Fetullah Gülen'i ve yapılanmasını anlamak için Bediüzzaman Said Nursi'ye bakmak gerekiyor.
Bediüzzaman Said Nursi'nin akidesi Eş'ari'dir. Eş'ari akidesinde geniş işlenmiş bir fetret devri algısı vardır. Ayrıntısını merak eden, akaid kitaplarından öğrenebilir. Özellikle söyleyeceğim şu:
Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası isimli kitabında,
"Çünkü ahir zamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedîye'ye bir lakaytlık perdesi gelmiş ve madem ahir zamanda hazreti İsa'nın din-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyet ile omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve hazret-i İsa'ya mensup Hristiyanların mazlumlarının çektikleri felaketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir." demektedir.
Eğer bu cümlede bir imla bozukluğu veya hatalı dizilim yok ise, İslamiyete inananlar ile hazreti İsa'nın hakiki dinine inananlar, Bediüzzaman'a göre ayrı iki gruptur ve hükmedecek olan da İslamiyet ile omuz omuza gelecek Hazreti İsa'nın hakiki dinidir. Üstelik fetret devrinde karanlıkta kalan ahir zaman Hristiyanlarının mazlumları da bir paye sahibidirler.
Bu yorumsuz aktarım diyalog v.s mevzularına dair açılım olsun. Fetullah Gülen yapılanmasının yahudi ve hristiyanlar ile özellikle alakası bir izaha buradan kavuşur kanaatindeyim...
Hristiyan mezhepleri içinde, bugün Amerika'ya da hakim olan Evangelistlerin temel gayesi, Armegedon savaşına hazırlık yapmak ve bu savaş ile göksel krallığını kuracak İsa'nın yeryüzüne gelişine hizmet etmektir. Bu maksatla Suriye'de olacağına inandıkları bu savaş için hazırlık yapıyorlar.
Bu amaç için Cıa ve Mossad'ın birlikte çalıştığını da son söz olarak söylemek gerekiyor.
*
Bazen biri bir cümle söyler, o cümleyi bin filozof/şair/yazar -bütün birikimlerine rağmen- o söyleyene kadar söylememiş olurlar. Ünvansızın kalite ve sağlam sözünü, markasız kalite malı elinin tersi ile itenin halince umursamayanın, onu yok sayanın, ona burun kıvıranın edebiyatla sanatla adamlıkla ne işi olabilir? Ünvanla, isimle sözü değerlendirenleri din/ideoloji/tarikat/cemaat kurmaya; ya da kurulmuşların meddahçılığına, tabiiyetine davet ederim, edebiyata, fikir adamlığına değil...
Cümleyi yazana değil, cümleye bakmak kafidir. İsmini çerçevelettikleriniz öldü geçti gitti, sözleri baki kaldı. Ey isme methiye düzenler! Siz ne büyük bir tezatın ibibiklerisiniz?..