'Bu vizyonun -İslam federasyonu- dile getirilmesinin, ortamımızda bulunan ve kendilerini realist diye isimlendiren veya öyle zanneden birçok insanı sinirlendirdiğinin çok iyi farkındayız ve bu sebepten dolayı biz bu hedefi daha da sesli vurguluyoruz.
Müslüman halkları pasif duruma sokan ve hiçbir çaba ve umuda yer bırakmayan bu 'realizmi' yok sayıyoruz. Kaynağı dünyanın güçlülerine karşı bir aşağılık duygusu ve ona karşı saygı olan o realizm, aslında hakimlerin hakim olarak, ırgatların ise ırgat olarak kalmaları demektir.
Ancak tarih sadece sürekli değişimin hikâyesi değil, aynı zamanda imkânsız ve beklenmeyenin devamlı gerçekleşmesinin hikâyesidir. Çağdaş dünyanın hemen hemen bütün hakikati elli sene öncesinde imkânsız görülmekteydi…' Alia İzzet Begoviç
Ondan önce de Said Havva dillendirmiş bu teşekküliyatı... İslam federasyonu… Bütün fırkaları bir araya toparlayıp, gayrı müslime karşı ortak tavır ve iç işlerde arabuluculuk, mesele çözme, dayanışma, kaynaşma, yardımlaşma açılımlı bir cemiyet...
Bugün Birleşmiş Milletler Cemiyeti dahlinde İran İsrail ile ortak yaşama alanı olan dünya çıkarları için bir arada olabiliyorsa, birbiri ile temel nüanslarda esasında ihtilafı olmayan İslam ülkelerinin veya cemaat/kilk/oluşum/cemiyetlerin de bir araya gelmemesi söz konusu olamaz.
Bunun ile ilgili her zamanda çalışma da yapılmıştır. Mesela ülkemizde 70'li yıllarda arı süt nazariyesi kapsamında ciddi çalışmalar yapılmıştır.
Arı süt'ün temsiliyet açılımı şuydu: Akıncılar, Risaleciler, Işıkçılar, Süleymancılar, Ülkücüler, Tarikatçılar... Lakin başarılı olamadı. Kanaat önderlerinin bunu başarabilecek güçlü liderliklerinin olmadığı görüldü.
İslam elbette bütün yeryüzünü hak ve adaletle ergeç dolduracaktır. Bunu tesis edebilmek melekesine belki de tarih olarak en yakın zamanlardayız. Her Müslüman bu ihtilaflardan artık bizardır ve ihtilafların da ardı arkası kesilmeyeceğine göre, yani Müslümanların tamamının bir bakışta toplanacağı teoride bile mümkün görülmediği varsayıldığında bu sistemin fedaratif bir sistem dahlinde olması gayet mümkündür.
Mümkün olmayan ütopik gördüğüm ise, Müslüman cemiyetlerin kanaat liderlerinin bu birleşmenin önündeki kaya gibi duruşlarını dikkate alarak, onlara rağmen onlarlı bir birleşme fikridir.
Fırkalar iç işlerinde kendi sahalarında özgür; ama ortak duruşta tek yürek... Neden olmasın... Kim istemez....
Şimdi itiraz edilse ve denilse ki: Mehdi aleyhisselam bütün ihtilafları kaldıracak ve herkes tek bir itikadda birleşecek, derim ki: Böylesi tek bir itikad sahebe-i güzin radıyallahu anh devrinden bu yana görülmemiştir. hatta Rasulu Muhterem aleyhisselam'dan hemen sonra, ihtilaflar derinliğe hissedilmeye başlanmıştır.
Bu insan fıtratına aykırı bir yorum olurdu. Herkesin doğru budur da birleşmesi mümkün değildir. İnsanlar kendilerine ait hayatları mekan zaman ve görgü denklemi ile farklı farklı yaşarlar ve farklılıklar Adem aleyhisselamdan beri insanın doğasındadır.
Tüm bunlara rağmen Müslümanların ortak temalarda buluşacakları ve güç birliği yapacakları bir zemin asla hayal değildir.