İsmail ARSLAN

Kanadı Kırık Barış Güvercinleri

İsmail ARSLAN

Geçmişini, geleceğine taşıtanların öğretileri değil midir, barış güvercininin kanatlarını kırpan?
Binlerce yıldır süren kan davaları, ihanet ve düşmanlık...
Ölüm, işkence ve zulümler...
Ey insan! Yok et, eksilt, söndür, bitir...

Ben yapamıyorsam sen de yapma, onunki de benim olmalı...
Birileri itiraz ederse, vur kafasına topuzu, gebersin.

O kızı ben sevdim sana yar etmem,
şu toprak malım,
o ülke benim,
tâbi olmazsan bana, yaşamak sana haram…

Daha çok kanın var akacak be dünya...

Hayvanların enteresan bir genetik hafızası var. Göç yolları hikayelerini bilirsiniz. İnsanın ise böyle bir hafızası yok. Her doğumla sil baştan. Ne öğretildi, gösterildi onunla yola devam.
Önceki sonrakinin iteleyicisi olunca, sonraki de haliyle önündekini itildiğine iteliyor.
Hataysa hata, kaç bin senedir aynı hikayeler.
Sonra biri çıkıyor ve diyor ki: İnsan akıllı bir varlıktır.
Elleriyle bindiği dalı kesenin garabetince işleri olana akıllı diyenin fikrinin ebesi güzel olsa gerek.
Geçmişi, geleceğinin sırtına binerse, an be an yükü artar insanın ve taşıyamayacağı bir an gelince, yükün altında yığılır kalır.
Geçmiş ise esasen, geleceğin semeridir. Üstüne biner yol alırsın.
Bin yıllık kin olmaz. İnsan insanı ölümle sınamaz. Yere tüküren ile dişini fırçalamayan aynı değeri hiçe saymıştır. Var olmasını...
Varlık ucuzladıkça, var olma adına yapılan ne var ise yoku şişirir.
Ve yok olduğunda ona akarken sana zaman,
Ağlamak, ah etmek manasızdır...
Ne hissediyorsun?
Yaşamının efendisi mi, efendilerin kölesi mi?

Bir yaşam var mı sahiden özgüründen diye soruyorsan,
belki biraz var...

Gayrındaki yaşamlara sarkmayan her yaşam sahibi, yaşamının efendisi ve zayıflığını başkaya yamayan, başkada derman arayan her yaşam ise onun bunun kölesidir.
  

Yazarın Diğer Yazıları