İsmail ARSLAN

Keşke Felsefesi

İsmail ARSLAN

'Keşke' ikircikli bir kelime. Dışa yansıması berbat ve tiksinti verici. Pişmanlığın kıvırtması... içleminde üzüntü hissiyatı yoğun, fakat denge adına, denge ayarını bozan bir işlevi var. Kompleks peydahlayan, güvensiz, sorunlu, sığıntı bir kişilik çağrıştırdıkları…
Keşke yapsaydım…
Keşke yapmasaydım…
Keşke yapsaydı…
Keşke yapmasaydı…
İfade edilince bulantı verici bir ikiyüzlülük. Dışa yansıtıldığında, sinyal için kullanıldığında, teşhirin sırıttığı ve sıktığı anlar vardır, biri de bu.
İnsan, iç işlerinde girift sorunlara kompleks çözümler bulmada ve kendini teraziye almada başarılı, dışa sıfatlamadığı her kendine ait olanı bir biçimde farklı yaşam biçimlerine uydurmaya yetenekli bir canlı. İçe nazarlar, geliştirici idmanlardır.
Şunun için yazıyorum:
Gördüğüm keşke sahiplerine bakış açım pek iç açıcı değil...
Özgüvensizlikleri ve tutsaklığa alınma temayülleri canımı sıkıyor. Kendinizi oturttuğunuz yere tamam; ama her önünüze çıkan sizi körkütük kullanmak zorunda değil. Belki birilerinin kendine saygısı vardır, size olmasa bile.
Ayıbını ve keşkesini paylaşan birine beni paylaşmam. O, muhakkak bir zaman, beni, biriyle keşke ve ayıp mevzusu edecektir. Yalama olmuş bir şey, kaçınamazsınız bundan.
Bundan hoşlanmıyorum

İnsan için kemâlât dağının zirvesindeki toprak aşağıdakinin aynı...
Tek farkı aşağıdan yukarı seçilmiyor; yukarıdan aşağı...
Yukarıda aşağının özlemi, aşağıdan yukarıya heves...
Yaşam ise verildiği kadar var ve insan, tahterevallisinde oyun oynamakla geçiriyor ömrünü…
Bu arada birilerinin yaşamını didikleyip, hükmederek geçen zaman da, yalnızlığın öfkeli sessizliğinde harcanan da son son bittiğinde, hamuruna seni kavuşturmada en çok en sevenlerin en en dediklerin seferber olacaklar...
Senin işin bittikten sonra, ardından övgüler ve yergiler…
Öveni övdürtecek, söveni sövdürtecek malzeme demek etki demektir.
Etki birinde keyfe ya da kedere neden olmuşsa enaniyet demektir.
Enaniyet ise kibrin rahmidir.
Kalbinde zerre kadar kibir bulunanların canları cehenneme dendi.
Kibrimiz fazlaca ve bu kibir  ile bizim yürüyebilme imkanımız yok. Üstelik çok ağırlaştırıyor kulluğu kibir.
Dipsiz bir yaşamı yaşama fukarasıyız. Beceremiyoruz yaşamayı ve civarımızdaki yaşamlar gözümüze batıyor.
Barışık olmak, haltın da sevabın da hakkını vermek lazım...
Aksi halde öncekiler sonrakilerin sağlamasından başka bir şey değil...
Gecenin bir vakti tek başınayken yapabildiğini, civarında birileri varken yapamaması, insanı itaat tavına getirir...  Artıktan aş çıkaranların derdi ile marjinalitenin göbeğini kaşıyanların derdi aynıdır. Ciltler dolusu sıfatın özünde bu küspelimsiliği daima fark edebilirsiniz...
Geçmişi geleceğe  taşımak, geleceğin geçmiş olsunudur...
Hakka değil, çıkar sevdasına öğüt verme ve  almayı terk ettiğimizde  pespaye öğüt, bunalıma girip kendini uçurumdan atacaktır diye umuyorum. O zamana kadar her öğüt işinden rant tahvil eden  işi  tıkırındanın tıkırtısı mideme dokunmaya devam edecek sanırım…
Keşkelerinden duvar örenlerin harcı, öğüttür…
Bu sebeptendir, öğütler esnemeye vesile oluyor… 

Yazarın Diğer Yazıları