Kusursuz olma arzu ve çabası, kadim zamanlardan beri bilinen en büyük kusurdur. Kim düştü ise hep bununla düşmüştür.
Fikrinden asla dönmediğini, hiç yanılmadığını, herhangi bir his, söz ve fiilinden dolayı asla pişmanlık duymadığını söyleyen birinden çekindiğim kadar hiç kimseden çekinmem.
Kusursuz olma arzu ve çabası, kadim zamanlardan beri bilinen en büyük kusurdur. Kim düştü ise hep bununla düşmüştür.
Kusursuzluğa yücelik tanımlamasını yakıştıranların sanrıları yeryüzünde tanrılar üretip durmuştur. İnsan, helvadan tanrılar üreten ve acıktığında el emeği tanrısını yiyebilecek kudrette ilginç güçleri haiz bir yaşam formudur.
Büyük hevesleri olanların yanılgıları da büyük oluyor. Ayrıca yanılgı sadece şahsiyetlerini de ilgilendirmiyor. Civarlarında onlarlı yaşam kurgulayan kim var ise, hepsini tepetaklak edebiliyor. İşin tuhafı orada bariz yanılgı olasılığı asla kabul görmüyor ve yanılgı, uğruna ölünesi bir anlam yüklenerek sonralara taşınabiliyor.
Dünyanın en övülesi meziyeti hatadan dönmek olmalıyken, kudurgan insan tabiatı, hatasından döneni, aşağılamak için 'dönek' yaftası ile ödüllendirir!
Hatadan dönmenin büyük erdem olduğunu söyleyenlerin de çoğunluğu, hatasından dönenlere kuduz muamelesini reva görür.
Tüm bunlar kişisel medeniyet telakkisi ile ilintilidir. Medeniyet algımız terakki etmedikçe, birbirimize mahrumiyetler yaşatacağımız muhakkak...
Yorumlar 2
İsmail Arslan 28 Aralık 2013 09:16
teşekkür ederim hocam, var olun....
Rıza Bozdağ 05 Eylül 2013 12:14
İsmail kardeşim kalemine, ağzına sağlık. Güzel olmuş.