Kızı, bir mal gibi çekiştirerek, zorla kaçırıyor. Aklında bir an önce ırzına geçip, sahipliğini pekiştirmek var ve bizde bunu yapanı, yaptığına pişman edecek bir ceza mekanizması yok. Bunu insan olarak algılıyor yargı, hatayı en başta burada yapıyor. Buna hayvan desek hayvana da haksızlık olur. Zira hayvan kur yapar, ikna eder. Bunun yaptığı şehvet ve full ego.
E ama insan hakları denilirse, onda gönlü olmayan kızı zorla kaçırıp, ırzına geçip, ona mal muamelesi yapan, bu fiili işlerken insan ve hatta hayvan bile değildir derim.
Böylesinin hakkı, adil ve şeffaf bir yargılama sonrası, suçu subut bulunca en feci şekilde ölümdür.
*
Hukuk ile abdestli kapitalistlerin ve ideolojisini dinleştirenlerin arası her daim limoni olmuştur. Onların hukuktan çaktıkları, menfaatlerinin korunması ve kollanmasıdır.
Kanun değil hukuk devletinde yaşamak bir nimettir. Hukukun üstünlüğüne inanan milletler erdemlidir, yasanın değil. Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü esastır. Zulüm gayrın hakkına tecavüz etmektir.
*
Ahi Evran, Hoca Ahmed Yesevi okulunun talebesidir ve bu topraklarda, bu okul çeşitli gerekçelerle, hep hor görülmüştür.
Kalbin (vicdanın) hakimiyetine mani olup, dini, şekil evsaf ile vasıflayanlar, halen de bu okulu etkisiz kılmaya gayrete devam etmektedirler.
Ne zamana kadar bu böyle devam edecektir diye sorarsanız, mekasıt ilmi, dini ilimlerin sertacı olana kadar böylecedir.
*
Övme ve övülmeye aşırı düşkünlük esasta düşkünlerin vasfıdır ki bu coğrafyanın bir halt olamamasının bir sebebi de bu düşkünlüğün bir yaşam tarzı haline getirilmesidir. Kişi, siyaseten bir gayrete giriyor ve hizmet etmeye niyetleniyor mesela. Onun hizmet etmesi için, ona destek olanlar, bir bakıyorsunuz, o ne yaparsa, doğru yanlış demeden, sürekli bir methiye faslındalar ve üstelik buna kendilerini vazifeli inanıyorlar. Methedilen de methiyelerin sarhoşluğunda, kendini öyle bir konuma oturtuyor ki, lâ yüs'elligine hem kendi iman ediyor, hem de herkesi iman etmeye mecbur tutuyor. Bir kısır döngü başlıyor ki kurtulmak imkansızlaşıyor. Birisi, kazara yanlışa yanlış der ise, derhal itibarsızlaştırılıyor ki döngü zaten böyle olmasını gerekli kılıyor.
*
Suistimal başımızın belası!
Ne yana başımızı çevirsek, hep bu belayı görüyoruz maalesef.
Kardeşi, engelli ablasının üzerinden araç alıp sürme derdinde.
Dolandırıcı, insanlardaki iyiniyeti paraya tahvil derdinde.
Sahte ruhban dinden geçinme derdinde.
Zaafları emeli için kullananlar için ne kadar çok fırsat var ama.
Allah intibahlar versin hepimize.