İsmail ARSLAN

Dâvâ Nedir?

İsmail ARSLAN

Bir dava türküsü dillendiriliyor çoktandır.

Dava nedir bir de bendeniz yazayım:
Partilere doluşan niceler için makam, mevki, rant.
Halk için geçim ve güvenlik, 
Akl ı selim için iyi insan olmak, 
Delikanlı mürebbiler için iyi insan yetiştirmek.

Dini, içsellerken, şahsi hayata hakim kılarken, öyle bir silkelemek gerekiyor ki tevhid, ihlas ile ibadet ve güzel ahlaktan gayrı üzerinde hiç bir şey kalmasın ki, inanırını dünyada sahih bir mümin olarak yaşamaya ve ahiretini ihyaya vesile olsun. Oldu oldu, olmadı, o inanır, hem kendini, hem ilişikli olduğu her yaşamı madara etmeden ölmez.
*
Bir zaman geçince kendine tapmaya başlar Allah'a tapamayan.

Devlet dev bir illettir, muhterise.

Bir karz ı hasen müessesesi kurmak gerekiyor, bunun yerine faizi dolanmak için Kerbela'da Peygamber'e açık düşmanlıklarını ilan eden Ümeyyeoğulları'nın ihdas ettikleri katılımcı bankacılığa sımsıkı sarılmak, neden?

Çünkü paradan para kazanmak gibi bir müesseseden vazgeçebilmek öyle herkesin harcı değildir de bu yüzden.

Adını da bu faiz değil, al sat koyuyorlar vicdanları da rahat sonuçta. Lakin iş, açık açık yasaklanan paradan para kazanma işi, ne kadar kavramlarla oynansa da, net.

Para Yahudiden gelince faiz haram, ama Araptan gelince katılımcılık, dibine kadar meşru.

Bu böyle olmaz.
*
Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü esastır deniliyor ya, üstüncükler bunu her duyduklarında, söyleyene okkalı bir küfür savuruyorlardır kendilerine dönen cinsten. Halbuki esasta üstünlerin hukuku, sadece bir seraptır ve yeri, zamanı geldiğinde mucitleri de hukukun üstünlüğüne sığınırlar.
*
Affeden affedilmeyi umabilir, örten örtülmeyi, verene verilir, alandan alınır. Kim, kime, ne ile muamele ediyorsa, göreceği de, gayrı olmayacaktır Hakk Katında.
*
En kolay hükmetme metodu, inandırmaktır. İnansın yeter ki, ömrünü, ömrüne paspas eder. Bunu iyi bilenler, bununla hakimiyet kurarlar hükmedebildikleri kitlelere ki işte, Allah'ın kınadığı budur, Onun vasıfları ile, Ona ait olanı, Onun kulunun, Ona rağmen hırs, şatafat, servet, enaniyet, şehvet, şöhret için kullanması ki işte nedir bu imtihan diyenlere, cevap buradadır.
*
‘Neredeyse cehennem öfkeden çatlayacaktır! Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara, “Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?” diye sorarlar. Mülk suresi 8 ayet meali’

Neyi haber vermişlerdi uyarıcılar? Toplumlarına, örfi uygulamaları mı, Allahın Muradını mı? Tevhit ve iyi insan olmak mı idi uyarının yönü, toplumların kültürel alışkanlıkları kökenli ihtarlar mı? Bütün Uyarıcılar toplumlarını tevhit, ahlak, nesli korumak, adalet, şuurlu ibadet noktasında ikaz etmişlerdir oysa. Cehennemi öfkeden çatlatacak olan iş, bu ikazlara rağmen sapan ve saptıranlara gazabı sadece. Yani yok öyle Arap toplumu gibi niye yaşamadın sorumluluğu, Allaha neden eş koştun, neden göre bile haksızlık yaptın derdi Cehennemi kudurtan. Tüm bildiklerimizi bu minvalde yeniden gözden geçirmemizde fayda çoktur. 

Yazarın Diğer Yazıları