almak da öylece...