İnsanın sadece cinsinin sahip olduğu ve onu sair canlı cinslerinden farklı kılan, nefret ettiği ve övündüğü, reddettiği ve sahiplendiği, onun ile onurlandığı ve aşağılandığı büyük bir defosu var.
Doğrusu tüm dünyayı kan gölüne çevirmesinin ve üç kuruşluk hayatını hem kendine hem gayrına zehir etmesinin yegane sebebi de bu defodur. Defo olduğunu her fırsatta dillendirmesine rağmen tabiatı icabı asla vazgeçemediği bu defo,
hırs ve haset duygusundan başkası değildir.
Hırs ve haset ayrı kavramlar gibi algılanılmasına rağmen özü itibarıyla tek yumurta ikizleri gibi menşei aynı olan duygulardır.
Fazlaya göz dikmek... Elde etme temayülü...
"Onda var, bende neden yok", "ondaki de benim olmalı"
Variyetteki şişmanlık da cılızlık da sadece bundandır; tüm nifakın sebebi de budur.
Felsefenin tafsilatlı tarifinde başarılı olduğu, lakin tahribatına mani olamadığı bu defo, kazındıkça daha gür biten kıl gibi, insan üredikçe, daha da güçlenmede ve nihayetinde er ya da geç insanı yok etmede insan tarihine kapak olma kabiliyetini haiz tek vasıftır.
İnsan, nesli kesilen dinazorlar gibi, dış etkenler sebebi ile değil, özünde var olan hırs ve haset kazanında eriyip bitecek; bu net...
Ancak infak kabiliyetine malik olabilirse; o başka...
Zira nifakı kesebilecek sadece infaktır. Nifak Arapça "nun" harfi ile başlar. "Nun" harfinin tepesine keskin bir kılıç gibi "elif" indirildiğinde "infak" kelimesi ortaya çıkar.
Karşılıksızlık.
Beklentili olmamak...
Hırs ve hasetin tedavisi bunun iledir; başka değil.
***
(4) bazen (5)'den büyüktür; bazen de küçük...
Rakamlara bel bağlayanlar aldanırlar.
Misal:
(4.5)
Çok askerden oluşan ordulara malik nice kudretli komutanlar, çok çok daha azını doğru koordine eden komutanlara mağlup olmuşlardır.
Önemli olan (5)'in noktanın sağında mı, solunda mı olduğudur.
(5)'in daima (4)'ten büyük olduğuna saplanmış bir beynin, bir gün bir yerde büyük yanılgısını tecrübe etmesi çok olasıdır.