Fransızların yemeyi pek bir sevdiği sümüklü böcek, bizim coğrafyamızda yemek kültürü ile anıldığında ancak bulantı vesilesi olur. Nedir olay?
İsmi... Evet, en önemli etken ismidir.
Fransızlar bu canlıya sümüklü böcek demiyorlar, onların dilinde bu böceğin başka bir ismi var.
Dil, kültür oluşturur.
’O dili konuşma bu dili konuş’ analiz edildiğinde altından en az sümüklü böcek tesirli bir algı bulunabilecektir.
Söze ’maatteessüf’ ile başlamak ya da ’binaenaleyh’; bazısını daha muhafazakar kılıyor ya; veya atmaca kondurmaca uyduruk kelimelere düşkünlük, ilericilik olarak algılanıyor ya; böylece dili, muhatabın algısından kasıtlı uzaklaştırmak da benzer etki doğurur.
Bu coğrafyada Alevilerin de Sünnilerin de gözbebeği bir isim var, Fatma annemiz...
Fatma’yı bir böceğe ’karafatma’ olarak yakıştıran algının hizmet ettiği yeri de sümüklü böcek kullanımını kavrayınca anlayabiliyoruz.
Köpeğine ‘arap’ ismini takanların da niyetini böylece…
Haçlıların Kudüs seferlerinde Araplardan öğrendikleri W.C.’yi, (water closet) Araplardan değil de haçlılardan devşirenlerin ilericilik şapşallığını ancak buradan bakıldığında fark edebiliyoruz.
Dil basit ifade ile iletişim sağlayandır; lakin çoğu nifakın da rahmi olmuştur.
Dili sümüğe sokmak sokanı, sümükten çıkarmak ise civarı rahatsız eder.
*
Bir ayet okur, başlar: ’Bu ayet şunu demek istedi, bunu demek istedi.’ Sonra kaptırır kendini: ’Şu, bu demek; bu şu demek’ ve ardından tehdit ya da müjde faslına geçer. Eser, gürler her sözünde...
Din, mülkiyete alınmış, cemaat uyuşmuş, gözler ve kalpler mahmurlaşmış, beyin ölmüştür... Cennetine dilediğini koyar, hoşuna gitmeyeni cehennemine postalar ve tanrı oymuş gibi bir eda hakimdir artık kürsüde.
Neden sözler havada ve neden etki yok sözlerde? Herkesin ağzında ayetler hadisler, gözler pörtleyesiye anlatıp duruluyor da, niye ’tın etkisi’ yapıyor?
Bundan sadece...
Kafası kalbi çalışanlarca anlatıcı figürünün başrolü kapmak için, tanrısının sırtına binmesi ve ’deh edası’ gözden kaçmıyor.
Ya da kulluğundakinin tanrısı havasında olmaya niyet kuranı, tanrısı, sürüm sürüm süründürüyor.
Ey sözü çoğaltanlar, anlaşılır kılmak masumiyetini dile dolayıp başka heveslere yelken açanlar!
Musa’ya Harun mu olduğunuzu iddia ediyorsunuz?
Kim, keyfine dini kullanıyorsa, o din onu bildik bir şey yapar...
Bu cennetlerin sakinleri tanrı mefhumunu elinde topaç gibi çevirenler değil elbette; cehenneme teknoloji montelemenin de öteye bir faydası olmayacak.
Aklınıza mukayyet olun…