Erkek ve dişi olduğunun farkına varması ile cinsler, birbirlerine karşı tabii bir ilgi duyarlar ve karşı cinsi etkileyerek, ondan almak istediğini almak için, variyetlerini sergilemeye başlarlar. Kimisi kiminden daha donanımlıdır ve emeline daha kolay ulaşır.
Almak istediğini aldıktan sonra, kimisi, daha tecrübeli ve güven hissi ile, başka bir maceraya yelken açacaktır.
Bu hep böyledir ve böyle olacaktır.
İnsan onurunu ve nesli korumak hususunda bazı yasaklar öngörülmüştür, sınırlara uyanlar, perişan olmazlar.
*
Adaletin asli ölçeği vicdandır, insanlığın ortak değerleridir. Falan devletin, filan kültürün ortaya koyduğu yasalar değildir. Allah, her bilinç sahibi insana doğru ve yanlışı ayırt edebilme kabiliyeti vermiştir. Lakin insan bazen güç ve bazen ihtiras veya başka amaçlar için tercihini, göre bile yanlıştan yana kullanabilir. Kişiler, örf, örfleşmiş din ve değer yargıları insanı yanıltabilir, ama insandaki Tanrı Nüvesi saf vicdan, onu asla yanıltmaz.
*
Allah, ilk Peygamberden son Peygambere kadar, insanlara sürekli şu mesajı iletti: Allah'tan gayrına eyvallahınız olmasın, Ona, ne nefsinizi, ne de başka bir şeyi ortak tutmayın. İyi insan olun, dürüst şekilde ve mutedil bir istikamet tutup, hakkaniyet üzere yaşayın. Bu mesaj, ihtiras düşkünlerince, bu netlikte hiç bilinsin istenmedi ve din işi bir kazanım malzemesi kılındı ki, elbette bu dahi esas imtihanı oldu insanın. Ona verilen doğruyu yanlıştan ayırt etme melekesini çalıştırıp, haktan yana olanlar ve bile isteye batılı tercih edenler olarak ikiye ayrıldı insan, tüm mevzunun özü bundan ibarettir, mevzuyu karmakarışık bir zemine kaydırıp, hırsına mağlup olanlara malzeme olmamak isabetli olandır, vesselam.