İsmail ARSLAN

İdam Cezası Hakkında

İsmail ARSLAN

"İdam cezası olmalı" görüşünün, imza edilen sözleşmeler icabı Türk hukuk sistematiğinde uygulama alanının olamayacağı malum. Bir tarz gaz alma durumu doğrusu. Üstelik suç çeşidi çoğaltılıp, ceza artırılınca suç ve suçluda azalma olmaz. Bu, insanlık tarihinde milyonlarca defa test edilmiş bir iki kere iki dört hadisesidir.

Bilakis ceza kabarınca suç, yeraltına sızar ve ikiyüzlü, kurnaz, içten pazarlıkçı tipler klonlanır.

Üstelik suç yollarına parke döşemiş devletlerin suça ceza kesmeleri aymazlık ve densizliktir.

Bundan daha densizce bir şey söylenecek ise, o da şudur ki,

"Henüz girmiş on üç on dört yaşına, edalı işveli köylü güzeli" türküsüne akşamları DEVLETİN TELEVİZYONU TRT'de alkış tutanlar, on üç on dört yaşındaki çocuğa yönelik eğilimleri lanetlerler!

Hata

"Hata ve ayıbına, acizlik ve zayıflığına ihtimal vermediğimizden vebadan kaçar gibi kaçmak lazım. Zira o, tarihin en kadim hilesi ile bizi insanüstü olduğuna inandırmıştır ki, ilk fırsatta tepenmize binmesi kaçınılmazdır."

Çözülme

Görev yaptığı resmi kurumun kapısından girdiği anda din, ideoloji, ırk, hısımlık, dostluk, yandaşlık, karşıtlık adına, iş esnasında zihni ve fiili çelici her ne var ise topuna birden kapı önünde el sallayamamak ve onları içeri alma çürüklüğü bir facia.

Dindar diyorsun bakıyorsun bu var.

Ocu bucu şucu fark etmiyor ucundan kıyısından ortasından bulaşıyor bir biçimde...

Bunu çözmedikçe çözüm çözüm çözüleceğiz.

Kaliteli Hayat

Kaliteli bir hayat için şu kelimeleri azalta azalta yok etmemiz gerekiyor: "Ama, fakat, lakin, şu kadar ki, ne var ki, gerçi, ancak"

İman

İçinden iman sıyrılmış bir din algısı ile egemen olmanın faziletini, çırpınsanız insanların idrak kabulünde bir yere oturtamazsınız. Olsa olsa en fazla egemenliğiniz süresince abdestsiz namaz yaygınlaşır, münafıklığı resmi "birinci" din olarak ilan etmek zorunda kalacağınız günlere adımlarsınız.

Korku İktidarı

Önce korktuk komşunun tarlamızdaki üç kuruşluk arpayı çalması ihtimalinden. Enteresanı komşu da korkuyordu bizden; atı vardı, bir de ineği. Korkularımızdan yaşamlarımız çekilmez hale gelince dedikodusunu yapmaya başladık halimizin. Duydu uyanığın biri ve zıpladı üstüne kondu korkularımızın. Dedi ki: 'Kim kime saldırırsa canına okurum. Haksızlığa gelemem. Akıllı durun, birbirinizin atına arpasına göz dikmeyin. Fena yaparım.'

Ondan, birbirimizden korktuğumuzdan daha fazla korktuk. arpa ekmeği yaptık, doyurduk onu. Atımızı altına verdik. Gezmelerde o vardı. Çoğaldıkça korkumuz, adına saygı dedik ve daha fazlasını verdik. Biz verdikçe, o hakkaniyetle korudu birbirimizden bizi. Biz korundukça birbirimizden, birbirimize veremediklerimizi o aldı bizden.

Yazarın Diğer Yazıları